Ana Sayfa / Dünya Tarihi ve Ülkeler / Moskova Knezliği
Moskova Knezliği

Moskova Knezliği

Moskova Knezliği (Княжество Московское)
📅 1283 – 1547 ⏳ 264 Yıl
🚩 KURULUŞ:

Kuruluş (1263 / 1283): Efsanevi knez Aleksandr Nevski'nin en küçük oğlu Daniil Aleksandroviç'e, o dönemde ormanlık ve önemsiz bir bölge olan Moskova'nın tımar (udel) olarak verilmesi. Bağımsızlık (Ekim 1480): III. İvan'ın Ugra Nehri Karşılaşması (Stoyaniye na Ugre). Moskova ordusunun Ugra nehrinin bir yakasında, Altın Orda Hanı Seyid Ahmed'in ordusunun diğer yakasında haftalarca bekleşmesi. Kışın bastırmasıyla Moğolların savaşmadan geri çekilmesi sonucu, 240 yıllık Tatar-Moğol hegemonyasının (İgo) kan dökülmeden, taktiksel bir tükenişle hukuken sona ermesi.

📖 BÖLÜMLER (İçindekiler)

Kuruluş ve Moğol Himayesinde İlk Yükseliş (1283 – 1359)

Coğrafi Avantaj ve Kuruluş Kaynaklarda ilk kez 1147 yılında, Suzdal knezi Yuri Dolgoruki’nin Ryazan ve Çernigov knezliklerine karşı bir sınır karakolu (ve ahşap bir hisar) olarak inşa ettirdiği küçük bir yerleşim olarak geçen Moskova, 13. yüzyılın sonlarına kadar önemsiz bir bölgeydi. Ancak coğrafi konumu, onun kaderini değiştirdi. Oka, İdil (Volga), Don ve Dinyeper nehirlerinin kaynaklarına yakın olan bu yer, ana kara ve su ticaret yollarının kesişim noktasındaydı. Ayrıca Kiev’in güneyini ve açık alanları vuran Moğol-Tatar yıkımından kaçan Ruslar için, ormanlık ve bataklık doğasıyla nispeten güvenli bir sığınak oldu ve hızla göç alarak nüfusunu artırdı.

Knez Daniil Aleksandroviç (1283-1303) ve Genişlemenin Başlangıcı Moskova, kalıcı knezler sülalesine (Daniiloviçler) Aleksandr Nevski’nin en küçük oğlu olan Daniil’in başa geçmesiyle kavuştu. O dönemde Moskova devasa ve güçlü knezliklerin ortasında küçük bir apanaj (yurt) idi. Daniil, hedefini Moskova nehri havzasını kontrol etmeye odaklayarak topraklarını genişletmeye başladı. Ryazan knezinden Kolomna şehrini aldı, Smolensk’ten Mojaysk’ı ele geçirdi ve en önemlisi komşusu Pereyaslavl knezi çocuksuz ölünce topraklarını vasiyet yoluyla Daniil’e bıraktı. Bu hamleler gelecekteki Moskova Büyük Knezliği’nin sınırlarının çekirdeğini oluşturdu.

Knez Yuri Daniloviç (1303-1325) ve Tver ile Kanlı Rekabet Daniil’in oğlu Yuri, babasının mirasını devraldığında, Rusya’nın siyasi liderliğini simgeleyen “Vladimir Büyük Knezliği” unvanı için Tver knezliği ile yaklaşık iki asır sürecek amansız bir rekabete girişti. Yuri, rakiplerini alt etmek için Altın Orda hanlarına yaranma politikasını benimsedi. 1317 (veya 1318) yılında Altın Orda tahtına çıkan Özbek Han’ın kız kardeşi Konçak ile evlenerek güçlü bir siyasi ittifak kurdu ve “Büyük Knez” yarlığını aldı. Yuri, Tver’e Moğol askerleriyle birlikte saldırdı ancak yenildi ve eşi Konçak esir düşerek Tver’de şüpheli şekilde öldü. Yuri bu durumu fırsat bilip Tver knezi Mihail’i hanın huzurunda yargılatarak idam ettirdi. Ancak 1325’te Altın Orda sarayına giden Yuri, idam ettirdiği Mihail’in oğlu Dmitriy tarafından hanın gözü önünde bıçaklanarak öldürüldü.

