ANA SAYFA / KİTAPLAR / İsa Bu Köye Uğramadı

İsa Bu Köye Uğramadı

7 Saat 44 Dk (Tahmini)
Editör puanı
9.1
(9.1/10)

Editör Notu

  • Neden Okunmalı:

    Carlo Levi'nin "İsa Bu Köye Uğramadı" adlı eseri, okuyucuyu sadece bir köyün değil, aynı zamanda İtalya'nın ve belki de dünyanın unutulmuş bir köşesinin derinliklerine taşıyan, zengin ve çok katmanlı bir deneyim sunar. Kitap, faşizm karşıtlığı nedeniyle Güney İtalya'daki Aliano ve Grassano gibi ücra köylere sürgün edilen İtalyan ressam, yazar ve doktor Carlo Levi'nin gözünden, yerel halkın yaşam mücadelesini, inançlarını, önyargılarını ve zamanla donmuş hissini gözler önüne serer.

    Eserin en çarpıcı yönü, başlığından da anlaşıldığı üzere, bu köylerin "İsa'nın bile uğramadığı" bir yer olarak, modern medeniyetin, ilerlemenin, mantığın ve tarihin dışında kalmışlığını, derin bir sembolizmle anlatmasıdır. Levi, bu toprakların yalnızca bir fatih, bir düşman ya da belirsiz bir ziyaretçi tarafından dokunulduğunu, köylülerin ise İsa'dan üç bin yıl önceki gibi yaşadığını gözlemler. Bu, okuyucuya, coğrafi izolasyonun ve yüzyıllarca süren ihmalin yarattığı sosyokültürel bir "zaman boşluğunu" anlama fırsatı verir.

    Levi, eğitimli bir doktor olarak sürgün edildiği bu köylerde, köylülerin tıbba ve dış dünyaya karşı hem şüpheci hem de saf yaklaşımlarına tanık olur. Kadınların iksir hazırlaması, doktorların bilime karşı ilgisizliği ve yerel halkın kendi "ilkel" olarak tanımlanan ancak derin bir bilgeliğe sahip dünyası, okuyucuya farklı bir insanlık hallerini keşfettirir.

    Kitap, resmi tarihin ve iktidarın dayattığı anlatılarla (örneğin faşist ideoloji ve Roma'nın yüceliği) yerel halkın kendi efsaneleri, isyanları (eşkiyalık gibi) ve Garibaldi gibi ulusal figürlere dair alternatif bakış açıları arasındaki çarpıcı farkı ortaya koyar. Bu, tarihin "kazananlar" tarafından yazıldığı fikrini sorgulatırken, halkın kendi "ad_{+</sub>alet" anlayışının ne denli köklü olduğunu gösterir. Örneğin, Caruso adlı eşkıyanın "Dünyanın sadece tek bir yüreği olsaydı eğer, onu söküp çıkarmak isterdim" sözü, köylülerin çaresiz isyanının ve yıkım arzusunun derinliğini vurgular.

    "İsa Bu Köye Uğramadı", sadece bir anı kitabı değil, aynı zamanda bir antropolojik inceleme, sosyal bir eleştiri ve evrensel insan deneyimlerini (yoksulluk, önyargı, saflık) incelikli bir dille işleyen bir edebi başyapıttır. Türk edebiyatından Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Yaban"ı veya Rus edebiyatından Mihail Şolohov'un "Uyandırılmış Toprak"ı gibi eserlerle kıyaslanması, kitabın kendi coğrafyasının ötesine geçen, insanlığın ortak hallerine ışık tutan evrensel değerini kanıtlar. Levi'nin anlatımı, okuyucuyu şaşırtırken, o zamandan bu yana neredeyse hiçbir şeyin değişmediği hissini uyandırır, bu da eserin güncelliğini korumasını sağlar.

    Neden Okunmamalı:

    "İsa Bu Köye Uğramadı"nın eleştirel bir değerlendirmesinde, "okunmamalı" denebilecek doğrudan bir kusur bulmak zordur, zira eser geniş çapta kabul görmüş bir klasiktir ve derinlikli temalarıyla öne çıkar. Ancak, belirli okuyucu tercihleri veya beklentileri açısından bazı noktalar, herkes için ideal olmayabileceği anlamına gelebilir:

