Kiev Knezliği

Kiev Knezliği

Dönemin kaynaklarında devletin adı Rus (Рѹсь) veya Rus Toprağı (Русьскаѧ землѧ - Rus'kaya zemlya) olarak geçer.
📅 862 – 1240 ⏳ 378 Yıl
🚩 KURULUŞ:

Vareglerin Daveti (862): İlk Vakanüvis (Povest Vremennıh Let) kroniğine göre, iç savaşlardan yorulan Slav ve Fin-Ugor kabilelerinin İskandinav kökenli Vareg (Viking) lideri Rurik'i düzeni sağlaması için Novgorod'a çağırması. Jeopolitik Bütünleşme (882): Rurik'in halefi Oleg'in Dinyeper nehrinden güneye inerek Kiev'i ele geçirmesi. Kuzey (Novgorod) ve güney (Kiev) merkezlerinin birleşmesiyle "Vareglerden Yunanlara uzanan ticaret yolu" üzerinde devletin asıl jeopolitik iskeleti kurulmuştur.

📖 BÖLÜMLER (İçindekiler)

Kuruluş ve İlk Vareg-Rus Knezleri (862 – 980)

Bu dönem, İskandinav kökenli savaşçı-tüccar Vareglerin (Normanlar/Vikingler), Doğu Slavlarını idareleri altına alarak dağınık kabileleri tek bir devlet çatısı altında birleştirmeye başladıkları kuruluş evresidir.

Rurik (862? – 879?) – Kurucu Figür Slav kabilelerinin (Slovenler ve Kriviçler) ile bazı Fin kavimlerinin kendi aralarındaki iç çatışmalara son vermek için deniz aşırı Vareg knezlerini davet ettikleri kabul edilir. Vakayinamelerdeki meşhur davet şöyledir: “Ülkemiz büyük ve bereketlidir ancak bir düzeni yoktur. Gelin ve hükümdarlarımız olarak saltanat sürün, bizi yönetin!”,. Bunun üzerine İskandinav kökenli Rurik (veya Rorik), kardeşleri Sineus ve Truvor ile birlikte 862 yılında Rus topraklarına gelmiş, Rurik kuzeydeki Novgorod (veya Ladoga) şehrine yerleşmiştir,,. Rurik’in 879 civarındaki ölümüne kadar kuzeyde bir siyasi merkez oluşturulmuştur,. (Bu dönemde Askold ve Dir adında iki Vareg başbuğunun da güneye inerek Kiev’de hakimiyet kurdukları bilinmektedir,).

Prens Oleg (Helgi) (879/882 – 912) – Gerçek Kurucu Rurik öldüğünde oğlu İgor çok küçük olduğu için idareyi Rurik’in akrabası olan Oleg devraldı,. Oleg, güneye, Dinyeper nehri boyunca inerek 882 yılında Kiev’i ele geçirdi. Kiev’de hüküm süren Askold ve Dir’i “Knez soyundan değilsiniz” diyerek hile ile öldürttü ve Kiev’i devletin yeni başkenti (“Rus şehirlerinin anası”) yaptı,. Oleg’in bu hamlesi Kiev Rusyası’nın fiilen kuruluşunu temsil eder. Oleg dönemi, Baltık’tan Karadeniz’e uzanan devasa “Vareglerden Greklere” ticaret yolunun güvenliğini sağlamak ve diğer Slav kabilelerini (Drevliyanlar, Severyanlar, Radimiçler vs.) haraca bağlamakla geçmiştir,,. 907 yılında Konstantinopolis’e (Bizans) devasa bir donanmayla başarılı bir sefer düzenlemiş, ganimet almış ve 911 yılında Ruslar lehine çok önemli ticari ayrıcalıklar içeren bir antlaşma imzalamıştır,,. Halk arasında “Veşçi” (Akıllı/Büyücü) olarak anılan Oleg’in, atının kafatasından çıkan zehirli bir yılanın ısırması sonucu 912 yılında öldüğü rivayet edilir,.

