Antony Beevor'un İspanya İç Savaşı 1936-1939, 1936'daki askeri ayaklanmayı yalnızca bir darbe kroniği olarak değil, monarşiden kalkınan İspanya'nın toplumsal ve siyasi kırılmasının sonucu olarak okur. Kitap, Alfonso XIII'ün sürgünü, İkinci Cumhuriyet'in kuruluşu, toprak reformu ve kilise-mülkiyet gerilimleri üzerinden «eski İspanya» ile cumhuriyetçi umutların nasıl bir arada yaşadığını gösterir. 1931 seçimleri, anayasa tartışmaları ve sağ-sol kutuplaşması, Beevor'un deyimiyle «ölümcül paradoks»u hazırlar: cumhuriyetçiler reform yapmadan güvenlik kazanamaz, muhafazakârlar ise reformu felaket sayar.
Askeri darbe 18 Temmuz 1936'da parçalı başlar; Sevilla, Maroko ve kuzey cepheleri Franco'nun lehine dönerken Madrid, Barcelona ve büyük şehirlerin bir kısmı cumhuriyetçilerde kalır. Beevor «iki İspanya»nın savaşını anlatırken Kızıl Terör ile Beyaz Terör'ü ayrı ayrı belgeler; milisler, dış müdahale öncesi cepheler, Afrika Ordusu'nun denize geçişi ve halk milislerinin örgütlenmesini lojistik ve insan ölçeğinde resmeder. Savaşın ilk aylarında zaferin hangi tarafa kayacağının belirsiz olduğu, yazarın sürekli vurguladığı bir temadır.
Üçüncü bölümde çatışma uluslararasılaşır: Nazi Almanya ve faşist İtalya'nın Condor ve Aviazione Legionaria desteği, SSCB'nin danışmanları ve «Uluslararası Tugaylar», Madrid kuşatması ve Guernica gibi sembolik olaylar bu çerçevede işlenir. Beevor, Madrid'in «propaganda zaferi» ile askeri gerçeklik arasındaki farkı, entelektüellerin (Orwell, Hemingway, Malraux) savaştaki rolünü ve diplomatik satrancı birlikte okur. Savaş, ona göre erken dönemde İkinci Dünya Savaşı'nın vekalet sahnesine dönüşür.
Dördüncü ve beşinci kısımlarda Jarama, Guadalajara, Brunete, Ebro ve Teruel muharebeleri; iç cephedeki komünist-anarşist çatışmalar, POUM davası ve Barcelona Mayıs olayları anlatılır. Franco'nun iktidar konsolidasyonu, cumhuriyetçi cephenin iç gerilimleri ve «kuşatılmış cumhuriyet»in yıpranması, zaferin yalnızca cephe hattında değil, siyaset ve propaganda alanında kazanıldığını gösterir. Beevor, her iki tarafın da ideolojik şiddetini gizlemeden, okuru kahramanlaştırma yerine belirsizlik ve trajedi içinde tutar.
Kitabın sonu, 1939'da cumhuriyetin çöküşü ve uzun Franco diktatörlüğünün mirasına uzanır. Türkçe baskı Onur İşci çevirisiyle 682 sayfada sunulur; haritalar, görsel malzeme listesi ve Türkçe önsözle desteklenir. Eser, askeri harekât meraklıları kadar 20. yüzyıl Avrupa siyasetini, medya ve dış müdahaleyi birlikte düşünmek isteyen okura yönelik kapsamlı bir makro tarih anlatımıdır.