  1. İvan (İvan Kalita / Para Kesesi) (1325-1341) ve Moskova’nın Kesin Üstünlüğü Yuri’nin ardından tahta geçen kardeşi I. İvan dönemi, Moskova’nın Rus topraklarındaki tartışılmaz yükselişinin asıl mimarıdır. 1327 yılında Tver’de, Altın Orda elçisi Çöl Kağan’ın (veya Şevkal) aşırı vergi taleplerine ve zulmüne karşı büyük bir halk isyanı patlak verdi. İvan Kalita bu durumu kendi lehine zekice kullandı; Özbek Han’ın izni ve büyük bir Moğol ordusunun desteğiyle Tver’e girerek şehri yerle bir etti ve rakibini tarih sahnesinden sildi. Bu sadakati sayesinde hanın tam güvenini kazanan İvan, “Büyük Knez” unvanını Moskova’ya kalıcı olarak getirdi. Han adına tüm Rusya’dan vergi toplama imtiyazını elde etti. Altın Orda’ya vergileri muntazam öderken, topladığı meblağın büyük bir kısmını kendi hazinesine aktardı (kendisine verilen “Kalita/Kese” lakabı buradan gelir). Bu büyük zenginlikle diğer knezliklerden toprak, köy ve şehirler satın alarak devletini barışçıl yollarla da genişletti. Ülkede asayişi sağlayıp Moğol baskınlarını durdurduğu için Moskova en güvenilir bölge haline geldi; bu da diğer knezliklerdeki zengin boyarların ve köylülerin Moskova’ya göç etmesine yol açtı.

Dini Merkezin Moskova’ya Taşınması İvan Kalita’nın sağladığı askeri ve ekonomik başarının yanında en önemli stratejik zaferi, Rus Kilisesi’nin merkezini Moskova’ya taşımasıdır. Moğol istilasından sonra Kiev’den ayrılan metropolitlik Vladimir’de bulunuyordu. Metropolit Pyotr (Petro), Tver’e karşı Moskova’yı destekledi ve İvan Kalita’nın Kremlin’de inşa ettirdiği Uspenski (Uykuya Dalış) Katedrali’ne gömüldü. Onun halefi olan Yunan asıllı Theognost (Feognost) da İvan Kalita tarafından Moskova’da kalmaya ikna edilince, Moskova knezliği siyasi gücünün yanına paha biçilemez bir dini ve manevi meşruiyet ekleyerek tüm Ortodoks Rusların fiili başkenti konumuna yükseldi.

Semyon Gordıy (Gururlu Simeon) (1341-1353) ve II. İvan Krasnıy (Kızıl İvan) (1353-1359) İvan Kalita’nın vefatından sonra oğulları, babalarının Moğollarla olan pragmatik ve itaatkâr siyasetini devam ettirdiler. İlk olarak tahta geçen Semyon (Simeon), Özbek Han’dan “Büyük Knezlik” yarlığını almayı başardı. Kendisine verilen geniş yetkiler ve rakiplerine karşı takındığı kibirli tutum nedeniyle “Gordıy” (Gururlu) lakabını aldı. Novgorod gibi güçlü ve demokratik yapılı cumhuriyetleri bile otoritesini tanımaya zorladı. 1353’teki büyük veba salgınında çocuklarıyla birlikte ölmesi üzerine tahta kardeşi II. İvan (Krasnıy) geçti. Onun kısa saltanatında da Altın Orda ile ilişkiler korunarak devletin sınırları muhafaza edildi. Bu dönemde, özellikle zayıf yöneticilerin bıraktığı otorite boşluğunu, devlet işlerine nezaret eden ve Moskova knezlerinin en büyük müttefiki olan zeki ve yetenekli Metropolit Aleksey doldurarak siyasi istikrarın sürmesini sağladı

