Seyahatname

Il Milione

1271 – 1324 14 durak
Seyyah

Marco Polo

1254 — 1324

Seyyah profilini gör →
Marco Polo

Babası Niccolò ve amcası Maffeo ile birlikte yola çıktığı sıfır noktasıdır. Venedik'in sermaye birikimini ve Doğu Akdeniz'deki (Levant) ticari tekelini arkasına alan bir misyonla, Papa X. Gregorius'tan alınan diplomatik mektuplarla Asya'ya doğru harekete geçerler. Haritanın ticari motivasyon merkezidir.

Haçlı devletlerinin Levant'taki son büyük kalesidir. Marco Polo burayı dini bir merkezden ziyade, Avrupa ile Asya arasındaki diplomatik vize noktası olarak kullanır. Kubilay Han'ın özellikle talep ettiği "Kudüs'teki Kutsal Kabir Kilisesi'nden alınmış kutsal yağı" temin ederek, seyahatine meşruiyet ve diplomatik bir kalkan sağlar.

Tebriz'i, Doğu ile Batı'nın mallarının takas edildiği küresel bir serbest bölge olarak haritalandırır. Şehirdeki Hint, Bağdat ve Avrupalı (Ceneviz/Venedik) tüccarların entegrasyonunu, inci ve ipek ticaretinin hacmini inceler. İlhanlı coğrafyasındaki pazar güvenliğini ve vergi düzenini Venedikli bir tüccar pragmatizmiyle över.

Polo ailesi aslında Hindistan üzerinden deniz yoluyla Çin'e gitmek için Basra Körfezi'ne, Hürmüz'e iner. Ancak Marco burada, yerel Arap/Fars gemilerini tersane mühendisliği açısından inceler. Gemilerin çiviyle değil, Hindistan cevizi lifleriyle (koko ipliği) dikildiğini, fırtınalı Hint Okyanusu için fazla dayanıksız olduklarını tespit eder. Bu rasyonel risk analizi sayesinde deniz yolculuğundan vazgeçip, rotayı dünyanın en zorlu kara yoluna (Pamir dağları ve çöller) çevirirler.

Dünyanın damına (Pamir düğümü) tırmanış başlar. Marco burada sadece yükseklik hastalığını (havanın incelmesi nedeniyle ateşin bile zor yanmasını) kaydetmekle kalmaz; Bedahşan bölgesinin yakut (balas ruby) ve lapis lazuli madenlerinin devlet tekeli altında nasıl işletildiğini, madencilik ekonomisini detaylandırır. Kendi adıyla anılacak olan devasa boynuzlu yaban koyunlarının (Ovis ammon polii) ekolojik kaydını tutar.

Kâşgar'ı çöle girmeden önceki son lojistik ikmal vahası olarak tanımlar. Pamuk üretimini ve Nasturi Hıristiyanların bölgedeki varlığını sosyolojik olarak kaydeder. Lop Çölü'ne (Taklamakan uzantısı) girdiklerinde ise edebiyat tarihine geçen o meşhur psikolojik gözlemini yazar: Çölün ıssızlığında kervandan geride kalanların "ruhların veya cinlerin seslerini" duyduklarını, isimleriyle çağrıldıklarını ve yollarını kaybederek öldüklerini anlatır. Bu, çöl fırtınalarının uğultusunun ve dehidrasyonun insan psikolojisindeki illüzyonunun muazzam bir kaydıdır.

Moğol-Çin imparatorluğunun idari kalbidir. Marco burada Avrupa'nın yüzyıllar sonra ulaşacağı üç büyük "hiper-teknoloji" ve devlet organizasyonuyla karşılaşır ve bunları veri tabanına bir sosyolog gibi işler:
1. Kâğıt Para Sistemi: Han'ın ağaç kabuklarından yaptırdığı kâğıtları imparatorluğun her yerinde geçerli "fiat" (itibari) para birimi olarak kullanmasını, enflasyon kontrolünü ve bu kâğıdı reddedenlerin idam edilişini ekonomi-politik bir şaşkınlıkla anlatır.
2. Kömür Kullanımı: Çinlilerin odun yerine "yanan siyah taşlar" (kömür) kullanmasını, bu sayede haftada üç gün sıcak banyo yapabildiklerini ve devasa termal enerji üretimini endüstriyel bir veri olarak kaydeder.
3. Yam (Posta) Teşkilatı: Çin'in her 40 kilometresine kurulan atlı posta istasyonlarını, imparatorluğun bir ucundan diğerine haberin birkaç günde nasıl ulaştığını askeri bir lojistik dehası olarak haritalandırır.