Prens İgor (Ingvar) (912 – 945) – İlk Rurikoviç Oleg’in ölümünden sonra tahta Rurik’in oğlu İgor geçti,. İgor da selefleri gibi Bizans üzerine 941 ve 944 yıllarında iki büyük sefer düzenledi. Ancak Bizans’ın kullandığı ve gemileri yakan “Rum ateşi” nedeniyle ağır kayıplar da verdi; nihayetinde 944 yılında yeni bir ticaret antlaşması imzaladı,,. İgor’un sonunu getiren olay, Drevlyane (Ormanda yaşayanlar) kabilesinden aynı yıl içinde ikinci kez, aşırı miktarda vergi (haraç) toplamaya çalışması oldu. İsyan eden Drevliyanlar, İgor’u 945 yılında acımasızca öldürdüler,.

Prenses Olga (Helga) (945 – 962 civarı) – İntikam ve Hristiyanlığa İlk Adım İgor’un ölümünün ardından oğlu Svyatoslav henüz küçük olduğundan, devleti naibe sıfatıyla İgor’un eşi Prenses Olga yönetti,,. Olga’nın ilk işi, kocasının katilleri olan Drevliyanlardan eşine az rastlanır bir hile ve vahşetle intikam almak oldu; Drevliyanların başkenti Iskorosten’i yerle bir etti, yaşlıları katletti, sağ kalanları köle yaptı,. Bu olaydan sonra Olga, keyfi ve kuralsız vergi toplama usullerini (poliudie) terk edip devlete vergi toplanmasında düzenli bir sistem kurdu. Rus tarihi açısından Olga’nın en kritik eylemi, Konstantinopolis’e giderek (955 veya 957 yılında) vaftiz olması ve Hristiyanlığı kabul eden ilk Rus yöneticisi olmasıdır,,,. Bizans İmparatoriçesi’nin adı olan Helen (Yelena) ismini alan Olga, Hristiyanlığı halkına benimsetemese de (oğlu Svyatoslav da reddetmiştir), Rusya’yı Hristiyan dünyasına entegre edecek o kapıyı ilk aralayan kişidir,.

Prens I. Svyatoslav (964 – 972) – Savaşçı Knez Olga’nın oğlu Svyatoslav, annesi Hristiyan olmasına rağmen pagan olarak kalmayı tercih eden ve hayatını bitmek bilmeyen seferlerle savaş alanlarında geçiren bir hükümdardı,,. Kiev’de kalmaktan hiç hoşlanmaz, tıpkı ordusundaki askerler gibi eyerini yastık yapıp yerde uyurdu. En büyük askeri başarısı, Doğu’da Hazar Kağanlığı’nı ve İdil Bulgarlarını mağlup ederek büyük Hazar devletini yıkmasıdır,. Ancak hırsları onu Balkanlara da yöneltti. Bizans’ın daveti üzerine Bulgaristan’a giren Svyatoslav, bölgenin zenginliğine ve stratejik önemine hayran kalarak devletin merkezini Kiev’den Tuna boyundaki Pereyaslavets’e taşımayı düşündü,,. Rusların Balkanlar’da bu kadar güçlenmesinden korkan Bizans İmparatoru Çimiskes ile savaşa girdi ve nihayetinde yenilerek Rusya’ya dönmek üzere antlaşma yapmak zorunda kaldı,. 972 yılında Kiev’e dönerken Dinyeper şelalelerinde Peçeneklerin pususuna düştü ve öldürüldü. Peçenek hanı Kurya, Svyatoslav’ın kafatasından şarap kadehi yaptırarak bu zaferini kutlamıştır,.