 

Kulikovo Zaferi ve Gücün Pekişmesi (1359 – 1425)

Dmitriy Donskoy ve Moğollara Karşı İlk Başkaldırı (1359-1380) Moskova Knezliği’nin gücü, 1359’da tahta çıkan Dmitriy İvanoviç (Donskoy) döneminde Moğol egemenliğine açıktan meydan okuyacak bir seviyeye ulaştı. Yetenekli ve cesur bir hükümdar olan Dmitriy, 1360’larda ve 1370’lerde Litvanya ve Tver’in ortak saldırılarını başarıyla durdurarak Tver knezini kendisini “büyük ağabey” olarak tanımaya zorladı. İçeride gücünü pekiştirdikten sonra Altın Orda’ya yıllık haraç ödemeyi reddeden Dmitriy, 1378 yılında Voja (Vozha) Nehri kıyısında bir Moğol ordusunu mağlup ederek bağımsızlık yolunda ilk ciddi askeri zaferini elde etti.

Tarihi Kulikovo Meydan Muharebesi (1380) Dmitriy’in bu meydan okumasına katı bir karşılık vermek isteyen Altın Orda’nın kudretli emiri Mamay Mirza, Litvanya Beyi Yagayla (Jagiello) ve Ryazan Knezi ile ittifak kurarak büyük bir orduyla Moskova üzerine yürüyüşe geçti. Ancak Dmitriy, düşman kuvvetlerinin birleşmesini beklemeden hızlı bir hamleyle ordusunu güneye kaydırdı ve Don Nehri’ni geçti. 8 Eylül 1380’de Kulikovo Ovası’nda (Çulluklar Alanı) gerçekleşen büyük meydan muharebesinde, Rus ordusu ormanda pusuya yatırdığı yedek birliklerin sürpriz ve kritik müdahalesiyle Mamay’ın ordusunu ağır bir bozguna uğrattı. Bu muazzam zafer, Moğolların yenilmez olduğu mitini yıktı, Ruslarda ulusal bir uyanış başlattı ve Knez Dmitriy’e “Donskoy” (Don Muzafferi) lakabını kazandırdı.

Toktamış’ın İntikamı ve Moskova’nın Yıkımı (1382) Kulikovo zaferinin yarattığı bağımsızlık coşkusu kısa sürdü. Dağınık haldeki Altın Orda’yı yeniden birleştiren Toktamış Han, 1382 yılında intikam almak ve Moğol hakimiyetini yeniden kurmak amacıyla sürpriz bir seferle Moskova önlerinde belirdi. Dmitriy Donskoy yeni bir ordu toplamak için kuzeye kaçmak zorunda kaldı. Toktamış Han, barış yapacağı yalanıyla Kremlin’in kapılarını açtırarak Moskova’yı acımasızca yağmaladı, yaktı ve on binden fazla insanı katletti. Bu felaketin ardından Ruslar yeniden Altın Orda’ya boyun eğip vergi ödemek zorunda kaldılar; Dmitriy Donskoy bağlılığının bir garantisi olarak oğlu I. Vasili’yi Toktamış Han’a rehin olarak gönderdi.

