Alcools, bir çağı kapatıp yeni bir çağı başlatan edebi bir sismik kırılmadır. Apollinaire, kitabına aslında "Su" (Eau) adını vermeyi düşünmüş, ancak daha sonra hayatın yakıcı, uyuşturucu ve baş döndürücü hızını temsil eden Alcools (Alkoller) isminde karar kılmıştır. Yazar, bu kitaptaki şiirleri yazarken hayatı ve Paris'i adeta yudum yudum içmiş, modern çağın hızından sarhoş olmuştur. Kitap matbaaya gitmeden kısa bir süre önce, yazar prova baskıları üzerinde tek bir kararla edebiyat tarihini değiştirmiş ve kitaptaki bütün noktalama işaretlerini silmiştir. Bu sadece biçimsel bir kapris değil; düşüncenin nefes alışı, nehrin akışı ve modern hayatın kesintisiz gürültüsünü metne yansıtmak için yapılmış felsefi bir müdahaledir.
Eserin tartışmasız en büyük manifestosu, kitabın açılışında yer alan "Zone" (Bölge) adlı şiirdir. Apollinaire bu şiirde doğrudan okura seslenerek, eski Yunan ve Roma antikitesinden artık yorulduğunu ilan eder. Dinamik, hareketli ve endüstriyel bir dünyaya uyanmıştır. Şair Paris sokaklarında yürürken, dini imgelerle sanayi imgelerini kübist bir resim gibi üst üste bindirir: İsa göğe yükselen ilk "uçak"tır; sokaktaki el ilanları, kataloglar ve afişler artık yeni dönemin "şiiri"dir; Eyfel Kulesi ise sabahları köprülerden oluşan bir sürüyü güden dev bir çobandır. "Zone", 20. yüzyılın şehirli, yalnız, makineleşmiş ama aynı zamanda köksüz (sürgün) insanının destanıdır.
Kitabın bir diğer can damarı, zamanın ve aşkın geçiciliğidir. "Le Pont Mirabeau" (Mirabeau Köprüsü), Apollinaire'in ressam Marie Laurencin ile biten ilişkisinin ardından yazdığı, dünya edebiyatının en meşhur zaman ve ayrılık şiirlerinden biridir. Paris'teki Mirabeau Köprüsü'nün altından akan Sen Nehri ile, akıp giden ve bir daha asla geri gelmeyecek olan aşk arasında kusursuz, ritmik bir paralellik kurulur. Sular akar, günler geçer, zaman gider, ancak şair o köprünün üstünde çaresizce, sabit bir şekilde "kalır".
Kitaptaki "Ren Şiirleri" (Rhénanes) bölümü ise Apollinaire'in gençliğinde Almanya'da geçirdiği dönemden izler taşır. Burada Alman romantizmine, Kelt mitolojisine, büyücülere ve orman cinlerine dair daha geleneksel, melankolik bir ton vardır. Ancak bu eski mitler de Apollinaire'in kaleminde modern bir yabancılaşmayla yeniden işlenir. Alcools, salt bir aşk acısı kitabı değil; hem sevgilisini hem de eski, güvenli, antik dünyayı kaybeden bir aydının, hızla dönen, makinelerle dolu yeni bir dünyanın ortasında yaşadığı o baş döndürücü sarhoşluğun ve melankolinin kayıt defteridir.