Prens I. Yaropolk ve İlk Taht Kavgaları (972 – 980) Svyatoslav, sefere çıkmadan önce topraklarını üç oğlu arasında paylaştırmıştı: Yaropolk‘a Kiev’i, Oleg’e Drevliyan bölgesini, evlilik dışı oğlu Vladimir’e ise Novgorod’u vermişti. Svyatoslav’ın ölümünden sonra üç kardeş arasında, Rus tarihindeki veraset sistemi eksikliğinden kaynaklanan ilk kanlı iç savaş patlak verdi. I. Yaropolk ve Oleg arasındaki savaşta Oleg öldü; Novgorod’daki Vladimir ise canını kurtarmak için İskandinavya’ya (deniz aşırı diyara) kaçtı. Birkaç yıl sonra İskandinavya’dan topladığı yeni Vareg/Viking paralı askerleriyle geri dönen Vladimir, ağabeyi Yaropolk’u mağlup edip öldürterek 980 civarında Kiev tahtının tek ve mutlak hakimi oldu.

 

Altın Çağ ve Hristiyanlaşma (980 – 1054)

Bu evre, I. Vladimir’in devleti tek inanç etrafında birleştirmesiyle başlar ve oğlu Akıllı Yaroslav’ın siyasi, hukuki ve kültürel atılımlarıyla Kiev Rusyası’nı zirveye taşımasıyla sona erer.

  1. Vladimir (Aziz Vladimir / Büyük Vladimir) (980 – 1015) Kardeşi Yaropolk’u mağlup ederek tahtı ele geçiren Vladimir, isminin hakkını verircesine (cihan hakimi) devletin sınırlarını her yönde genişleten kararlı bir knezdi. Batıda Polonya üzerine yürüyerek Peremışl ve Çerven gibi şehirleri aldı, Baltık yönünde ilerledi; doğuda ise Volga Bulgarları ve Peçeneklerle mücadele etti. İlk başlarda pagan inançlarını düzene sokmaya çalışarak Kiev’de gök gürültüsü tanrısı Perun ve diğer ilahlar için mabetler inşa ettirse de, kısa süre sonra devletin daha birleştirici ve evrensel bir inanca ihtiyacı olduğunu fark etti.

Eski Rus kroniklerinde Vladimir’in din arayışı efsanevi bir “inanç seçimi” hikayesiyle anlatılır. Rivayete göre Vladimir; İslam’ı alkolü yasakladığı için (“Rusların keyfi içki içmektir” diyerek), Yahudiliği ise devletsiz ve sürgün edilmiş bir halkın dini olduğu için reddetmiştir. En sonunda elçilerini çeşitli ülkelere gönderdiğinde, elçiler Konstantinopolis’teki (Bizans) Ayasofya’da katıldıkları Ortodoks ayininin ihtişamından büyülenmiş, “Cennette mi yoksa yeryüzünde mi olduğumuzu unuttuk” diyerek Vladimir’i Yunan (Bizans) Hristiyanlığına ikna etmişlerdir.

Ancak gerçekte bu karar diplomatik ve siyasi bir hamleydi. Bizans İmparatoru II. Basileios, iç isyanları bastırmak için Vladimir’den askeri yardım istemiş, karşılığında kız kardeşi Prenses Anna’yı ona eş olarak vermeyi vaat etmişti. Vladimir 6.000 kişilik bir ordu gönderip isyanın bastırılmasını sağladı, ancak İmparator sözünden dönünce Vladimir, Kırım’daki önemli Bizans şehri Chersonesus’u (Korsun) kuşatarak ele geçirdi. Köşeye sıkışan İmparator, Anna’yı gönderdi ve Vladimir burada vaftiz edilerek prensesle evlendi (988 veya 989).

Kiev’e dönen Vladimir, pagan putlarının yıkılmasını ve nehre atılmasını emrederek halkı Dinyeper Nehri’nde topluca vaftiz ettirdi. Hristiyanlığın kabulü, dağınık durumdaki Doğu Slavlarını tek bir devlette birleştirip ortak bir ideoloji verdi. Kiril alfabesi ve Kilise Slavcasının ibadet dili olarak kullanılması, Ruslara kendi dillerinde bir edebi ve kültürel zemin kazandırdı. Bu büyük eylemi nedeniyle Vladimir, Ortodoks Kilisesi tarafından “Aziz” (Havarilere Eşit) ilan edilmiştir.

