ANA SAYFA / KİTAPLAR / Türk Sinemasında Cinselliğin Tarihi

Türk Sinemasında Cinselliğin Tarihi

11 Saat 18 Dk (Tahmini)
Editör puanı
8.6
(8.6/10)

Editör Notu

🌟 Neden Okumalıyım?

  • Kapsamlı ve Belgesel Yaklaşım: Agah Özgüç, cinselliğin Türk sinemasındaki evrimini "bir tarihçinin dikkati ve sabrı ile" ele alıyor. Zengin özel koleksiyonundaki malzemeyi kullanarak, konuyu belgeleriyle açıklıyor ve "salt ulusal sinemanın tarihi değil, toplumun belirli bir konudaki bilinçlenmesinin öyküsü"nü sunuyor. Bu, konuya merak duyan herkes için değerli bir referans noktası olmasını sağlar.
  • Toplumsal ve Sinematografik Bir Analiz: Kitap, 1940'ların "göbek" anlayışından, 1960'ların striptiz gösterilerine, 1970'lerin seks ve porno salgınından günümüzdeki "olgunluk çağı"na nasıl gelindiğini, hangi yasakların aşıldığını inceliyor. Bu gelişim, sinemanın bir yansıması olarak toplumun cinselliğe bakışındaki değişimi de gözler önüne serer.
  • Nesnel ve Tanımlayıcı Anlatım: Selim İleri'nin de belirttiği gibi, Özgüç, sinemadaki cinsellik sorununa "yaşanan hayattan örneklerle, verilerle ve pratiğin sözlüğüyle" yaklaşmayı tercih ediyor. Konuyu belirleyen örnek ve verilerin üstünde kalmayarak, kılgının (pratiğin) çerçevelediğine "üstten bakmama"yı yeğliyor. Bu nesnel duruş, okuyucuya kendi çıkarımlarını yapma fırsatı verir ve gelecekte sosyologlar için "yararlı bir kaynak" teşkil edebilir.
  • Önemli Filmler ve Yönetmenler Üzerine Derinlemesine İnceleme: Metin Erksan'ın "Yılanların Öcü", "Susuz Yaz" ve "Kuyu" gibi filmlerindeki cinsellik, şiddet ve erotizm temaları detaylıca analiz edilir. Bu filmlerin, toprak mülkiyeti, kırsal yaşam ve cinsel zorbalık gibi konuları cesurca ele alışı vurgulanır. Ayrıca Şerif Gören'in "Suçlular Aramızda"sı, "Gizli Duyguları" ve "Amerikalı"sı gibi filmlerin cinsel fanteziler ve kadının iç dünyası üzerine getirdiği farklı bakış açıları incelenir.
  • Geniş Bir Erotik Film Seçkisi: Kitap, Türk sinemasının "En Erotik 10 Film Seçkisi"ni sunar ve bu listenin 1990'ların başında oluşturulduğunu belirtir. Metin Erksan'ın "Suçlular Aramızda"sı ve "Kuyu"su, Halit Refiğ'in "Şehrazat"ı gibi erken dönem örneklerinin yanı sıra, 1980 sonrası çekilen ve kadın sorunlarına cesur yaklaşımlar getiren Şerif Gören'in "Gizli Duyguları" ve Şahin Kaygun'un "Dolunay"ı gibi filmler de değerlendirmeye alınır.

⚠️ Neden Okumamalıyım?