Eski Güney Song Hanedanı'nın başkenti olan Kinsay'i "Dünyanın en asil ve en muazzam şehri" (Città del Cielo) olarak tanımlar. Marco'nun tüccar aklı burada zirveye çıkar. Şehrin 12.000 taş köprüsünü, su kanallarını, ipek üretim hacmini ve devasa hamam kültürünü betimler. En çarpıcı olanı, Hanbalık'taki (Pekin) merkezi hazineye bu şehirden sadece tuz vergisinden akan yıllık geliri dönemin altın kuru üzerinden milimetrik olarak hesaplamasıdır. Bu durak, 13. yüzyıl Çin'inin devasa bürokratik ve ekonomik üstünlüğünün otopsisidir.

Muson rüzgârlarını beklemek için adada beş ay kalırlar. Ekvator kuşağına inen Marco, Kutup Yıldızı'nın görünmediğini belirterek astronomik bir tespit yapar. Burada karşılaştığı gergedanları, Avrupa mitolojisindeki "tek boynuzlu atlar" (Unicorn) zanneder; ancak onların efsanelerdeki gibi asil beyaz atlar değil, çamurda yuvarlanan kıllı ve çirkin hayvanlar olduğunu yazarak, Avrupamerkezci efsaneleri sahada ampirik bir gözlemle çürütür. Ada yerlilerinin yamyamlık ritüellerini antropolojik bir soğukkanlılıkla kaydeder.

Seylan'ı dünyanın en güzel adası olarak haritalandırır. Ancak odak noktası doğa değil, yine ekonomidir. Adadaki yakut ve safir madenlerini, inci avcılarının okyanus dibine dalış tekniklerini ve köpekbalıklarından korunmak için Brahman rahiplerine ödedikleri "tılsım vergisi"ni sosyo-ekonomik bir sistem olarak inceler.

İlhanlı başkenti Tebriz üzerinden Karadeniz'e ulaşan Polo ailesinin, Asya kara kütlesini terk edip Avrupa'ya deniz yoluyla geçiş yaptığı son Asya durağıdır. Pax Mongolica'nın (Moğol Barışı) koruyucu kalkanından çıkıp, Venedik ve Ceneviz rekabetinin tehlikeli denizlerine girdikleri kritik jeopolitik ve ticari geçiş noktasıdır.

24 yıllık serüvenin ardından memlekete varış noktasıdır. Seyyahlar, Venedik lehçesini unutmaya yüz tutmuş ve yıpranmış Tatar kıyafetleri içinde şehre döndüklerinde akrabaları tarafından tanınmazlar. Bu ontolojik kimlik krizini, bir akşam yemeğinde Tatar elbiselerinin astarlarını yırtıp içinden dökülen devasa miktardaki yakut, safir ve zümrütleri masaya sererek aşarlar. Bu rasyonel servet gösterisi, Venedikli burjuvalar için kimlik doğrulamanın en kesin aracı olarak haritaya işlenecek kusursuz bir sosyolojik mikro-anıdır.

Seyahatnamenin sahada değil, esarette doğmasını sağlayan diplomatik ve askeri krizin merkezidir. Venedik ve Ceneviz filoları arasındaki deniz muharebesinde (Curzola) esir düşen Marco, Cenova'da bir zindana atılır. Il Milione (Dünyanın Harikaları), hücre arkadaşı olan yazar Rustichello da Pisa'ya Asya'nın ticari, lojistik ve bürokratik verilerinin hafızadan dikte edilmesiyle işte bu hapishanede devasa bir veri ambarına dönüşür. Eserin fiziksel doğum yeridir.

70 yaşında ölüm döşeğindeyken, anlattığı kâğıt para, yanan taşlar (kömür) ve devasa posta teşkilatı gibi detaylar yüzünden onu yalancılıkla suçlayan rahiplerin ve akrabalarının günah çıkarma taleplerini reddettiği son duraktır. "Ben gördüklerimin yarısını bile anlatmadım" şeklindeki mutlak cevabını vererek, Asya'nın gerçekliğinin 14. yüzyıl Avrupa'sının epistemolojik algı kapasitesini çok aştığını kanıtladığı felsefi kapanış noktasıdır.