Lasgush Poradeci’nin yirminci yüzyılın ilk yarısında kaleme aldığı 'Vallja e yjeve' (Yıldızların Dansı, 1933) ve 'Ylli i zemrës' (Kalbimin Yıldızı, 1937) adlı eserlerinin birleşimi olan bu külliyat, Balkan edebiyatının faydacı ve ulus-inşacı romantizmden saf şiire (poésie pure) geçişinin en keskin epistemolojik kopuşunu temsil eder. Metin, dış dünyanın nesnel gerçekliğini askıya alarak, dili ontolojik bir laboratuvar gibi kullanır. 'Vallja e yjeve' bölümü, evrensel harmoni ve astral sembolizm üzerine inşa edilmiş bir mimariye sahiptir.
Bu evrende gökyüzü ve yıldızlar, yalnızca fiziksel mesafeleri değil, ruhun ulaşmaya çalıştığı metafiziksel mutlaklığı imler. Şairin topografik referans noktası olan Ohri Gölü, bu metinlerde salt bir coğrafya olmaktan çıkarak, gökyüzünü ve sonsuzluğu yeryüzüne indiren mistik bir ayna işlevi görür. Külliyatın ikinci ayağı olan 'Ylli i zemrës' ise bakış açısını makrokozmostan mikrokozmosa, yani insan ruhunun içsel çalkantılarına ve erotik-spiritüel ıstıraba odaklar.
Aşk, Poradeci’nin ontolojisinde biyolojik veya seküler bir çekimden ziyade, ruhun kozmik kaynağına dönme çabasının yarattığı trajik bir hasrettir. Poradeci’nin poetik dehası, kullandığı dilin arkaplanındaki sentetik ve filolojik işçilikte yatar. Arnavutçanın arkaik köklerini kazıyarak elde ettiği kelimelerle kendi icat ettiği neolojizmleri sentezleyen şair, gündelik iletişime kapalı, tamamen ezoterik bir kelime dağarcığı yaratır.
Bu hermetik dil, katı bir metrik sistem ve hipnotik bir aliterasyon ağıyla desteklenerek, metni salt okunur bir yapıdan çıkarıp işitsel bir ayine dönüştürür.