  • Subjektif Yorum Eksikliği: Selim İleri'nin de vurguladığı gibi, Agah Özgüç "nesnel kalmayı yeğlemiştir". Bu durum, okuyucunun doğrudan bir eleştirel analiz veya yönetmenlik bakış açısı yerine daha çok tanımlayıcı bir anlatımla karşılaşacağı anlamına gelir. Eğer bir eserden yoğun kişisel yorum ve eleştirel derinlik bekliyorsanız, bu durum sizi tatmin etmeyebilir.
  • Erotizm ve Pornografi Ayrımının Sınırlı Tartışması: Selim İleri, Türk sinemasının "erotizm yerine pornografiyi seçtiği" ve "erotik olsun diye yola çıkılan girişimlerin, pornografide takılıp kaldığı" eleştirisini getirir. Özgüç'ün kitabı konuyu tarihsel bir perspektiften ele alırken, bu ayrımın felsefi veya sanatsal derinliğini Selim İleri'nin eleştirel boyutuyla aynı ağırlıkta işlemeyebilir.
  • Güncelliğini Yitiren "En Erotik 10 Film Seçkisi": Kitaptaki "En Erotik 10 Film Seçkisi"nin 1990'ların başında oluşturulduğu belirtilmiştir. Yıllar içinde Medcezir Manzaraları, Raziye, Düş Gezginleri ve Sarı Tebessüm gibi yüksek dozlu erotik filmler çekildiği ifade edilse de, liste güncellenmemiştir. Bu durum, kitabın belirli bir bölümünün güncel Türk sineması için eksik kalmasına neden olabilir.

📖 Kitap Hakkında

  • Agah Özgüç'ün kaleme aldığı "Türk Sinemasında Cinselliğin Tarihi" adlı eser, Türk sinemasının uzun yıllar boyunca tabu olarak görülen, sansür ve önyargılarla çevrili cinsellik temasını, belgesel nitelikte bir tarihçilik ve eleştirel bir yaklaşımla ele alan kapsamlı bir çalışmadır. Bu kitap, sadece ulusal sinemanın bir tarihi olmakla kalmayıp, toplumun cinsellik konusundaki bilinçlenmesinin de bir öyküsünü sunmaktadır.

    Kitap, Türk sinemasının derinlemesine incelenmesinde önemli bir boşluğu doldurmaktadır, zira Agah Özgüç gibi "Don Kişot" olarak nitelendirilen kişisel çabalar dışında sinema yazını alanında ciddi bir boşluk bulunmaktadır. Özgüç, yıllardır sinema kronolojileri, eleştiri ve incelemeleriyle sinema sanatının "okuryazarı" olmayı seçmiş ve bu eserle sinemamızın cinsellik sorununa yaşanan hayattan örnekler, veriler ve pratik bir sözlükle yaklaşmıştır. Yazarın, eserini Giovanni Scognamillo ile ilk kez 1965 yılında "Türk Sinemasında Cinsellik" adıyla hazırlamaya çalışması ve kitabın yayıncı tarafından "Yerli Sinemada Seks" olarak değiştirilip çıplak fotoğraflarla sansasyonelleştirilerek toplatılması, konunun o yıllardaki hassasiyetini ve zorluğunu gözler önüne sermektedir. Bu deneyim, erotizm, seks ve cinsellik kavramlarının nasıl algılandığına dair bir ön izleme sunar.

    Kitap, Türk sinemasında cinselliğin tarihsel süreç içindeki evrimini dönemler halinde inceler. Giovanni Scognamillo'nun ön sözde belirttiği gibi, 1940 ve 1950'lerin "göbek" danslarından, 1960'ların yersiz striptiz gösterilerine, 1970'lerin önce seks, sonra porno salgınından bugünkü "olgunluk çağına" nasıl gelindiğini belgeleriyle açıklamaktadır.

    • 1960'lar ve Metin Erksan Dönemi: 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası Türk sinemasında köy filmlerinin ve "toplumsal gerçekçilik" akımının yoğunlaştığı dönemde, cinsellik daha cesur bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır. Metin Erksan'ın filmleri bu değişimin önemli örnekleridir. Özellikle "Susuz Yaz" (1963), toprak ve su mülkiyeti temasının yanı sıra, Türk köylüsünün cinsel davranışlarına cesurca bir gözle bakmıştır. Filmde, Osman'ın (Erol Taş) kardeşinin karısı Bahar'a (Hülya Koçyiğit) tecavüz etmesi gibi sahneler, şiddet ve erotizmi toplumsal olayların akışıyla derinlemesine işlemiştir. Ancak bu cesur yaklaşım sansürle karşılaşmıştır. Sansür kurulu, "büyük kardeşin, küçük kardeşin karısını alması gayri ahlakidir" gerekçesiyle filmi tümüyle reddetmiştir, oysa film büyük kardeşi savunmak yerine ahlaksızlığının cezasını çektirmekteydi. Erksan'ın "Acı Hayat" filmi ise cinsel zorbalığı sınıfsal bir bakış açısıyla ele almıştır.