  1. Vasili Dönemi (1389-1425) ve Sınırların Genişlemesi Dmitriy Donskoy 1389’da öldüğünde, Rus tarihinde bir ilki gerçekleştirerek “Büyük Knezlik” unvanını doğrudan oğlu I. Vasili’ye miras bıraktı (buna rağmen Vasili geleneği bozmamak için Altın Orda hanından yarlık alma ihtiyacı hissetmiştir). Dikkatli ve kurnaz bir yönetici olan I. Vasili, babasının politikalarını sürdürerek Moskova’nın etki alanını genişletti. Altın Orda’nın Timur karşısında aldığı yenilgilerden ve iç karışıklıklardan faydalanarak Nijegorod (Nizhny Novgorod), Murom ve Vologda gibi önemli şehirleri knezliğine kattı.
  2. Vasili’nin uzun saltanatı sırasında Moskova, dışarıdan gelen iki büyük yıkım tehlikesini de atlatmayı başardı. 1395 yılında ünlü fatih Timurlenk (Aksak Timur) Rusya topraklarına girerek Moskova’ya doğru ilerlese de şehre varmadan steplere geri döndü. 1408 yılında ise Altın Orda Emiri Edigey Mirza, vergi ödemeyi reddeden I. Vasili’yi cezalandırmak için bir baskın düzenledi; Moskova çevresindeki kırsalı ağır şekilde tahrip etse de şehri ele geçiremedi. I. Vasili, Litvanya ve Altın Orda arasındaki karmaşık siyasi dengeleri başarıyla yöneterek 1425’teki ölümüne kadar Moskova Knezliği’nin gücünü korudu ve bir sonraki evrede yaşanacak iç savaşlar için devleti hazır hale getirdi.

 

İç Savaş ve Dini Bağımsızlık (1425 – 1462)

Kanlı Taht Kavgaları ve İç Savaş Büyük Knez I. Vasili 1425 yılında öldüğünde, tahtı eski “kıdem” esasına göre kardeşi Yuri’ye bırakmak yerine doğrudan 10 yaşındaki oğlu II. Vasili’ye devretti. Bu karar, İvan Kalita’nın soyundan gelenler arasında Moskova’yı yıkımın eşiğine getirecek ve yaklaşık çeyrek asır sürecek çok kanlı bir iç savaşın patlak vermesine neden oldu. Başlangıçta Yuri tahtta hak iddia ederek Moskova’yı ele geçirdi, onun 1434’teki ölümünün ardından ise mücadeleyi oğulları Vasili Kosoy (Şaşı Vasili) ve Dmitri Şemyaka devraldı. Bu dönemde Moskova defalarca el değiştirdi ve taraflar arasında daha önce Rusya’da pek görülmemiş Bizans usulü vahşetler yaşandı; II. Vasili, rakibi Vasili Kosoy’u esir aldığında onun gözlerine mil çektirdi. Buna misilleme olarak, 1446 yılında Dmitri Şemyaka da II. Vasili’yi esir alarak onu kör etti ve II. Vasili bu tarihten sonra tarihe “Kör” (Temnıy) lakabıyla geçti. Ancak sakatlığına rağmen boyarların ve kilisenin desteğini kaybetmeyen II. Vasili, 1450 yılına gelindiğinde düşmanlarını ezip tahtını kesin olarak güvenceye almayı başardı.

Tatar Hanlıkları ile Değişen Dengeler: Suzdal Savaşı ve Kasım Hanlığı II. Vasili’nin saltanatı sırasında, eski Altın Orda Devleti geri dönülemez bir parçalanma sürecine girdi ve içinden Kırım, Kazan ve Astrahan gibi yeni hanlıklar doğdu. 1437-1438 yıllarında Kazan Hanlığı’nı kuran Ulugh Muhammed Han, Rusya içlerine ilerleyerek Moskova’yı tehdit etmeye başladı. 7 Temmuz 1445’te gerçekleşen Suzdal Muharebesi’nde, Rus ordusu ağır bir yenilgiye uğradı ve Büyük Knez II. Vasili Kazanlılara esir düştü. II. Vasili, devasa bir kurtuluş fidyelesi ödeme ve Tatar asilzadelerine tavizler verme şartıyla serbest bırakıldı. Bu ağır bedel, Moskova’da büyük bir hoşnutsuzluk yaratarak Şemyaka’nın darbesine (ve Vasili’nin kör edilmesine) zemin hazırlamıştı.