  1. Svyatopolk (Lanetli Svyatopolk) (1015 – 1019) Vladimir’in 1015’teki ölümü, Rus tarihindeki veraset sistemi eksikliğinden kaynaklanan kanlı bir iç savaşı tetikledi. Tahtı ele geçiren en büyük oğul Svyatopolk, rakiplerini ortadan kaldırmak için kardeşleri Boris ve Gleb’i acımasızca öldürttü. Bu iki kardeş daha sonra direnmeyip İsa gibi ölüme gittikleri için Rus Kilisesi’nin ilk azizleri (tutku taşıyıcıları/strastoterptsi) ilan edileceklerdir. Svyatopolk, iktidarını korumak için Katolik kayınpederi Polonya Kralı Cesur Boleslav ile ittifak kurdu. Ancak Novgorod’da hüküm süren kardeşi Yaroslav, Vareg (Viking) paralı askerlerinin desteğiyle Svyatopolk’u 1019’da yenerek tahttan indirdi ve Svyatopolk tarihe “Lanetli” lakabıyla geçti.
  2. Yaroslav (Akıllı/Bilge Yaroslav) (1019 – 1054) Yaroslav tahtı ele geçirse de 1036 yılına kadar kardeşi Mstislav ile devleti paylaşmak zorunda kaldı; Mstislav’ın ölümünden sonra ise Kiev Rusyası’nın tek ve mutlak hakimi oldu.

Çok okuyan, zeki ve kültüre değer veren bir lider olduğu için kendisine “Akıllı” (Mudrıy) lakabı verilmiştir. Yaroslav’ın saltanatı, Kiev Rusyası’nın her alanda zirveye ulaştığı dönemdir:

  • Askeri Başarılar: 1036/1037 yıllarında, on yıllardır devleti tehdit eden Peçenekleri Kiev surları önünde kesin bir yenilgiye uğratarak bu göçebe tehdidini ortadan kaldırdı.
  • Kültürel Atılımlar: Konstantinopolis’teki adaşından esinlenerek Kiev’deki ünlü Ayasofya (Kutsal Hikmet) Katedrali’ni inşa ettirdi. Rumcadan Rusçaya birçok dini eseri tercüme ettirerek Ayasofya bünyesinde büyük bir kütüphane kurdu. Ayrıca dönemin en büyük dini ve kültürel merkezi olacak Kiev Mağaralar Manastırı (Peçerskaya Lavra) bu dönemde kurulmaya başlandı.
  • Kilisenin Millileşmesi: 1051 yılında Bizanslı bir Rum yerine, İlarion (Hilarion) adında yetenekli bir Rus din adamını bizzat Kiev Metropoliti olarak atayarak Rus Kilisesi’nin bağımsızlık yönündeki ilk önemli adımını attı.
  • Hukuk – Russkaya Pravda: Rusya’nın ilk yazılı kanun mecellesi olan Russkaya Pravda (Rus Gerçeği / Yaroslav’ın Pravdası) onun döneminde oluşturuldu. Bu kanun, ilkel kan davalarını kısıtlıyor ve suçları “vira” adı verilen detaylı para cezalarına (sosyal statüye göre değişen tazminatlar) bağlıyordu.
  • Avrupa ile Entegrasyon (Hanedan Evlilikleri): Yaroslav, devletini uluslararası arenada saygın bir konuma getirdi. Kendisi İsveç prensesiyle evliydi. Kızlarını Fransa, Norveç ve Macaristan krallarıyla evlendirdi; oğullarını ve kız kardeşlerini ise Polonya, Bizans ve Alman kraliyet aileleriyle evlendirerek Avrupa ile inanılmaz genişlikte bir diplomatik bağ kurdu.

Dağılmanın Tohumları: Yaroslav, kendi ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgası çıkmasını engellemek amacıyla, 1054’te ölmeden önce devleti oğulları arasında paylaştırdı. En büyük oğul İzyaslav’a Kiev ve Novgorod’u, Svyatoslav’a Çernigov’u, Vsevolod’a Pereyaslavl’ı verdi. Hedefi, Kiev’in merkezde kalacağı hiyerarşik bir kardeşler arası rotasyon (kıdem) sistemi kurmaktı. Ancak bu karmaşık “rota” sistemi, onun ölümünün hemen ardından prenslerin kişisel ihtiraslarıyla çökecek ve devletin parçalanıp zatyıflamasının başlamasına neden olacaktır.

