Giacomo Joyce, James Joyce’un Trieste’de yaşadığı dönemde kaleme aldığı, otobiyografik izler taşıyan ve tek nüshası elle yazılmış bir "şiirsel nesir" denemesidir. Eser, Joyce'un diğer büyük romanları gibi bir olay örgüsü etrafında değil, anlık görüntüler, duygusal fragmanlar ve zihinsel sıçramalar üzerinden ilerler.
Anlatının merkezinde, "Giacomo" (James isminin İtalyanca hali) adındaki bir İngilizce öğretmeninin, öğrencisi olan genç ve aristokrat bir kadına karşı duyduğu umutsuz, yasak ve tutkulu hayranlık yer alır. Joyce, Trieste’nin dar sokaklarında, kütüphane köşelerinde veya sınıf ortamında geçen bu platonik etkileşimleri birer fotoğraf karesi gibi sunar. Kadının bir bakışı, bir eldivenini çıkarışı veya bir hastalığı, Giacomo’nun zihninde devasa edebi imgelere ve felsefi sorgulamalara dönüşür.
Eser, arzunun anatomisini çıkarırken sadece aşkı değil, aynı zamanda yaşlanmayı, sanatçının yalnızlığını ve bir kadının masumiyetinden duyulan o karanlık hayranlığı işler. Joyce burada, daha sonra Ulysses’te zirveye taşıyacağı anlatım tekniklerinin tohumlarını atar. Metin boyunca okuyucu, bir yandan gerçek bir aşkın sancılarını hissederken, diğer yandan kelimelerin bir müzik gibi nasıl işlendiğine şahit olur. Bu, bir "hikâye" anlatmaktan ziyade, bir "duygu halini" dille resmetme çabasıdır. Fragmanlar arasındaki boşluklar, okuyucunun kendi hayal gücüyle doldurması gereken sessiz çığlıklar gibidir.

