Finnegans Uyanması, geleneksel olay örgüsünü, zaman mefhumunu ve karakter sürekliliğini reddeden dairesel bir eserdir. Kitabın ilk cümlesi, son cümlesinin devamıdır; yani eser bittiği yerden başlar ve sonsuz bir döngüyü temsil eder. Kitap, Dublinli bir meyhaneci olan Humphrey Chimpden Earwicker (HCE) adındaki bir adamın bir gece boyunca gördüğü devasa, kozmik ve kaotik bir rüyayı anlatır.
Rüya boyunca HCE, insanlık tarihindeki pek çok farklı figüre dönüşür (Adem, Nuh, Napolyon gibi). Karısı Anna Livia Plurabelle (ALP) ise zamanı ve sürekliliği temsil eden Liffey Nehri ile özdeşleşir. Kitapta belirgin bir "olay" aramak zordur; ancak temel eksende HCE’nin bir parkta işlediği iddia edilen belirsiz bir "suç", bu suçun yarattığı suçluluk duygusu ve bu durumun çocukları (Shem, Shaun ve Issy) üzerindeki yansımaları işlenir.
Anlatı, Giambattista Vico’nun "tarihin tekerrürden ibaret olduğu" felsefesi üzerine kuruludur. İnsanlığın düşüşü, ölümü ve yeniden doğuşu (Uyanış) temaları, yüzlerce dilden gelen kelimelerin birleştirilmesiyle oluşturulan "portmanto" kelimeler aracılığıyla sunulur. Seslerin, ritmin ve rüya mantığının hakim olduğu bu metinde, okuyucu kendini bir anlam bulma çabasından ziyade, dilin müzikalitesine ve evrensel bir kolektif bilincin akışına bırakır. Her kelime, tarihin farklı bir katmanına, mitolojiye veya gündelik hayata dair onlarca farklı çağrışım barındırır.