Ancak II. Vasili, Tatar dünyasındaki bölünmüşlüğü kısa süre sonra kendi lehine kullanmayı bildi. Kazan Hanlığı’ndaki iç çekişmelerden kaçan Ulugh Muhammed’in oğulları Kasım ve Yakup’u kendi hizmetine aldı. Onların askeri desteğiyle tahtını geri kazanan II. Vasili, 1452 yılında Oka Nehri boylarındaki Gorodets şehrini (daha sonra Kasimov adını alacaktır) Kasım Mirza’nın idaresine vererek, doğrudan Moskova’ya tabi vassal bir Tatar devleti olan Kasım Hanlığı’nı kurdu. Bu stratejik hamle, Altın Orda ve Tatar dünyası üzerinde Moskova’nın giderek artan prestijini simgeliyordu. Artık Tatarların bir kısmı Rusya’yı kontrol etmek yerine bizzat Moskova Büyük Knezi’nin hizmetine giriyordu.

Rus Kilisesi’nin Bağımsızlığı (Otokefali) ve Ortodoksluğun Kalesi Moskova 15. yüzyılın ortalarında Moskova’nın sadece sınırları değil, manevi ve ideolojik önemi de dönüm noktasına ulaştı. Bizans İmparatorluğu, ilerleyen Osmanlı Türklerine karşı Batı’dan askeri yardım alabilmek umuduyla 1439’da toplanan Floransa Konsili’nde Roma Katolik Kilisesi ile birleşmeyi (Papa’nın üstünlüğünü) kabul etti. Konsil’de Rus Kilisesi’ni temsil eden Yunan asıllı Metropolit İsidoros (İsidor), bu birliği imzalayıp 1441’de Moskova’ya döndüğünde, Papa’nın ismini anarak Katolik usulüyle ayin düzenledi. Bu durumu Ortodoksluğa yapılmış bir “sapkınlık” ve ihanet olarak gören II. Vasili ve Rus ruhanileri bu birliği şiddetle reddettiler ve İsidoros’u hapse attılar.

Birkaç yıl süren belirsizliğin ardından, 1448 yılında toplanan Rus Piskoposlar Konsili, Konstantinopolis’teki Patriğin onayını beklemeden, Ryazan Piskoposu Yona’yı (İona) “Kiev ve Bütün Rusya’nın Metropoliti” olarak seçti. Bu tarihi olay, Rus Ortodoks Kilisesi’nin Bizans’tan fiilen bağımsızlığını (otokefali) kazanması anlamına geliyordu.

1453 yılında Konstantinopolis’in (İstanbul’un) Osmanlılar tarafından fethedilerek Bizans İmparatorluğu’nun yıkılması, Ruslar tarafından Yunanların Floransa’da gerçek inancı terk etmelerinin haklı ve ilahi bir cezası olarak yorumlandı. Bizans’ın çöküşüyle birlikte dünyadaki tek ve en büyük bağımsız Ortodoks devleti olarak kalan Moskova Knezliği, kendisini Ortodoksluğun yegane ve saf kalesi olarak görmeye başladı. Bu köklü manevi dönüşüm, Filofey adlı bir keşişin kısa süre sonra formüle edeceği ve Moskova’nın dünyadaki gerçek inancın son merkezi olduğunu savunan “Moskova – Üçüncü Roma” doktrininin ideolojik altyapısını oluşturdu.

Kör lakaplı II. Vasili 1462 yılında öldüğünde, arkasında yirmi beş yıllık iç savaşlardan galip çıkmış, sınırlarını büyükbabası İvan Kalita dönemine göre yaklaşık yirmi beş kat genişletmiş ve Kilisesini millileştirerek ideolojik bir imparatorluk olmanın eşiğine gelmiş bir Moskova devleti bıraktı.

