Frank Cotton, hayatı boyunca hazzın her türlüsünü tatmış, dünyevi zevklerin sınırlarını tüketmiş, doyumsuz bir hedonisttir. Sıradan uyuşturucular veya cinsel deneyimler artık ona yetmemektedir. O, duyuların ötesinde, acı ve hazzın birbirine karıştığı "mutlak deneyimi" aramaktadır. Bu arayışı onu Lemarchand Kutusu (The Lemarchand Configuration) adı verilen gizemli bir bulmaca kutusuna götürür. Efsaneye göre bu kutu çözüldüğünde, başka bir boyuttan gelen ve kendilerine "Cenobitler" (Keşişler) diyen varlıklar çağrılmaktadır. Frank, büyükannesinin Kuzey Londra’daki boş evine yerleşir, kutuyu çözer ve Cenobitleri çağırır. Ancak Frank’in beklediği "zevk", Cenobitlerin sunduğu "sonsuz işkence"dir. Frank’in bedeni parçalanır ve ruhu, Cenobitlerin boyutuna hapsedilir.
Aradan zaman geçer. Frank’in kardeşi Rory ve Rory’nin eşi Julia, bu boş eve taşınırlar. Julia, geçmişte Frank ile yasak bir ilişki yaşamış ve onu asla unutamamıştır; Rory ile olan evliliği ise monoton ve sıkıcıdır. Taşınma sırasında Rory elini keser ve kanı, Frank’in öldüğü tavan arasındaki döşemelere damlar. Bu taze kan, Frank’in yok olmuş bedenini kısmen, iskelet ve kas yığını halinde geri getirir.
Frank, tavan arasında Julia ile iletişime geçer. Julia, karşısında derisi yüzülmüş, et yığını halindeki bu adamı gördüğünde dehşete düşmek yerine, ona duyduğu saplantılı aşk ve tutkuyla büyülenir. Frank, tam olarak iyileşip bedenine kavuşabilmek için daha fazla kana ihtiyacı olduğunu söyler. Julia, Frank’i hayata döndürmek için korkunç bir plana sadık kalır: Barlardan ve sokaklardan adamları eve getirir, onları baştan çıkarır ve çekiçle öldürerek kanlarını Frank’e sunar. Frank her kurbanla biraz daha insan formuna kavuşurken, Julia da işlediği cinayetlerle içindeki karanlığı ve hazzı keşfeder.
Olaylar, Rory’nin yakın arkadaşı (filmde kızı, kitapta arkadaşı/platonik aşığı) Kirsty’nin durumdan şüphelenmesiyle karışır. Kirsty, eve gizlice girdiğinde Frank’in derisiz halini ve Julia’nın ihanetini görür. Frank, Kirsty’yi de kurban etmek ister ancak Kirsty kutuyu alarak kaçmayı başarır. Sokakta bayılan ve hastaneye kaldırılan Kirsty, kutuyu yanlışlıkla çözer ve Cenobitleri (o korkunç, deri kıyafetli, yaralı varlıkları) hastane odasına çağırır. Cenobitler onu almak ister, ancak Kirsty onlara bir anlaşma teklif eder: Kaçan kurbanları Frank’i onlara geri verecektir.
Finalde Kirsty, Cenobitlerle birlikte eve döner. Frank, o sırada kardeşi Rory’yi öldürmüş ve onun derisini giyerek Rory’nin kılığına girmiştir. Ancak Cenobitler kandırılamaz. Kirsty’nin uyarısıyla Frank’in gerçek kimliği ortaya çıkar. Cenobitler, zincirleri ve kancalarıyla Frank’i (ve ona yardım eden Julia’yı) parçalayarak kendi cehennemlerine geri çekerler. Kirsty, kutuyu onlara teslim ederek kıl payı kurtulur ama gördüğü dehşet sonsuza dek zihnine kazınır.

