Phèdre, Yunan mitolojisindeki bir sapkınlık öyküsünün, 17. yüzyıl Fransız ahlakı ve psikolojisiyle yeniden yazılmış halidir. Hikayenin merkezinde, Atina Kralı Thésée'nin (Theseus) karısı olan Kraliçe Phèdre vardır. Phèdre, Güneş Tanrısı Helios'un soyundan gelmektedir ve ailesi, Aşk Tanrıçası Venüs (Afrodit) tarafından lanetlenmiştir. Phèdre'in laneti, kocası Thésée'nin önceki evliliğinden olan üvey oğlu Hippolyte'e duyduğu korkunç, yasak ve karşı konulamaz aşktır. Phèdre bu aşkı yıllarca içinde saklamış, bu iğrenç arzudan kurtulmak için Hippolyte'e kötü davranıp onu saraydan uzaklaştırmış ve yemeden içmeden kesilerek ölmeyi beklemeye başlamıştır.
Oyun, Troezen kentinde, Kral Thésée'nin uzun bir seferdeyken kaybolduğu ve öldüğü haberinin gelmesiyle başlar. Bu ölüm haberi, tüm psikolojik kilitleri kırar. Phèdre'in sadık ve pragmatik dadısı Oenone, madem kral öldü, bu aşkın artık bir "ensest" sayılmayacağını söyleyerek Phèdre'i Hippolyte'e açılmaya ikna eder. Phèdre, Hippolyte'in karşısına çıkar ve edebiyat tarihinin en ünlü monologlarından biriyle içindeki canavarı, ona olan hastalıklı tutkusunu itiraf eder. Hippolyte, son derece ahlaklı ve erdemli bir gençtir (üstelik babasının düşmanı olan Aricie adlı bir kıza aşıktır); bu itiraf karşısında dehşete düşer ve tiksinir. Phèdre reddedilmenin ve kibrinin kırılmasının acısıyla çıldırır.
İşte tam bu noktada klasik tragedyaların o büyük "baht dönüşü" (Peripeteia) gerçekleşir: Öldü sanılan Kral Thésée sapasağlam saraya geri döner. Phèdre, kocasının gözlerine bakamayacak kadar büyük bir suçluluk ve korku içindedir, intihar etmek ister. Ancak dadısı Oenone, kraliçeyi ve çocuklarının onurunu korumak için korkunç bir yalan uydurur: Thésée'ye giderek, Hippolyte'in Phèdre'e tecavüz etmeye kalkıştığını söyler. Phèdre, Hippolyte'in Aricie'ye aşık olduğunu öğrendiğinde yaşadığı o devasa "kıskançlık krizinin" etkisiyle bu yalana sessiz kalır, gerçeği kocasına söylemez.
Thésée, duydukları karşısında çılgına döner. Kendi oğlunu sürgüne gönderir ve deniz tanrısı Neptün'den (Poseidon) oğlunu lanetlemesini, onu yok etmesini ister. Neptün bu duayı kabul eder; Hippolyte deniz kıyısında arabasıyla giderken denizden çıkan devasa bir canavar atları ürkütür ve Hippolyte kayalara çarpıp parçalanarak trajik ve haksız bir şekilde ölür. Hippolyte'in ölüm haberi saraya ulaştığında, dadı Oenone suçluluktan denize atlayarak intihar etmiştir. Phèdre ise yavaş etkili bir zehir (Medea'nın zehri) içerek Thésée'nin karşısına çıkar. Son nefesini vermeden önce, gerçeği anlatır: Hippolyte'in masum olduğunu, o iğrenç tutkunun ve yalanın tamamen kendisine ait olduğunu itiraf eder. Zehir kanını dondururken, ölümüyle dünyadaki o "güneşin saf ışığını" kendi kirinden temizlediğini söyleyerek can verir. Akıl ve irade, lanet ve tutku karşısında mutlak bir yenilgi almıştır.

