Roman, 1917 yılında, ABD Virjin Adaları'nın Danimarka'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne devredildiği (Transfer Günü) tarihi anla başlar. Adanın zengin ve saygın bir ailesi olan Bradshawlar için bu, sonun başlangıcıdır. Aile reisi Owen Arthur Bradshaw, adanın Amerikanlaşmasına karşıdır ve bu geçiş döneminde batan bir gemiyle birlikte okyanusun dibini boylar. Geminin batışı, ailenin de "batışının" (drowning) metaforudur.
Geriye iki kızı kalır: Büyük kız Eeona ve küçük kız Anette. Eeona, babasının favorisidir; inanılmaz derecede güzeldir, ancak insanlara mesafeli, soğuk ve neredeyse "kutsal" bir havası vardır. Anette ise tam tersidir; vahşi, gürültülü, cinselliğiyle barışık ve büyüye yatkın bir kızdır. Annesi öldükten sonra kızlar yetim kalır ve ailenin serveti erir.
Roman, bu iki kız kardeşin (ve daha sonra çocuklarının) on yıllara yayılan hikayesini anlatır. Eeona, güzelliği yüzünden lanetlenmiş gibidir; dokunduğu veya sevdiği erkekler bir şekilde zarar görür. Ailenin üzerinde bir "Lanet" vardır: Bradshaw kadınları aşkta asla mutlu olamazlar, onlar ya boğulur ya da sevdiklerini boğarlar.
Hikayenin en karanlık ve sarsıcı noktası, Eeona'nın üvey kardeşi Franck ile yaşadığı yasak ve tutkulu aşktır. Bu ensest ilişki, ailenin izole olmuşluğunun ve kendi içlerine çöküşlerinin en büyük kanıtıdır. Eeona, toplumun gözünde bir "aziz" gibi görünürken, kapalı kapılar ardında günahkardır. Anette ise tam tersine, toplum tarafından yargılanır ama aslında en dürüst ve hayat dolu olandır. Anette'in evlilik dışı çocuğu Jacob, ailenin büyülü mirasını devralır.
Arka planda ise Virjin Adaları değişmektedir. II. Dünya Savaşı sırasında Amerikalı askerlerin gelişi, ardından gelen turizm patlaması, otellerin inşası ve yerli halkın plajlara girişinin yasaklanması gibi sosyal olaylar, ailenin çöküşüyle paralel anlatılır. "Aşk ve Batış Toprakları", bir ailenin sırlarını, büyülerini (saçların kesilememesi, hayaletlerin fısıltısı) ve modernite karşısında yok oluşunu anlatan epik bir ağıttır.

