Dublinliler, 1904-1907 yılları arasında kaleme alınmış on beş kısa öyküden oluşan bir yapıttır. Eser, 20. yüzyılın başlarında, İngiliz egemenliğine karşı İrlanda milliyetçiliğinin zirveye ulaştığı bir dönemde geçmektedir. Kitabın ana teması, adından da anlaşılacağı üzere, Dublin kentinin ve orada yaşayan insanların "felç olmuş" yaşamıdır. Joyce, eserini erkek kardeşine yazdığı bir mektupta "Dublin'deki felç olmuş hayatı anlatmak için yazdığını" ifade etmiştir.
Öyküler, insan hayatının farklı evrelerini kronolojik bir sırayla ele alır: çocukluktan başlar, ilk gençlikten geçer ve yetişkinliğe erişir. Bu bağlamda, Dublin kentinin kendisi de bir başkarakter gibi işlenir; kentin kasvetli, kahverengi evleri ve çamurlu sokakları, sıradan, düş kırıklığına uğramış ve yenik düşmüş hayatların bir yansımasıdır. Edebiyat eleştirmenleri, Dublinliler'i gerçekçilikten doğalcılığa, oradan da simgeciliğe uzanan çeşitli akımlarla ilişkilendirmişlerdir. Ancak kitabın kendine özgü yalınlığı ve Joyce'un sonraki deneysel anlatım tekniklerinin ipuçlarını taşıması, onu benzersiz kılar. Çevirmen Celal Oster, döneme ve bölgeye özgü deyimler, göndermeler, şairler, yazarlar ve Hristiyanlıkla ilgili tartışmaları açıklamak amacıyla kitaba yaklaşık iki yüz açıklayıcı not eklemiştir.
Öykülerin Kısa Özetleri :
Kitaptaki öyküler, insan yaşamının farklı evreleri etrafında şekillenir:
- Çocukluk Dönemi Öyküleri: "Kız Kardeşler", "Bir Karşılaşma", "Araby" gibi öykülerde, hayatı çocukların duygusal tepkileri, gözlemleri ve izlenimleri üzerinden izleriz.
- "Kız Kardeşler": Peder James Flynn'in ölümü ve cenazesi etrafında gelişen bu öyküde, Peder'in Latince telaffuzu, katakomplar, Napoleon ve farklı günah türleri üzerine verdiği bilgiler, dönemin dini ve kültürel atmosferini yansıtır.
- "Araby": Öykünün adı, 1894 yılının Mayıs ayında Dublin'de bir yerel hastaneye yardım sağlamak amacıyla düzenlenen "Araby: Grand Oriental Fete" adlı Doğu temalı bir karnavaldan gelmektedir. Joyce bu öyküde "kahverengi" kelimesini birkaç kez kullanarak Dublin'in hüznünü ve kasvetini vurgular.
- İlk Gençlik ve Gençlik Dönemi Öyküleri: "Eveline", "Yarıştan Sonra", "İki Delifişek", "Pansiyon" gibi öykülerde ise ilk gençlik ve gençlik çağlarının düşleri ve düş kırıklıkları ön plana çıkar.
- Yetişkinlik ve Yaşlılık Dönemi Öyküleri: "Ölüler"e kadar uzanan sonraki öykülerde, geleceği olmayan yetişkinler ve yaşlılar umarsızca konuşur, tartışır, dolaşır dururlar.
- "Tanrı'nın İnayeti" (Grace): Bu öykü, insanların Tanrı huzurunda dürüst ve özü sözü bir olması gerektiği fikrini işler. Öyküde, küçük kusurların, zayıflıkların ve hayatın ayartıcılığının bilincinde olunması gerektiği, ancak hatalarla yüzleşilip Tanrı'nın inayetiyle düzeltilebileceği vurgulanır. İrlanda Kilisesi'nin ibadetlerde yalınlığı savunduğu ve mum kullanımından kaçındığı belirtilir.
- "Ölüler" (The Dead): Bu öykü, kitabın en uzunu olup tek başına bir novella niteliği taşır ve aynı zamanda kitabın bir "sonsözü" gibidir. Öyküde Gabriel Conroy'un, Daily Express'e edebiyat yazıları yazması nedeniyle "İngiliz yalaka" olmakla suçlanması gibi dönemin İrlanda-İngiliz ilişkilerine ve milliyetçi duygulara değinilir. Gabriel'ın bir arkadaşıyla Aran Adaları'na seyahat planları yapması da İrlanda kültürü ve coğrafyasına bir göndermedir. "Ölüler" teması, hayatın ölüme, ölümün hayata, yaşayanların ölülere ve ölülerin yaşayanlara karıştığı karmaşık ilişkileri gözler önüne serer.

