A. J. P. Taylor'ın "İkinci Dünya Savaşının Kökenleri" adlı eseri, yirminci yüzyılın en büyük çatışmalarından biri olan İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcına dair geleneksel anlatıları sorgulayan kapsamlı ve tartışmalı bir incelemedir. Kitap, 1961'de ilk yayımlandığında dünya çapında büyük yankı uyandırmış ve kabul görmüş doğruları çürütme iddiasıyla dikkat çekmiştir.
Taylor, tarihçiliğe yargılayıcı bir tavırla yaklaşmak yerine, "ne olduğunu ve niçin olduğunu anlamak" amacıyla, olayların gerçekleştiği dönemin ahlaki anlayışına odaklanır. Örneğin, Versay Barış Antlaşması'nın ahlaki geçerliliği konusundaki tartışmalarda, kendi ahlaki yargılarını sunmak yerine, Almanların ve hatta birçok Müttefik ülkenin Versay'ı "adil" bir barış olarak görmediği gerçeğine vurgu yapar.
Kitap, İkinci Dünya Savaşı'nı büyük ölçüde Birinci Dünya Savaşı'nın bir tekrarı ve mirasçısı olarak konumlandırır. Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı'nda özellikle ilk savaşın hükmünü değiştirmek ve ardından yapılan anlaşmayı ortadan kaldırmak için savaştığını, karşıtlarının ise bu anlaşmayı savunmak için mücadele ettiğini ileri sürer. Bu bağlamda, Versay Antlaşması'ndan Almanya'nın Polonya'yı işgaline kadar olan dönemi kapsayarak, devlet politikalarını ve liderlerin başarısızlıklarını gözler önüne serer.
Taylor'ın en çarpıcı argümanlarından biri, savaşın ana sorumlusu olarak görülen Adolf Hitler'in aslında "bir canavar ya da şeytan olmadığını" ve savaşın büyük ölçüde kazara başladığını savunmasıdır. Ona göre Hitler, başkalarının hatalarını ve beceriksizliklerini başarıya dönüştüren bir "fırsatçı"dır. Bu bağlamda, genellikle Hitler'in savaş planlarını ortaya koyduğu düşünülen ve Nürnberg'de sıkça kullanılan "Hossbach Muhtırası" gibi belgelere dahi eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşır.
Yazar, Birinci Dünya Savaşı'nın kökenleri üzerine yapılan detaylı araştırmaların aksine, İkinci Dünya Savaşı'nın kökenlerinin nispeten az ilgi gördüğünü ve Eylül 1939'daki ilk açıklamaların yirmi yıldan fazla bir süre sonra bile neredeyse herkes tarafından kabul edildiğini belirtir. Ancak Taylor, geleceğin tarihçilerinin bu olaylara farklı bir gözle bakacağını öngörerek, günümüz tarihçilerinin geçmişin yargılarını tekrar etmek yerine, geleceğin yargılarını öngörmeye çalışması gerektiğini savunur.
Kitabın içeriği, "Unutulan Sorun" ile başlar ve "Birinci Dünya Savaşının Mirası"ndan, savaş sonrası ilk on yıla, Versay'ın sonuna, Habeşistan Hadisesi'ne, Locarno'nun sonuna, yarı silahlı barış dönemine (1936-1938), Avusturya'nın ilhakı olan Anschluss'a, Çekoslovakya Krizi'ne, altı aylık barışa, Sinir Savaşı'na ve son olarak Danzig Savaşı'na kadar kronolojik bir sıra izler. Bu bölümler aracılığıyla, uluslararası ilişkilerin karmaşık yapısını, büyük güçlerin dinamiklerini ve savaşın kaçınılmaz bir sonuç olup olmadığını tartışır.
"İkinci Dünya Savaşının Kökenleri", kalıplaşmış bakış açılarını sorgulayan kışkırtıcı ve yenilikçi bir tarih yaklaşımı sunarak, okuyucuları İkinci Dünya Savaşı'na bir daha aynı gözle bakamayacakları derinlemesine bir düşünce yolculuğuna çıkarır.