 

Zayıflama, İç Çatışmalar ve Kuman Tehdidi (1054 – 1132)

Kiyef Rusyası’nın bu dönemi, Akıllı Yaroslav’ın ölümünden sonra devletin oğulları arasında bölünmesiyle başlayan, bitmek bilmeyen iç savaşların (taht kavgalarının) yaşandığı ve güneyden gelen yıkıcı Kuman (Polovtsi) saldırılarına karşı yaşam mücadelesi verilen çalkantılı bir evredir,,. Vladimir Monomah döneminde sağlanan geçici “altın çağ” birliği dışında, devlet yavaş yavaş feodal parçalanmaya doğru sürüklenmiştir,.

Yaroslav’ın Mirası ve “Rota” (Kıdem) Sistemi Akıllı Yaroslav 1054 yılında ölmeden önce, knezler arası taht kavgalarını önlemek amacıyla devleti oğulları arasında paylaştırdı,,. Büyük oğlu I. İzyaslav’a Kiyef ve Novgorod’u, II. Svyatoslav’a Çernigov’u, I. Vsevolod’a Pereyaslavl’ı, Vyaçeslav’a Smolensk’i ve İgor’a Vladimir-Volinya’yı verdi,,. Ancak bu paylaşım beraberinde çok karmaşık bir veraset sistemini, “Rota” (kıdem/rotasyon) sistemini getirdi,. Bu sisteme göre Kiyef tahtı (Büyük Knezlik) babadan oğula değil, sülalenin en yaşlı erkeğine, yani kardeşten kardeşe geçmeliydi,. Prensliklerin sayısı arttıkça ve amcalar ile yeğenler arasındaki yaş/kıdem hesaplamaları içinden çıkılmaz bir hal aldıkça, sistem çöktü ve amansız taht kavgaları başladı,,.

Kuman (Polovtsi) Tehdidi ve 1068 Ayaklanması Aynı dönemde, Kiyef Rusyası güney bozkırlarından gelen yeni ve çok daha tehlikeli bir Türk boyunun, Kumanların (Polovtsiler) istilasına uğradı,,. Kumanlar, Peçenekleri Tuna’ya doğru sürerek güney steplerine hakim olmuşlardı ve 1061’den itibaren Rus topraklarına sürekli ve yıkıcı saldırılar düzenlemeye başladılar,.

1068 yılında İzyaslav, Svyatoslav ve Vsevolod’un birleşik güçleri Dinyeper bölgesinde Kumanlara karşı ağır bir yenilgi aldı. İzyaslav ve Vsevolod Kiyef’e kaçtı. Kuman ilerleyişi karşısında Kiyef halkı (Veçe – Halk Meclisi) toplanarak knezden savaşmak için silah ve at talep etti; ancak Knez I. İzyaslav (1054-1068) bu talebi reddedince halk isyan etti,. İsyancılar İzyaslav’ı şehirden kovarak yerine hapiste olan Vseslav’ı (1068-1069) kısa süreliğine knez yaptılar,. Bu olay, Kiyef siyasetinde halk meclisinin (Veçe) knezler üzerindeki gücünü ve demokratik-oligarşik rolünü gösteren en belirgin örneklerden biridir,.

