Les Possedes

Les Possédés (1988)
Uyarlandığı eser

Ecinniler

Kitabı incele →
Ecinniler

Fyodor Dostoyevski’nin Ecinniler (Demons/The Possessed) romanı, 19. yüzyıl Rusya’sında filizlenen ve tüm 20. yüzyılın siyasi felaketlerini (totaliter rejimleri, terörü, kitlesel kıyımları) on yıllar öncesinden haber veren peygambervari bir çığlıktır. Bu devasa eserin sinemaya uyarlanma süreci, başlı başına bir yapısal meydan okumadır. Usta yönetmen Andrzej Wajda, 1988 yapımı Les Possédés filminde doğrudan romana değil, Albert Camus’nün romanı damıtarak yarattığı ünlü tiyatro uyarlamasına yaslanmayı tercih eder. Ancak bu tercih, filmin hem en büyük entelektüel gücünü hem de sinematografik zaafını aynı anda doğurur.

Film, 1870’lerin Rusya’sında, izole bir taşra kasabasında, genç ve radikal bir nihilist grup ile onların manipülatif lideri Pyotr Verkhovensky’nin (Jean-Philippe Écoffey) kasabayı nasıl bir kaos ve şiddet sarmalına sürüklediğini anlatır. Ancak eylemlerin ve ideolojik virüsün asıl kaynağı, hiçbir şeye inanmayan, ahlaki bir mutlak hiçlik içinde çürüyen ve çevresindeki herkesi bir kara delik gibi yutan karizmatik aristokrat Nikolaj Stavrogin’dir (Lambert Wilson). Dostoyevski’nin “Ateşli ve naif bir kuşak, nasıl olur da kana susamış canavarlar doğurur?” sorusu, filmin temel sosyolojik zeminini oluşturur. Omar Sharif’in canlandırdığı Stepan Verkhovensky (Pyotr’un babası) üzerinden, estetik ideallere tapan Batıcı-Liberal eski kuşağın, kendi eylemsizlikleriyle yeni neslin yıkıcı şiddetine nasıl meşruiyet kazandırdığı usta bir analitik keskinlikle resmedilir.

Polonyalı yönetmen Wajda’nın bu esere duyduğu ilgi tesadüfi değildir. Kendi ülkesinde otoriter rejimlerin baskısına maruz kalmış bir aydın olarak Wajda, Dostoyevski’nin “toplumsal kurtuluş” vaadiyle yola çıkanların nasıl zorbalara (Şigalyovculuk) dönüştüğüne dair yaptığı uyarıyı, 20. yüzyılın sonlarından geriye doğru acı bir tebessümle onaylar. İdeolojilerin insan ruhunu ele geçiren birer “cin/ecinni” (Besi) olduğu gerçeği, özellikle Kirillov ve Şatov gibi karakterlerin trajedilerinde belirginleşir.

Ne var ki, eserin felsefi ve politik gücü, sinematik form tarafından aynı kudretle taşınamaz. Camus’nün tiyatro metninin yoğunluğu ve diyalogların ağırlığı, Wajda’nın kamerasını felç etmiştir. Sinema sanatı, doğası gereği sessizliğe, bakışlara, zamanın ve mekanın kullanımına ihtiyaç duyar. Les Possédés ise sürekli konuşan, fikir beyan eden, manifesto okuyan insanların kapalı mekanlardaki yorucu bir geçit töreni gibidir. Karakterlerin içsel çöküşleri ve varoluşsal krizleri organik bir süreç olarak izleyiciye geçmektense, didaktik bir şekilde deklare edilir.

Oyunculuklar bağlamında, Lambert Wilson’ın Stavrogin portresi fazla rafine ve “Fransız”dır; karakterin o dipteki tekinsizliği ve cehennemi eksik kalır. Uluslararası kadronun yarattığı kültürel uyumsuzluk, eserin ihtiyaç duyduğu o derin “Rus karanlığını” zedelemiş, filmi temiz pak bir Avrupa edebiyatı okumasına dönüştürmüştür. Sonuç olarak Les Possédés, sinema sanatının görsel ve yapısal imkanlarını devrimci bir şekilde kullanmayı reddederek metnin otoritesine boyun eğen, kusurlu ama entelektüel açıdan kışkırtıcı bir edebiyat-sinema arakesiti olarak arşivdeki yerini alır.

FRAGMAN

OYUNCULAR

Konular

Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.

Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.

Konu aç

🎬 Tüm Filmler