Richard Matheson’ın I Am Legend adlı başyapıtı, vampir mitini Transilvanya şatolarının aristokratik gotiğinden çıkarıp, biyolojik bir pandeminin yarattığı modern ve ilkel bir kabusa dönüştürmüştür. Bu eserin ilk sinema uyarlaması olan 1964 yapımı The Last Man on Earth, teknik yetersizliklerine ve düşük İtalyan prodüksiyon bütçesine rağmen, metnin barındırdığı o ağır ontolojik krizi perdede tutmayı başarabilen yegane uyarlamadır (Sonrasındaki Charlton Heston ve Will Smith uyarlamaları aksiyona teslim olmuştur).
Film, dünyayı saran ve insanları güneşe çıkamayan, akılsız ve kana susamış yaratıklara dönüştüren (film onlara vampir dese de aslında modern zombinin prototipleridir) bir salgının üzerinden üç yıl geçmişken başlar. Dr. Robert Morgan (Vincent Price), bağışıklığı sayesinde dünyada hayatta kalan son normal insandır. Ancak film, bu hayatta kalma durumunu bir kahramanlık destanı olarak değil, mekanik, uyuşturucu ve çıldırtıcı bir işkence olarak kurgular. Yönetmenler, izleyiciyi Morgan’ın o iğrenç rutinine hapseder: Sabah uyan, evdeki aynaları ve sarımsakları kontrol et, araba ile sokaklarda dolaş, uyuyan yaratıkları kazıkla öldür, cesetleri devasa bir çukura (pit) atıp yak ve hava kararmadan önce o klostrofobik evine geri dön. Price’ın performansındaki o tükenmişlik, insanın bir amacı olmadan, sadece nefes almaya devam etmek için ne kadar ruhsuzlaşabileceğini sarsıcı bir şekilde kanıtlar. Dışarıdaki yaratıkların “Morgan… dışarı çık” şeklindeki monoton seslenişleri, yalnızlığın deliliğe dönüştüğü sınır çizgisidir.
Eserin sinema tarihi açısından devrimci olan felsefi alt metni, final bölümünde gizlidir. Morgan, yeryüzünde sadece kendisinin ve vahşi yaratıkların kaldığını sanırken, aslında salgını bir aşı ile kontrol altına almış, mutasyona uğramış yeni bir insan türünün, yeni bir toplumun filizlendiğini fark eder. Siyah üniformalar içindeki bu yeni “toplum”, acımasız ve faşizan bir yapıyla eski dünyanın kalıntılarını (hem yaratıkları hem de Morgan’ı) yok etmeye kararlıdır.
İşte tam bu noktada ahlaki denge altüst olur: Morgan, o güne dek sadece hastalıklı canavarları öldürdüğünü sanırken, yeni toplumun gözünde gündüzleri uyuyan “masumları” katleden, kazıklı, acımasız bir seri katildir. Çoğunluk el değiştirdiğinde, normallik de yer değiştirmiştir. Filmin finalinde, eski dünyanın iyi, sağlıklı ve kahraman insanı olan Morgan, yeni mutasyon geçirmiş toplum tarafından bir kilisenin sunağında mızraklanarak öldürülür. Son nefesinde onlara “Sizler ucubesiniz!” diye bağırırken, aslında kendi çağının kapandığını idrak eder. Eski dünyanın son insanı, yeni dünyanın ötekisi, çocukları korkutmak için anlatılacak o korkunç efsanesi (Legend) olmuştur. The Last Man on Earth, kötü makyajların ve zayıf rejinin ardında, evrensel ahlakın göreceliliğine ve çoğunluğun tiranlığına dair yazılmış en sert sosyolojik metinlerden biri olarak hayatta kalmaya devam etmektedir.

