ANA SAYFA / YAZARLAR / Clive Barker

Clive Barker

📜 Hayatı ve Edebi Kişiliği

Clive Barker, sadece bir yazar değil; ressam, yönetmen, oyun yazarı ve modern korkunun **"Vizyoneri"**dir. O, korkuyu yatak odasından çıkarıp, bir sanat galerisine asmıştır.

I. Kan Kitapları ve Stephen King'in Kehaneti

Gençliğinde tiyatro oyunları yazan ve sahneleyen Barker, geceleri ise kimsenin yayımlamak istemediği "aşırı şiddetli ve erotik" öyküler yazıyordu. 1984'te, bu öyküleri "Books of Blood" (Kan Kitapları) adıyla yayımlamayı başardı. Kitap, korku edebiyatında atom bombası etkisi yarattı. O güne kadar korku, "nazik ve ima yollu"ydu. Barker ise deriyi yüzüyor, kemikleri kırıyor ve bunu şiirsel bir dille yapıyordu. Kitabı okuyan Stephen King, o meşhur sözünü söyledi: "Korkunun geleceğini gördüm, adı Clive Barker." Bu söz, Barker'ı bir gecede dünya starı yaptı.

II. Hellraiser ve İğneli Kafa (Pinhead)

Barker, yazdığı senaryoların yönetmenler tarafından mahvedilmesinden bıkmıştı. "Kendi canavarımı kendim çekeceğim" diyerek, The Hellbound Heart novellasını sinemaya uyarladı: Hellraiser. Düşük bir bütçeyle çektiği bu film, korku sinemasında devrim yaptı. Deri kıyafetler giyen, vücutlarına kancalar ve iğneler batırılmış Cenobite'lar (Manastır Rahipleri), klasik "katil" figüründen çok farklıydı. Onlar öldürmek için değil, "haz vermek" (onların dilinde işkence) için geliyorlardı. Pinhead karakteri, modern korkunun en büyük ikonlarından biri oldu.

III. Gizli Dünyalar ve Imajica

90'lı yıllarda Barker, saf korkudan uzaklaşıp devasa fantezi romanları yazmaya başladı. "Imajica" ve "Weaveworld" (Dokudünya), yüzlerce karakterin olduğu, paralel evrenlerde geçen destanlardı. Barker, dünyamızın hemen yanında, göz ucuyla görülebilen "gizli ve büyülü" dünyalar olduğuna inanıyordu. Bir halının deseninde (Dokudünya) veya bir aynanın arkasında koca bir medeniyet saklı olabilirdi.

IV. Kimlik ve Dışlanmışlık

Barker, eşcinsel kimliğini hiçbir zaman saklamadı, ancak 80'ler ve 90'larda bunun bedelini ağır ödedi. Korku camiasındaki muhafazakarlar tarafından dışlandı. Ancak o, bu "öteki" olma durumunu sanatına yansıttı. Onun canavarları (Nightbreed / Gece Dölü), toplumdan dışlanmış, yer altına sürülmüş, ucube denilen ama aslında insanlardan daha onurlu olan varlıklardı. Barker'ın eserleri, "normalliğe" karşı bir başkaldırıdır.

V. Ölümden Dönüş ve Sessizlik

2012 yılında Barker, basit bir diş tedavisi sırasında kaptığı enfeksiyon yüzünden komaya girdi. Kalbi durdu, organları iflas etti. Doktorlar öldüğünü düşündü ama o, günler sonra "cehennemden" geri döndü. Bu süreç ve sonrasındaki sağlık sorunları, onu uzun süre sessizliğe gömdü. Konuşma yetisini yeniden kazanmak zorunda kaldı. Şu anda Los Angeles'taki, duvarları kendi yaptığı ürkütücü tablolarla dolu malikanesinde yaşıyor. Hâlâ yazıyor, hâlâ boyuyor ve hâlâ bize şunu fısıldıyor:

"Herkes bir maskedir, asıl yüzümüz etin altındadır."

Kütüphanemizdeki Eserleri

Konular

Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.

Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.

Konu aç