    • Sansürün Etkisi ve Seks Filmleri Dönemi: Türk sinemasında cinselliğin işlenişi sürekli olarak sansür engeline takılmıştır. 1960'lı ve 1970'li yıllarda sansür uygulamaları akıl almaz gerekçelerle devam etmiş, filmlerin içeriğindeki eleştirel yaklaşımlara bile tahammül gösterilmemiştir. Örneğin, 1966 yapımı "Bitmeyen Yol", "hikayenin kahramanının misafir olarak geldiği erkeksiz evin iffet ve namusuna el uzatarak milli örf ve adetimize ihanet ettiği için" reddedilmiştir. 1975'te Temel Gürsu'nun "Kokla Ama Koparma" adlı seks komedisi, "evli bir kadın nasıl fahişe olur?" gibi absürt bir gerekçeyle reddedilmiş, ancak diyaloglar değiştirilerek sansürü aşabilmiştir. Bu durum, sansürün gerçekleri perdelemeye çalışırken nasıl anlamsızlaştığını göstermektedir.

    • Modern Dönem ve "Olgunlaşma": Son yıllarda ise Türk sineması, cinsellik konusundaki yaklaşımlarında önemli bir değişim ve "olgunlaşma" sürecine girmiştir. Aşırılıklardan kaçınan, dozunda kalan ve estetik ölçüler içinde verilen cinsellik odaklı filmler, sadece erkek seyircilere değil, ailelere de hitap etmeye başlamıştır. Tabuların yıkıldığı, önyargıların yok olduğu bu dönemde, cinsellik hayatın doğal bir işlevi olarak sinemadaki kaçınılmaz yerini almıştır. Agah Özgüç'ün kendisinin de uzun yıllar "erotizm" veya "cinsellik" kelimelerini kitaplarının kapağında kullanamadığı ancak 2000 yılında "Türk Sinemasında Cinselliğin Tarihi" adıyla yayımlandığında bu başarıyı yakaladığı belirtilmektedir. Bu dönemde, Hollywood filmlerinden esinlenmeler ve parodiler de görülmüştür; örneğin Şerif Gören'in "Amerikalı" filminde Lale Mansur'un Sharon Stone'un "Temel İçgüdü"deki karakterine göndermeler yapması gibi.

    Agah Özgüç'ün "Türk Sinemasında Cinselliğin Tarihi", Türk sinemasındaki cinselliğin evrimini, toplumsal değişimler ve sansür mekanizmalarıyla birlikte ele alan, derinlemesine ve belgelere dayalı bir eserdir. Kitap, bu konunun sadece sinemasal bir tartışma olmadığını, aynı zamanda toplumun belirli bir konuda bilinçlenme ve dönüşme öyküsü olduğunu gözler önüne sermektedir. Özgüç'ün çizdiği bu harita, sömürünün, zevksizliğin ve ilkelliğin ötesinde, çağdaş Türk sinemasının cinsellik sorununa en azından günümüzde geçerli bir çözüm bulduğunu ve bu sürecin uzun ve zorlu bir yolculuktan geçtiğini göstermektedir. Yazar, kendi arşivindeki zengin malzemeyi de değerlendirerek, sinemamızda cinsel temaların nasıl işlendiğini, hangi yasakları aştığını ve nasıl bir olgunluğa eriştiğini okuyucuya aktarır.

     

Kalem

Yazar

Agah Özgüç Agâh Özgüç 1932 — 2022

Konular

Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.

Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.

Konu aç