Triumvira’nın Çöküşü ve II. Svyatopolk (1093-1113) İzyaslav Lehistan’ın yardımıyla tahtını geri alsa da (1069-1073 ve 1077-1078), kardeşler arası mücadele bitmedi. İzyaslav’ın ardından sırasıyla kardeşi II. Svyatoslav (1073-1076) ve diğer kardeşi I. Vsevolod (1078-1093) Kiyef tahtına geçti. Vsevolod’un ölümünden sonra ise İzyaslav’ın oğlu II. Svyatopolk (1093-1113) Büyük Knez oldu,. II. Svyatopolk dönemi, Kuman saldırılarının zirveye çıktığı ve 1093 yılında tüm Kiyef Rusyası’nın korkunç bir yıkıma uğradığı bir dönemdi. İç savaşların devleti tamamen yok edeceğini anlayan Rus knezleri, 1097 yılında Liubeç (Lübeç) Kongresi’nde bir araya geldiler,. Svyatopolk ve Vladimir Monomah’ın da aralarında bulunduğu knezler, “Neden aramızda kavga ederek Rus topraklarını yıkıyoruz? Kumanlar ülkemizi yağma ediyorlar. Gelin birleşelim” diyerek barış yemini ettiler. Kongrede, knezlerin kendi bulundukları bölgeleri babadan oğula miras bırakabilmeleri (“herkes kendi mirasına sahip çıksın” ilkesi) kabul edilse de, Kiyef tahtı için “kıdem” sistemi devam ettiği için kalıcı bir barış sağlanamadı,.

1113 Kiyef İsyanı ve Vladimir Monomah’ın Altın Çağı (1113-1125) 1113 yılında Knez II. Svyatopolk’un ölümü üzerine Kiyef’te şiddetli bir isyan patlak verdi. Kıtlık ve ekonomik baskılardan bunalan halk, şehir amirinin (tysiatskii) sarayını yağmaladı, Yahudilere ve aristokratlara saldırdı. Kiyef Halk Meclisi (Veçe), otoriteyi sağlaması için dönemin en saygın ve yetenekli askeri lideri olan, Vsevolod’un oğlu Vladimir Monomah’ı tahta davet etti,. İlk başta teklifi reddeden Monomah, isyanın kiliseleri ve tüm aristokrasiyi yok etme tehdidi karşısında 60 yaşında Kiyef’e gelerek tahta çıktı ve düzeni sağladı,,.

Vladimir Monomah (1113-1125), Kiyef Rusyası’nın bu karanlık evresindeki en büyük ve en başarılı liderdir,. Daha Büyük Knez olmadan önce bile Kumanlara karşı (1103 Dolob gölü buluşması ve 1111 Salnitsa savaşı gibi) muazzam zaferler kazanmış, Kuman boylarını darmadağın etmiştir,. Dışarıda sınırları güvence altına alırken, içeride Russkaya Pravda (Rus Kanunları) üzerine sosyal reformlar (borçluları koruyan yasalar) eklemiş, çocuklarına bıraktığı ünlü edebi eseri Nasihatlar (Pouchenie) ile bilge bir yönetici profili çizmiştir,. Ayrıca gelecekteki Moskova’nın merkezini oluşturacak olan Vladimir-Suzdal bölgesinde Vladimir şehrini kurmuştur. Onun dönemi, devletin yıkılmadan önceki son büyük şahlanışı ve istikrar dönemidir.

  1. Mstislav (Büyük Mstislav) ve Bölünmenin Eşiği (1125-1132) Vladimir Monomah’ın 1125’teki ölümü üzerine yerine yetenekli oğlu I. Mstislav geçti,. Mstislav, babasından devraldığı otoriteyi ve birliği korumayı başardı; Kumanlara ve diğer yabancı güçlere karşı devleti başarıyla savundu. Ancak onun 1132’deki ölümü, Kiyef Rusyası’nın bütünlüğünü tutan son bağların da kopmasına neden oldu,. 1132’den itibaren devlet, artık geri dönülemez bir biçimde feodal prensliklere parçalanması Moğol felaketine zemin hazırlayacaktır,.