 

 

“Üçüncü Roma”, Genişleme ve Çarlığa Geçiş (1462 – 1547)

III. İvan (Büyük İvan) ve Rus Topraklarının Birleştirilmesi (1462 – 1505) II. Vasili’nin ölümünün ardından tahta çıkan oğlu III. İvan, Moskova Büyük Knezliği’ni gerçek bir devlete ve bölgesel bir güce dönüştüren en önemli figürdür; bu yüzden tarihte “Büyük” (Veliki) unvanıyla anılır. Onun döneminde Moskova, etrafındaki bağımsız veya yarı bağımsız Rus knezliklerini sistematik olarak yutarak “Rus topraklarının toplayıcısı” misyonunu tamamlamıştır. En büyük askeri ve siyasi başarısı, devasa bir alana yayılan ve Moskova’nın en büyük ekonomik rakibi olan Novgorod Cumhuriyeti’nin 1478’de ilhak edilmesidir. III. İvan, Novgorod’un bağımsızlık sembolü olan “Veçe” (halk meclisi) çanını söktürerek Moskova’ya getirtmiş ve şehrin aristokrasisini sürgüne göndererek cumhuriyet rejimine son vermiştir. Ardından 1485’te, Moskova’nın asırlık tarihi rakibi olan Tver Knezliği de direnemeden Moskova topraklarına katılmıştır. Rostov ve Yaroslavl gibi diğer küçük knezlikler de barışçıl yollarla veya satın alınarak Moskova’ya bağlanmıştır.

Tatar Boyunduruğunun Kesin Olarak Sona Ermesi (1480) III. İvan’ın Rus tarihindeki en parlak zaferi, yaklaşık 250 yıl süren Moğol-Tatar egemenliğine son vermesidir. Altın Orda’nın kalıntısı olan Büyük Orda’nın hanı Seyyid Ahmed (Ahmet Han), III. İvan’ın haraç ödemeyi kesmesi üzerine 1480 yılında büyük bir orduyla Moskova üzerine yürüdü. İki ordu Ugra Nehri kıyısında karşı karşıya geldi. Rus ordusunun ateşli silahlar ve güçlü savunma hattı karşısında nehri geçemeyen Ahmet Han, müttefiki Litvanya’dan da beklediği yardım gelmeyince, haftalarca süren bekleyişin ardından kışın bastırmasıyla geri çekilmek zorunda kaldı. Hiçbir büyük meydan muharebesinin yaşanmadığı ve tarihe “Ugra Nehri’ndeki Büyük Bekleyiş” olarak geçen bu olay, Rusya üzerindeki Tatar boyunduruğunun (yarlığının) resmen ve ebediyen sona erdiği tarih olarak kabul edilir.

“Üçüncü Roma” İdeolojisi ve Devletin Merkezileşmesi Dış tehlikeleri bertaraf eden III. İvan, devletinin vizyonunu ve ideolojisini de tamamen değiştirdi. 1472 yılında, 1453’te yıkılan Bizans İmparatorluğu’nun son imparatorunun yeğeni olan Zoe (Sofia) Palaiologina ile evlendi. Bu evlilik, Moskova knezlerine kendilerini Roma ve Bizans’ın meşru kültürel ve dini varisi olarak görme hakkı verdi. Bizans’ın çift başlı kartalı devlet arması olarak benimsendi, sarayda karmaşık Bizans ritüelleri uygulanmaya başlandı ve III. İvan yazışmalarında “Tüm Rusya’nın Gospodar’ı (Efendisi)” ve gayriresmi olarak “Çar” (Sezar/Kayser) unvanlarını kullanmaya başladı. Bu dönemde İtalyan mimarlar Moskova’ya davet edilerek günümüzdeki görkemli kırmızı tuğlalı Kremlin sarayı ve katedral kompleksleri inşa edildi.

