Gizli Yüz

Gizli Yüz (1991)
YÖNETMEN: Ömer Kavur SENARİST: Orhan Pamuk
Uyarlandığı eser

Kara Kitap

Kitabı incele →
Kara Kitap

Orhan Pamuk’un Kara Kitap romanındaki bir hikâyeden yola çıkarak senaryolaştırdığı ve Türk sinemasının en büyük auteur yönetmenlerinden Ömer Kavur’un peliküle aktardığı Gizli Yüz, sinemamızda eşine az rastlanır bir ontolojik labirenttir. Bu eser, sıradan bir arayış hikâyesinden ziyade, Doğu mistisizminin “Vahdet-i Vücud” (varlığın birliği) inancını ve Simurg efsanesini, 1990’lar Türkiye’sinin kasvetli pavyonları, unutulmuş taşra otogarları ve çürüyen saat kuleleri arasına ustalıkla gizleyen modern bir masaldır.

Anlatı, İstanbul’un loş pavyonlarında fotoğraf çekerek geçimini sağlayan genç bir adamın (Fikret Kuşkan), gizemli bir kadınla (Zuhal Olcay) karşılaşmasıyla başlar. Kadın, fotoğrafçının çektiği yüzlerce yüz arasından “kendi içindeki karanlık hikâyeyi yaşamış” bir yüzü aramaktadır. Nihayetinde bu yüzün, bir saatçiye (Rutkay Aziz) ait olduğu anlaşılır ve saatçinin ortadan kaybolmasıyla, genç fotoğrafçı için kasaba kasaba, otel otel sürecek o sonu gelmez “yolculuk” başlar. Ancak yönetmen Kavur, bu yolculuğu hiçbir zaman fiziksel bir mekan değişimi olarak sunmaz; gidilen her kasaba birbirinin aynısıdır, her otel odası aynı kederli yalnızlığa açılır. Asıl yolculuk, fotoğrafçının kendi içine, kendi kimliğinin parçalanışına doğru yaptığı o korkutucu inuştur.

Filmin kalpgâhında “zaman” ve “yüz” metaforları yatar. Saatler, insanın ölümlülüğünü ve dünyanın o mekanik, ruhsuz akışını simgeler. Ancak filmdeki saatçiler zamanı ölçmekten çok, adeta zamanı durdurmak, ona hükmetmek çabasındadırlar. Öte yandan “yüz”, insanın hem dünyaya açılan penceresi hem de asıl benliğini gizlediği en kusursuz maskedir. Fotoğrafçı, aradığı saatçiyi (veya o yüzü) bulduğunda aslında ne bulacaktır? Simurg efsanesindeki gibi, Kaf Dağı’nı aşıp efsanevi kuşa ulaşan otuz kuşun (Si-murg), aynada sadece kendilerini görmeleri gibi; fotoğrafçı da bu arayışın sonunda bizzat aradığı kişiye, saatçiye dönüşecektir. İzlediğimiz şey, bir insanın başka bir insanda kendi yansımasını bularak yok oluşudur.

Ömer Kavur’un sinematografisi, bu soyut ve ağır felsefi metni ehlileştirmekte olağanüstü bir başarı gösterir. Loş sokaklar, gölgeli yüzler, antika dükkânlarının klostrofobisi ve daima duyulan o saat tiktakları, izleyiciyi adeta bir rüya durumuna sokar. Fikret Kuşkan’ın saplantılı ve giderek deliliğe yaklaşan oyunculuğu, filmin o kopuk ritmini ayakta tutan en önemli direklerden biridir. Cahit Berkay’ın ruha işleyen o melankolik müziği ise, Kavur’un kadrajlarına sinmiş olan o kaçınılmaz hüznün sesli bir karşılığıdır.

Gizli Yüz, olayların değil durumların, mantığın değil sezgilerin hakim olduğu; zamanın durduğu ve sadece gölgelerin konuştuğu eşsiz bir sinema deneyimidir. Karşımızdaki eser, insanın tamamlanma arzusu üzerine yazılmış şiirsel bir ağıt, Türk sinema tarihinin felsefi açıdan en cesur ve en tavizsiz yolculuklarından biridir.

OYUNCULAR

Konular

Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.

Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.

Konu aç

🎬 Tüm Filmler