Il Canzoniere, yazarın kendi deyimiyle "halk dilinde yazılmış dağınık parçalar" olsa da, aslında Batı edebiyatının en iyi kurgulanmış psikolojik otobiyografisidir. Eserin temel itici gücü, yazarın 1327 yılında Avignon'da Laura'yı görmesiyle başlayan ve 1348'deki Büyük Veba salgınında Laura'nın ölmesiyle bile bitmeyen o devasa, dünyevi saplantıdır. Eser bir giriş sonesiyle başlar: Yazar, geriye dönüp gençlik günlerinde düştüğü bu aşk hatasını anlatacağını ilan eder ve okurdan hem merhamet hem de af diler.
Eser iki ana bölüme ayrılır. Birinci bölüm (Laura'nın Yaşamında), Laura'nın fiziksel güzelliğinin, altın sarısı saçlarının, melekleri andıran yürüyüşünün ve zalim kayıtsızlığının tasvirleriyle doludur. Ancak Petrarca, Orta Çağ ozanları gibi kadını sadece ulvi bir varlık olarak övüp geçmez. O, Laura'ya duyduğu bu şiddetli arzunun aslında kendisini Tanrı'dan ve kurtuluştan uzaklaştırdığının son derece farkındadır. Laura'nın ismi (L'aura/Lauro), şairin kazanmak istediği o edebi şöhreti (defne tacını) de sembolize eder. Şair, kadına duyduğu aşkla edebi kibre duyduğu arzu arasında sıkışmıştır. Bu bölümde doğa (Avignon çevresindeki nehirler, ormanlar), şairin ruh halinin bir aynası olarak işlev görür. Şair doğada yalnız kalmak ister ama aşk onu her yerde takip eder.
İkinci bölüm (Laura'nın Ölümünde), edebiyat tarihindeki en keskin psikolojik kırılmalardan biridir. 1348 yılında veba Avrupa'yı kasıp kavururken Laura da ölür. Bu ölüm, Petrarca'nın şiirlerinin tonunu tamamen değiştirir. Laura artık ona eziyet eden dünyevi ve zalim bir kadın değil, cennetten ona yol gösteren, rüyalarına giren ve ona teselli veren ruhani bir rehbere dönüşür. Ancak yazarın vicdan azabı bitmez; geçmişte zamanını bir faninin (bir bedenin) peşinde koşarak harcadığı için duyduğu suçluluk hissi, şiirlerin ağırlık merkezine oturur. Zamanın ne kadar hızlı geçtiği, dünyevi güzelliğin, şöhretin ve arzunun nihayetinde toprağa karışacak birer yanılsama (illüzyon) olduğu fikri eseri domine eder.
Eserin finali, Laura'ya değil, doğrudan Meryem Ana'ya (Vergine bella) yazılmış görkemli bir yakarış şiiriyle (Canzone) biter. Şair, ömrü boyunca peşinde koştuğu o dünyevi hayaletten ve kendi kibrinden arınmak, içindeki bu tükenmez savaşı bitirmek ve ruhunu kurtarmak için Meryem Ana'ya yalvarır. Il Canzoniere, sadece bir aşk şiirleri kitabı değil; modern aklın doğuş sancılarının, arzunun ahlakla çarpışmasının ve bir entelektüelin kendi ruhunu mikroskop altına alışının 366 adımlık edebi otopsisidir.

