Ulysses

Ulysses (1967)
YÖNETMEN: Joseph Strick SENARİST: Joseph Strick, Fred Haines
Uyarlandığı eser

Ulysses

Kitabı incele →
Ulysses

James Joyce’un Ulysses romanını sinemaya uyarlamaya kalkışmak, ontolojik bir çelişkiyi baştan kabul etmektir; zira roman, anlatının kendisinden çok dilin paramparça edilmesi ve yeniden inşası üzerine kuruludur. Joseph Strick’in 1967 yapımı uyarlaması, edebiyat tarihinin bu en korkutucu anıtına karşı hem büyük bir cüret hem de tam bir teslimiyet belgesidir. Strick, metni sinematik bir dilde yeniden yaratmak yerine, ona tapınmayı seçmiş; sonuç olarak karşımıza saf bir sinema eserinden ziyade, görsellerle desteklenmiş bir “radyo tiyatrosu” çıkmıştır.

Film, 16 Haziran 1904 tarihinde, Dublin sokaklarında dolanan üç farklı zihnin (Leopold Bloom, Stephen Dedalus ve Molly Bloom) yörüngelerini takip eder. Antik Yunan destanı Odysseia’nın modern, ironik ve sıradanlaşmış bir yansıması olan bu yolculukta, Odysseus’un yerini reklam toplayıcısı, Yahudi kökenli ve eşi tarafından aldatılan Leopold Bloom alır. Milo O’Shea’nın hayat verdiği Bloom, filmin tartışmasız en sağlam çapasıdır. O’Shea, karakterin bedensel ihtiyaçlarını, içsel aşağılanmalarını ve çevresindeki düşmanca dünyaya (özellikle milliyetçi İrlandalıların anti-semitizmine) karşı geliştirdiği pasif direnişi kusursuz bir sadelikle oynar. Bloom’un et yeme ritüellerinden dışkılama anına, sokaktaki röntgenciliğinden yas tutan bir baba oluşuna kadar her hali, modern insanın “kahramanlıktan arındırılmış” trajedisini çizer.

Buna karşın, Maurice Roëves tarafından canlandırılan Stephen Dedalus (Telemakhos figürü), filmin yükünü taşımakta zorlanır. Romanda Stephen’ın entelektüel kibri ve “tarih, uyanmaya çalıştığım bir kabustur” cümlesiyle özetlenen ontolojik bunalımı, sinema perdesinde görsel bir karşılık bulamaz. Strick’in statik kamerası, Stephen’ın zihnindeki skolastik felsefe ve sanat teorisi fırtınalarını yansıtmakta aciz kalır; geriye sadece ekranda sürekli somurtan, yabancılaşmış bir genç adam tasviri düşer.

Yapımın sinematik olarak tamamen çöktüğü, ancak uyarlama zorluklarını en net gösterdiği yer ise Circe (Nighttown/Genelev) bölümüdür. Romanın bilinçaltı kabuslarının, bastırılmış cinselliğin ve suçluluk duygularının gerçeküstü bir dille patladığı bu bölüm, filmde amatör bir tiyatro sahnesinin sınırlarına hapsolur. Yönetmenin biçimsel muhafazakarlığı, metnin avangard ruhuna ihanet edercesine yavan ve düz bir mizansen yaratır.

Filmin sanatsal kurtuluşu, paradoksal bir biçimde, sinemadan tamamen vazgeçip edebiyata en saf haliyle döndüğü finalde gerçekleşir. Barbara Jefford’un canlandırdığı Molly Bloom’un yatakta yarı uyur yarı uyanık halde ettiği meşhur kapanış monoloğu (Penelope bölümü), Strick’in metni sansürsüz kullanma cesaretinin meyvesini verdiği andır. Noktalama işaretlerinden yoksun bu zihinsel çağlayan, kadın cinselliği, evliliğin ikiyüzlülüğü, anılar ve yaşamın kabullenilişi üzerine sinema perdesinde duyulmuş en cüretkar sözlü performanstır.

Ulysses (1967), edebi bir devi perdede ehlileştirmeye çalışan ancak onun kelimeleri altında ezilen dürüst ama başarısız bir deneydir.

FRAGMAN

OYUNCULAR

Konular

Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.

Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.

Konu aç

🎬 Tüm Filmler