Ecinniler, 19. yüzyılın ortalarında Rusya’da kök salmaya başlayan nihilist, ateist ve devrimci fikirlerin, bir taşra kasabasında nasıl kaosa ve yıkıma yol açtığını anlatır. Kitap, "Eski Nesil" ve "Yeni Nesil" arasındaki kopukluğu simgeleyen iki ana figür üzerinden şekillenir: Batı hayranı, romantik ve biraz da saf olan baba Stepan Trofimoviç ile onun gölgesinde büyüyen, manipülatif ve tehlikeli oğlu Pyotr Verhovenski.
Romanın merkezinde ise dünya edebiyatının en gizemli ve korkutucu karakterlerinden biri olan Nikolay Stavrogin bulunur. Stavrogin; yakışıklı, zengin ve son derece zeki olmasına rağmen, ruhu tamamen boşalmış, hiçbir ahlaki kurala veya inanca bağlılığı kalmamış bir aristokrattır. O, kitaptaki tüm karakterleri (ister hayranlıkla ister nefretle) bir mıknatıs gibi kendine çeker. Pyotr Verhovenski, Stavrogin’i kuracağı gizli devrimci örgütün "görünen yüzü/lideri" yapma peşindedir.
Olaylar, Pyotr’un bir grup genci "beşli hücreler" halinde örgütleyerek toplumsal düzeni bozmaya, cinayetler işlemeye ve kaos yaratmaya başlamasıyla gelişir. Ancak bu devrimci hareketin temelinde bir "ideal" değil, bir "ele geçirilmişlik" (ecinni/cin çarpması) hali vardır. Dostoyevski, bir fikrin (nihilizm gibi) insan ruhuna girdiğinde onu nasıl vahşileştirdiğini ve kendi değerlerine yabancılaştırdığını gösterir.
Kitap boyunca karakterler farklı fikir akımlarını temsil eder: Kirillov, tanrısallığa ulaşmak için intiharı bir "özgür irade" eylemi olarak görür; Şatov, Rus halkına ve Ortodoksluğa dönüşün tek kurtuluş olduğuna inanır. Tüm bu fikir çatışmaları, bir yandan kasabadaki yangınlar, skandallar ve cinayetlerle tırmanırken; diğer yandan Stavrogin’in kendi içsel boşluğunda boğulmasıyla trajik bir sona doğru sürüklenir.
"Sınırsız özgürlükten yola çıkıp sınırsız bir despotizme ulaştım. Şunu da eklemeliyim ki, toplumsal sorunun benim sunduğum çözümden başka bir çözümü de yoktur."