 

Parçalanma, Otorite Kaybı ve Moğol Yıkımı (1132 – 1240)

Büyük Mstislav’ın 1132’de ölümüyle Kiyef Rusyası’nda merkezi otorite tamamen çökmüş ve devlet, 1139-1237 yılları arasında gücünü tamamen yitirerek gevşek bir knezlikler federasyonuna dönüşmüştür. Bu dönemde ticaret yollarının yön değiştirmesi de dağılmayı hızlandırmıştır; Kiyef hala Bizans ile ticarete odaklanmaya çalışırken, Novgorod ve Smolensk Baltık bölgesine, Ryazan ve Suzdal ise Doğu’ya yönelerek kendi ekonomik bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. 1204 yılında Haçlıların Konstantinopolis’i yağmalamasıyla Kiyef’in can damarı olan Dinyaper ticaret yolu büyük bir darbe almıştır.

Taht Kavgalarının Zirvesi ve Knezler (1132 – 1169) Mstislav’ın ardından Kiyef tahtı tam bir istikrarsızlık sarmalına girdi. Sırasıyla II. Yaropolk (1132-1139), kısa bir süre Vyaçeslav (1139), II. Vsevolod (1139-1146) ve II. İgor (1146) Kiyef’te hüküm sürdü. 12. yüzyılın ortalarında Kiyef tahtı, Suzdal Knezi Yuri Dolgoruki (Uzun Elli) ile diğer knezler arasında kanlı bir satranç tahtasına dönüştü. Yuri Dolgoruki, Kiyef’i birkaç kez ele geçirip kaybetti (1149-1150, 1150 ve nihayet 1155-1157 yılları arasında) ve 1157’de Kiyef’te ölene dek burada hüküm sürdü,. Onun ardından I. Rostislav, III. İzyaslav ve II. Mstislav gibi knezler defalarca el değiştirerek kısa süreli hakimiyetler kurdular,.

Kiyef’in Düşüşü: 1169 Yağması Kiyef’in “Büyük Knezlik” ve başkent statüsüne asıl ölümcül darbeyi, yabancılar değil, bir başka Rus knezi vurdu. Suzdal Knezi Yuri Dolgoruki’nin oğlu Andrey Bogolyubski, 1169 yılında ordularını Kiyef’in üzerine gönderdi. O sırada Kiyef tahtında bulunan yeğeni II. Mstislav şehri terk edip kaçmak zorunda kaldı. Andrey’in askerleri “Rus şehirlerinin anası” sayılan Kiyef’i acımasızca yağmaladı, yaktı ve tahrip etti. İşin en çarpıcı yanı, Andrey Bogolyubski’nin zaferden sonra Kiyef’e yerleşmeyi reddetmesiydi; Kiyef’in idaresini kardeşi Gleb‘e (1169-1171) bırakarak kendi başkenti olan kuzeydoğudaki Vladimir şehrinde kalmayı tercih etti,. Bu olay, Kiyef’in siyasi ve ruhani merkez olma özelliğini tamamen yitirdiğini ve gücün artık Vladimir-Suzdal knezliğine kaydığını açıkça tescillemiştir,.

Moğollarla İlk Karşılaşma: Kalka Nehri Muharebesi (1223) 13. yüzyılın başlarında, kendi iç çatışmalarıyla meşgul olan Rus knezlikleri doğudan gelen meçhul ve korkunç bir tehditle karşılaştı. 1223 yılında Cengiz Han’ın generalleri Cebe ve Subutay komutasındaki Moğol keşif birlikleri Kafkasları aşarak Kuman (Kıpçak) bozkırlarına girdi. Kumanlar, Rus knezlerinden yardım isteyerek “Bugün bizim topraklarımızı alırlar, yarın sizinkileri” diyerek tehlikenin boyutunu anlattılar. Bunun üzerine dönemin en güçlü üç Rus knezi olan Galiç Knezi Mstislav, Çernigov Knezi Mstislav ve Kiyef Knezi Mstislav Romanoviç ordularını birleştirerek Moğolları bozkırda karşılamaya karar verdiler,. Ancak 16 Temmuz 1223’te Azak Denizi yakınlarındaki Kalka Nehri’nde gerçekleşen muharebede, Rus ve Kuman birlikleri arasındaki koordinasyonsuzluk nedeniyle Moğollar ezici bir zafer kazandı,. Kiyef Knezi Mstislav, ordusuyla birlikte Kalka kıyısında tahkim edilmiş bir karargahta üç gün direndiyse de, teslim olma şartıyla yapılan ateşkesi bozan Moğollar tarafından acımasızca öldürüldü. Bu büyük felaketin ardından Moğol ordusu aniden doğuya dönüp gözden kayboldu; Ruslar bu “günahkar Tatarların” nereden gelip nereye gittiğini anlayamamışlardı,.