Ayrıca 1497 yılında çıkarılan “Sudebnik” (Kanunname) ile tüm Rusya için geçerli tek bir adalet sistemi kuruldu. Bu kanunname ile köylülerin toprak sahiplerini terk etme hakları sadece yılda bir güne (Aziz Yorgi Günü – St. George’s Day) sınırlandırılarak, gelecekteki katı serflik (toprak köleliği) sisteminin de ilk yasal temelleri atılmış oldu.

III. Vasili Dönemi (1505 – 1533) III. İvan’ın oğlu olan III. Vasili, babasının başlattığı mutlakiyetçi ve yayılmacı politikaları aynı kararlılıkla sürdürdü. Eski knezliklerin kalıntılarını temizlemeye devam eden Vasili, 1510’da Pskov Cumhuriyeti’ni, 1514’te Litvanya’dan geri aldığı stratejik öneme sahip Smolensk’i ve son bağımsız knezlik olan Ryazan’ı 1521’de Moskova’ya ilhak etti. Böylece dağınık Rus topraklarının siyasi birliği kesin olarak tamamlandı.

Onun döneminde, Pskovlu bir keşiş olan Filofey (Philotheus) yazdığı mektuplarla “Moskova – Üçüncü Roma” doktrinini resmi bir teolojiye dönüştürdü: “İlk iki Roma (Roma ve Konstantinopolis) sapkınlıkları yüzünden düştü. Üçüncüsü (Moskova) ayaktadır. Dördüncüsü ise asla olmayacaktır.” Bu inanç, Moskova’nın dünyadaki tek gerçek Hristiyan imparatorluğu olduğu fikrini zihinlere kazıdı. III. Vasili, soyluların (boyarların) gücünü iyice kırarak kendi otokratik iktidarını sağlamlaştırdı.

  1. İvan’ın Tahta Çıkışı ve Çarlığa Geçiş (1533 – 1547) III. Vasili 1533’te aniden öldüğünde, tahtı henüz 3 yaşındaki oğlu IV. İvan’a bıraktı. İvan’ın çocukluk ve ilk gençlik yılları (1533-1547), Şuyski ve Belski gibi rakip boyar (aristokrat) ailelerinin devleti yönettikleri, kanlı iktidar savaşlarının ve entrikaların yaşandığı karanlık bir naiplik dönemi oldu. Gözlerinin önünde cinayetler işlenen ve sürekli aşağılanan genç İvan, boyarlara karşı derin bir nefret ve güvensizlik geliştirerek büyüdü.

1547 yılına gelindiğinde, 16 yaşına basan IV. İvan (Korkunç İvan), boyar vesayetine son vererek gücü kendi eline aldı. 16 Ocak 1547’de Uspenski Katedrali’nde düzenlenen muazzam bir törenle, Rus tarihinde ilk kez resmen “Çar” (Tüm Rusya’nın Çarı) unvanıyla taç giydi.

  1. İvan’ın bu unvanı resmen alması, 1283’te küçük ve sıradan bir ahşap hisar olarak tarih sahnesine çıkan Moskova Büyük Knezliği döneminin hukuken ve fiilen sona erdiğini; yerine mutlak otokrasiye dayanan, çok uluslu ve imparatorluk vizyonuna sahip “Çarlık Rusyası” döneminin başladığını müjdeler.

 

🏁 YIKILIŞ:

Çarlığın İlanı (16 Ocak 1547): IV. İvan'ın (Korkunç İvan) Uspenski Katedrali'nde giydiği taçla kendisini sıradan bir Büyük Knez değil, Tsar (Sezar/Kayser kelimesinin Slavize edilmiş, imparatorluk ifade eden hali) ilan etmesi. Bu hukuki adım, knezlik devrini bitirip imparatorluk iddialı Rus Çarlığı dönemini başlatmıştır.

🗺️ Dünya Tarihi