Victor Hugo
📜 Hayatı ve Edebi Kişiliği
Victor Hugo (1802–1885), 19. yüzyıl Fransız edebiyatının mutlak titanı, Romantizm akımının kurucu lideri ve kelimenin tam anlamıyla «yürüyen bir edebi devlettir». Napolyon'un ordusunda görevli bir generalin oğlu olarak doğmuş, hayatının erken dönemlerinde koyu bir kralcı ve muhafazakar iken, yaşlandıkça radikal bir cumhuriyetçiye ve anarşizan bir halk kahramanına dönüşmüştür. Onun edebiyat felsefesi, Klasisizmin o «seçkin, steril ve kurallı» dünyasına karşı açılmış topyekûn bir savaştır. Hugo, Cromwell oyununun meşhur önsözünde «Grotesk» (çirkin, tuhaf ve karanlık olan) ile «Yüce»nin (güzel, ilahi olan) doğada bir arada bulunduğunu, dolayısıyla sanatta da bir arada olması gerektiğini ilan ederek Romantizmin manifestosunu yazmıştır.
Hugo'nun dehası, sadece felsefi itirazında değil, dil üzerindeki yıkıcı gücünde yatar. Yüzyıllardır Fransız şiirini esir alan o katı ölçüleri kırmış, tiyatroyu sadece aristokratların krizlerinin anlatıldığı bir yer olmaktan çıkarıp tarihin, siyasetin ve halkın nabzının attığı devasa bir epik sahneye çevirmiştir. Siyasi fikirleri (özellikle III. Napolyon'un diktatörlüğüne karşı yazdığı yazılar) nedeniyle 19 yıl boyunca Fransa'dan sürgün edilmiş, Guernsey adasında yaşamak zorunda kalmıştır. Sürgünden bir halk kahramanı olarak dönmüş, öldüğünde cenazesine iki milyondan fazla insan katılmış ve naaşı doğrudan Panthéon'a defnedilmiştir. O, edebiyatın siyaseti ve kitleleri nasıl şekillendirebileceğini kanıtlayan en anıtsal figürdür.
Victor Hugo, 26 Şubat 1802'de Besançon'da doğdu. Babası Napolyon ordusunda yüksek rütbeli bir general olan Joseph Léopold Sigisbert Hugo, annesi ise katı bir kraliyetçi olan Sophie Trébuchet idi. Anne ve babasının arasındaki bu derin siyasi ve fikri çatışma, Hugo'nun çocukluğunu şekillendirdi. Babasının görevleri nedeniyle Elba Adası, İtalya ve İspanya gibi farklı coğrafyalarda büyüdü. Bu sürekli seyahatler, onun hayal gücünü besledi. Anne ve babası 1813'te boşanınca Paris'te annesiyle kalmaya başladı ve yoğun bir eğitim hayatına adım attı.
Hugo, henüz çok genç yaşta şiir yeteneğiyle dikkat çekti. 1819 yılında kardeşleriyle birlikte Le Conservateur littéraire adlı bir dergi çıkardı. 1822'de yayımladığı ilk şiir kitabı Odes et poésies diverses, Kral XVIII. Louis'nin dikkatini çekti ve Hugo'ya kraliyet maaşı bağlandı. Aynı yıl, çocukluk aşkı Adèle Foucher ile evlendi; bu evlilikten beş çocuğu oldu. 1827'de yazdığı Cromwell oyununun ön sözü, Fransız edebiyatında Romantizm akımının manifestosu kabul edildi. 1830'da sahnelenen Hernani oyunu, tiyatro salonunda muhafazakarlar ve romantikler arasında «Hernani Savaşı»na yol açtı ve Romantizmin kesin zaferiyle sonuçlandı.
1831 yılında, Paris'in tarihi dokusunu korumak ve gotik mimariye dikkat çekmek amacıyla Notre Dame'ın Kamburu (Notre-Dame de Paris) romanını yazdı. Kitap muazzam bir başarı yakaladı ve Notre Dame Katedrali'nin yıkılmaktan kurtulup restore edilmesini sağladı. 1841'de Fransız Akademisi'ne (Académie française) seçildi. Ancak bu parlak dönem, büyük bir acıyla sarsıldı: 1843'te çok sevdiği kızı Léopoldine ve damadı bir tekne kazasında boğularak öldü. Bu trajedi Hugo'yu derin bir depresyona sürükledi; acısını yıllar sonra Les Contemplations (Düşünceler) adlı şiir kitabında kağıda dökebildi.
Gençliğinde annesinin etkisiyle kraliyetçi olan Hugo, yaşlandıkça özgürlükçü bir cumhuriyetçiye dönüştü. 1848 Devrimi'nden sonra Meclis'e girdi. Başta desteklediği Louis-Napoléon (III. Napolyon) 1851'de darbe yapıp diktatörlüğünü ilan edince Hugo'ya sert karşı çıktı ve can güvenliği için Fransa'dan kaçmak zorunda kaldı. Sürgün hayatı tam 19 yıl sürdü: önce Brüksel'e, ardından Manş Denizi'ndeki Jersey ve Guernsey adalarına yerleşti. Sürgün yılları edebi açıdan en verimli dönemi oldu; yaklaşık 20 yıldır üzerinde çalıştığı, yoksulluğu, adaletsizliği ve insan ruhunun yükselişini anlatan destansı romanı Sefiller (Les Misérables) 1862'de yayımlandı. III. Napolyon'un 1859'daki genel affını «Özgürlük geri dönünce ben de döneceğim» diyerek reddetti.
1870'te Fransa-Prusya Savaşı'nın kaybedilmesi ve III. Napolyon'un devrilmesiyle cumhuriyet yeniden kuruldu. Hugo, Paris'e döndüğünde halk tarafından bir kahraman gibi karşılandı; senatör seçildi, cumhuriyetin sembolü haline geldi. 22 Mayıs 1885'te zatürre sebebiyle 83 yaşında Paris'te vefat etti. Vasiyetinde yoksulların arabasıyla gömülmek istediğini belirtmişti; Fransız devleti ise eşi benzeri görülmemiş bir tören düzenledi. Tabutu bir gece Zafer Takı'nın (Arc de Triomphe) altında kaldı, iki milyondan fazla insan sokaklara döküldü ve naaşı Panthéon'a defnedildi. Hugo sadece bir yazar değil; köleliğe, idama ve yoksulluğa karşı savaşan, Avrupa Birliği fikrini (Avrupa Birleşik Devletleri) ilk ortaya atan vizyoner bir aktivistti.
Kütüphanemizdeki Eserleri
Esmer Kronik Eserleri
Konular
Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.
Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.
Konu aç
Konu açmak için giriş yapın.

