Ben Jonson'ın Epigrams eseri, Martialis'in Antik Roma'da yarattığı türü alıp 17. yüzyıl Londra'sının ahlaki pusulasına göre yeniden kalibre ettiği 133 şiirlik bir toplum anatomisidir. Jonson, eserin hemen girişinde Martialis'ten ayrıldığı noktayı açıkça belirtir: Onun amacı sadece şok etmek, müstehcenlik yapmak veya insanlara bel altından saldırmak değildir. Jonson epigramı, sadece kötüleri yermek için değil, iyileri ve erdemlileri tarihe kaydetmek için de kullanır. Bu nedenle kitap, keskin bir hiciv ile yüce bir övgü arasında sürekli gidip gelen analitik bir sarkaç gibidir.
Eserin hiciv boyutunda, Jonson isim vermeden sadece toplumsal tiplemelere saldırır. "Sir Voluptuous Beast" (Sör Şehvetli Canavar) gibi uydurma isimler kullanarak; giyim kuşamıyla asilzade taklidi yapan ama içi boş olanları, savaşa gitmeden savaş kahramanı gibi davrananları, şiir hırsızlarını ve rüşvetçi bürokratları hedefe koyar. Jonson'ın nefreti şahıslara değil, ahlaksızlığın bizzat kendisinedir. O, edebi bir yargıç cübbesi giyerek dönemin ikiyüzlülüğünü tek tek mahkum eder.
Öte yandan, eserin "övgü" (panegyric) kısmı da bir o kadar güçlüdür. Jonson, Kral I. James'i, hocası William Camden'ı, koruyucusu Pembroke Kontu'nu ve meslektaşı John Donne'ı övdüğü şiirlerde, gerçek asaletin kandan değil, ahlaktan, akıldan ve eğitimden geldiğini savunur. Eserin en sarsıcı bölümü ise Jonson'ın özel hayatındaki trajedileri anlattığı metinlerdir. Kendi isimlerini taşıyan kızının (6 aylıkken) ve oğlunun (7 yaşındayken) ölümleri üzerine yazdığı epigramlar, stoacı bir kabullenişle derin bir babalık acısının çatıştığı eşsiz metinlerdir. Jonson, oğlunun mezar taşına "Ben Jonson'ın en iyi şiiri burada yatıyor" diyerek, sanatın hayat ve ölüm karşısındaki acizliğini en sade haliyle tarihe kazımıştır.

