Hikaye, Kiev’deki İlahiyat Akademisi (Bursa) öğrencilerinin yaz tatili için evlerine dağılmasıyla başlar. Başkahramanımız, "Filozof" rütbesindeki Khoma Brut, iki arkadaşıyla birlikte yolda kaybolur. Geceyi geçirmek için ıssız bir çiftliğe sığınırlar. Çiftliğin sahibi olan yaşlı kadın, gece yarısı Khoma’nın yanına gelir, üzerine atlar ve onu bir at gibi kullanarak gökyüzünde uçurur. Khoma, bu kadının bir cadı olduğunu anlar. Havada süzülürken bildiği tüm duaları okur ve eline geçirdiği bir kütükle kadını döverek yere indirir. Yere düştüklerinde yaşlı ve çirkin kadın, ölmek üzereyken güzeller güzeli genç bir kıza (Pannochka) dönüşür. Dehşete kapılan Khoma, oradan kaçarak Kiev’e döner.
Ancak kader peşini bırakmaz. Zengin bir Kazak yüzbaşısı (Sotnik), ölmek üzere olan kızının son isteği üzerine, dualarını okuması için özellikle Khoma Brut’un getirilmesini emreder. Khoma gitmek istemese de Rektör’ün emriyle askerler eşliğinde zorla götürülür. Çiftliğe vardığında kızın öldüğünü ve bu kızın, kendisinin öldürdüğü o güzel cadı olduğunu görür. Yüzbaşı, Khoma’nın üç gece boyunca kilisede kızın cesedinin başında Zebur okumasını emreder.
Birinci Gece: Khoma, eski ve ahşap kilisede yalnız kalır. Kendini korumak için yere tebeşirle bir daire çizer ve dualara başlar. Gece yarısı kızın cesedi tabuttan kalkar, kilisenin içinde dolaşır ve Khoma’yı yakalamaya çalışır. Ancak çizilen kutsal daireyi geçemez ve Khoma’yı göremez.
İkinci Gece: Dehşet artar. Cadı bu kez yalnız değildir; kilisenin içi uçuşan, sesler çıkaran sayısız ifrit ve yaratıkla dolar. Tabut havada uçar, dairenin sınırlarını zorlar. Khoma korkudan saçları ağararak sabahı zor eder.
Üçüncü Gece: En korkunç gecedir. Yaratıkların sayısı o kadar artar ki kilisede adım atacak yer kalmaz. Cadı, Khoma’yı bir türlü göremediği için yeraltı dünyasının en korkunç yaratığı olan "Viy"i yardıma çağırır. Viy, topraktan yapılmış gibi görünen, demir parmaklı ve göz kapakları yere kadar sarkan devasa bir cücedir/yaratıktır. İçeri girdiğinde ağır adımlarla yürür ve o meşhur emri verir: "Göz kapaklarımı kaldırın!" Yaratıklar Viy'in göz kapaklarını kaldırır. Khoma, içindeki sese ("Sakın bakma!") rağmen dayanamayıp Viy'e bakar. Viy, parmağıyla onu işaret ederek "İşte o!" diye bağırır. Bütün yaratıklar Khoma'nın üzerine çullanır. O anda horoz öter (sabah olmuştur), yaratıklar kaçmaya çalışır ama pencerelerde ve kapılarda sıkışıp kalırlar. Khoma ise korkudan oracıkta can verir. Kilise o günden sonra lanetli olarak kalır ve zamanla otlar, ağaçlar arasında kaybolur.

