The Heptalogia, ismini Thebai'ye Karşı Yediler (Seven Against Thebes) mitinden alarak ironik bir şekilde "Anlama Karşı Yediler" (The Seven Against Sense) alt başlığıyla yayımlanmış, dönemin en ünlü yedi şairinin üsluplarını acımasızca taklit ve tahrip eden bir edebi parodi derlemesidir. Swinburne eseri anonim olarak yayımlamış, böylece hem dönemin edebi otoriteleriyle açık bir çatışmadan kaçınmış hem de kendi üslubunu da parodiye dahil ederek eleştirmenleri şaşırtmayı başarmıştır. Kitap, biçimin (formun) içeriği (anlamı) ezdiği, gösterişli kelime oyunlarının düşüncenin önüne geçtiği edebi eğilimleri ifşa etmeyi amaçlar.
Eser yedi ayrı şiirden oluşur. İlk şiir olan "The Higher Pantheism in a Nutshell", Alfred Lord Tennyson'ın "The Higher Pantheism" adlı eserinin doğrudan bir parodisidir. Swinburne, Tennyson'ın derin görünmeye çalışan ancak çoğu zaman metafizik bir muğlaklığa düşen üslubunu, tamamen mantıksız tezatlıklar (örneğin "Bir, iki değilse, üç midir?") kurarak yerle bir eder. İkinci şiir "John Jones's Wife", Robert Browning'in "James Lee's Wife" eseri üzerinden Browning'in kaba, kesik kesik, anlaşılması zor sözdizimini ve aşırı entelektüel görünme çabasını hedef alır. "The Poet and the Woodlouse" bölümünde Elizabeth Barrett Browning'in aşırı duygusal, ahlakçı ve kadınsı lirizmi, bir tespihböceğine yazılan absürt bir övgü üzerinden karikatürize edilir.
Dördüncü şiir "The Person of the House", Coventry Patmore'un evlilik ve ev hayatını kutsayan aşırı sıradan ve sıkıcı dilini hedeflerken; beşinci şiir "Last Words of a Seventh-Rate Poet", Owen Meredith'in (Robert Bulwer-Lytton) başkalarından intihal yapan ve melankolik bir dahi pozu kesen yapısını ifşa eder. Altıncı parodi "Sonnet for a Picture", Swinburne'ün yakın arkadaşı Dante Gabriel Rossetti'nin Ön-Raffaelocu görsel detaycılığını ve bazen bunaltıcı hale gelen estetik imgelerini hedefler. Eserin şüphesiz en zekice hamlesi, Swinburne'ün kendi kendisini vurduğu son şiir olan "Nephelidia"dır. Bu bölümde yazar; kendi bitmek bilmeyen aliterasyon tutkusunu, anlamsız ama kulağa hoş gelen müzikal kelime yığınlarını ve ritmik aşırılıklarını öyle ustaca abartır ki, şiir kusursuz bir metrik akışa sahip olmasına rağmen anlamsal olarak tam bir hiçlik sunar.

