Ölü Canlar, Rus edebiyatının en ilginç karakterlerinden biri olan kurnaz ve hırslı Çiçikov’un hikâyesidir. Çiçikov, Rusya’nın taşra kasabalarını gezerek tuhaf bir alışveriş yapmaktadır: Kağıt üzerinde hala yaşıyor görünen ancak gerçekte ölmüş olan köleleri (serfleri), yani "ölü canları" satın almaktadır.
Bu absürt planın arkasında, satın aldığı bu "hayali" köleleri ipotek ettirerek devletten kredi çekme ve sosyal statü kazanma hırsı yatar. Çiçikov, yolculuğu boyunca birbirinden ilginç, yozlaşmış, cimri, kaba ve tuhaf toprak sahipleriyle tanışır. Gogol, bu karakterler üzerinden aslında Rusya’nın o dönemki toplumsal yapısını, bürokrasisini ve insan ruhunun karanlık, gülünç köşelerini muazzam bir yergiyle eleştirir.
Kitap, "Neden gülüyoruz? Kendi halimize gülüyoruz!" dedirten bir ayna görevi görür. Başlangıçta bir komedi gibi ilerlese de, sayfalar ilerledikçe yazarın Rus ruhuna dair duyduğu derin hüzün ve "gözyaşları arasından yükselen kahkahası" okuru sarsmaya başlar.