Batu Han’ın İstilası ve Kiyef’in Yıkılışı (1237 – 1240) 14 yıl süren sessizliğin ardından Moğollar bu kez kalıcı bir fetih için devasa bir orduyla geri döndüler. 1237 kışında Batu Han komutasında Rus sınırlarına giren Moğollar, Ryazan’ı, ardından 1238’de Kolomna, Moskova ve dönemin en güçlü merkezi olan Vladimir’i yakıp yıktılar,,.

Kuzey Rusya’yı harabeye çevirdikten sonra Moğol orduları, 1240 yılının sonlarına doğru son büyük hedef olan Kiyef’e ulaştılar. Moğol komutanı Mengü, Kiyef’e elçiler göndererek teslim olmalarını istedi. Ancak daha önceki felaketlerden ders almayan Kiyefliler, Moğol elçilerini öldürerek fatihlerin gazabını üzerlerine çektiler. Bu korkunç tehdit karşısında o sırada Kiyef Knezi olan Mihail (Çernigovlu), şehri savunmak yerine Macaristan’a kaçtı. Otorite boşluğundan yararlanan Galiç Knezi Daniil (Romanoviç) şehri işgal etti, ancak o da Moğol ordusu yaklaşırken şehirden ayrılarak savunmayı Dmitriy adındaki yetenekli bir komutana (boyar/voyvoda) bıraktı,.

1240 yılının sonunda Batu Han ve Mengü’nün bizzat komuta ettiği devasa Moğol ordusu Kiyef’i tamamen kuşattı. Kaynaklar, Moğol arabalarının gıcırtısından, atların ve develerin kişnemesinden şehirde insanların birbirinin sesini duyamaz hale geldiğini yazar. Şiddetli kuşatmanın ardından Moğol şahmerdanları Kiyef’in kalın surlarında gedikler açtı. Sokak aralarında devam eden kanlı çatışmaların ardından hayatta kalan son Ruslar kiliselere sığındılar, ancak Moğollar kiliseleri de yıkarak içindeki herkesi katlettiler.

1240 yılının Aralık ayında Kiyef düştü. Bir zamanlar 40.000 nüfusuyla Avrupa’nın en büyük ve görkemli şehirlerinden biri olan “Rus Şehirlerinin Anası”, evlerin ve kiliselerin tamamen küle döndüğü, sokaklarının kafatasları ve kemiklerle dolduğu bir hayalet şehre dönüştü,.

Sonuç: 1240 yılındaki bu yıkım, 862 yılında Rurik’in gelişiyle başlayan Kiyef Knezliği (Kievan Rus) dönemini tarih sahnesinden tamamen silmiştir. Hayatta kalan Rus prenslikleri, Batu Han’ın kurduğu Altın Orda Devleti’ne boyun eğerek vergi ödeyen vasallar haline gelmiş ve Rus tarihinde “Tatar Boyunduruğu” (Moğol Hakimiyeti) adı verilen ve yaklaşık 250 yıl sürecek olan karanlık ve yeni bir dönem başlamıştır.

 

🏁 YIKILIŞ:

Moğol İstilası (Aralık 1240): Cengiz Han'ın torunu Batu Han komutasındaki Moğol ordusunun uzun bir kuşatmanın ardından başkent Kiev'i tamamen yakıp yıkması ve nüfusunu kılıçtan geçirmesi. Bu felaket, merkezi otoriteyi fiilen bitirmiş ve Rus topraklarını yaklaşık 240 yıl sürecek olan Altın Orda boyunduruğuna (Tataro-mongolskoye igo) sokmuştur.

🗺️ Dünya Tarihi