    1. Ağır ve Durgun Anlatım: Kitap, tempolu bir olay örgüsü veya hızlı gelişen dramatik olaylar bekleyen okuyucular için yavaş ilerleyebilir. Levi'nin anlatımı daha çok gözlemlere, derinlemesine karakter analizlerine ve sosyolojik/antropolojik yorumlara odaklanır. Bu durum, aksiyon veya gerilim arayan bir okuyucuyu sıkabilir.
    2. Yoğun Betimlemeler ve Refleksiyonlar: Eser, Güney İtalya köylerinin yoksulluğunu, coğrafyasını, köylülerin yaşam tarzını ve mentalitesini detaylı bir şekilde betimler. Bu betimlemeler ve yazarın kişisel düşünceleri, bazı okuyucular için metni ağırlaştırabilir ve doğrudan bir hikaye anlatımından ziyade, bir tür deneme veya gözlem günlüğü okuyormuş hissi yaratabilir.
    3. Depresif ve Ümitsiz Temalar: Kitapta işlenen yoksulluk, cehalet, dışlanmışlık ve umutsuzluk temaları, bazı okuyucular için ruhsal olarak zorlayıcı olabilir. "İsa'nın bile uğramadığı" bir yerin tasviri, derin bir kadercilik ve değişmezlik hissi barındırır, bu da her zaman "umut" arayan okuyucular için rahatsız edici bulunabilir.
    4. Siyasi ve Sosyolojik Arka Plan Bilgisi Gerektirmesi: Kitabın İtalyan faşizmi, Güney İtalya'nın tarihsel sorunları (eşkiyalık gibi) ve köylü sınıfının durumu gibi konulara referansları, bu arka plan hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan okuyucular için bazı katmanlarını anlamayı zorlaştırabilir. Her ne kadar evrensel temaları olsa da, bağlamı tam olarak kavramak için belirli bir ön bilgiye ihtiyaç duyulabilir.

    Özetle, "İsa Bu Köye Uğramadı", edebi ve kültürel derinliği takdir eden, yavaş tempolu, düşünmeye sevk eden ve toplumsal gözlemlerle zenginleştirilmiş eserleri seven okuyucular için bir başyapıttır. Ancak, hızlı tempolu, hafif konulu veya dramatik olaylarla dolu bir okuma deneyimi arayanlar için ilk tercih olmayabilir.

 

📖 Kitap Hakkında

   Carlo Levi'nin "İsa Bu Köye Uğramadı" adlı eseri, yazarın İtalya'daki faşist rejime karşı yürüttüğü antifaşist faaliyetler nedeniyle 1935-1936 yılları arasında Aliano ve Grassano kasabalarında yaşadığı sürgün deneyimini anlatan güçlü bir otobiyografik romandır. Kitap, yalnızca bir siyasi sürgünün anıları olmakla kalmayıp, aynı zamanda Güney İtalya'nın yoksulluk içindeki köylü yaşamına, kültürel farklılıklarına ve devletle olan çarpık ilişkisine dair derinlemesine bir gözlem sunar.

   Levi'nin köye gelişi, romanın başlangıcını oluşturur. İlk izlenimleri, beklediği demir parmaklıklı bir hapishane hücresi yerine, "sıradan bir odadan farksız" bir yerle karşılaşmasıyla başlar. Köyün kendisi, sarp beyaz kil uçurumlar üzerine kurulu, ağaçtan ve yeşillikten yoksun, ay manzarasına benzeyen çukur ve tümseklerle dolu bir yer olarak betimlenir. Evlerin kapılarında asılı siyah bayraklar, sürekli bir yas hali veya ölüm törenini andırır; bu bayrakların ölen kişilerin evlerine asıldığı ve zamanla solmadan kaldırılmadığı sonradan anlaşılır. Köyde doğru düzgün ne dükkân ne de otel bulunurken, Levi muhtar katibinin dul baldızının evinde kalmaya başlar.

   Sürgünlüğü süresince, köylülerin devlete karşı besledikleri derin güvensizliği ve ilgisizliği gözlemleme fırsatı bulur. Köylüler için devlet, Tanrı'dan bile daha uzakta, tıpkı dolu, heyelan veya kuraklık gibi kaçınılmaz bir felaket gibidir; onlardan yana olmamış, hep kötülüklerini istemiştir. Siyasi mücadelenin ne olduğunun bile farkında değillerdir, bunu Roma'daki kişisel bir mesele olarak görürler. Levi ve diğer sürgünlere ise, kendileri gibi "esrarlı sebeplerden" aynı kaderin kurbanı oldukları için kardeşçe davranırlar. Onlar için sürgün olmak, "Roma'da birilerinin senden nefret etmiş olması" anlamına gelir. Levi, kuzeyden gelen bir yabancı olarak, köylüler tarafından başka bir dünyadan, hatta yabancı bir tanrıdan gelmiş gibi algılanır. Kız kardeşinin onu ziyarete geldiğinde yaşadığı zorluklar ve iki medeniyet arasındaki iletişimsizlik imkânsızlığı, bu kültürel uçurumu daha da belirginleştirir.

   Kitapta pek çok unutulmaz karakter de yer alır. Örneğin, ev işlerinde Levi'ye yardımcı olan Giulia, Arkaik Dönem'e ait bir yüze sahip, toprakla ve hayvan tanrılarıyla ilişkili, acımasız ama güçlü bir kadın olarak tasvir edilir. Giulia'nın güçlü bedeni ve gururlu duruşu, eski bir kraliçeyi andırır; Levi'nin evini kendi şehri gibi benimser ve tüm sırlarını bilir. Başka bir figür olan Don Trajella, güvaş boyayla yapılmış halk resimleri ve ahşap ile topraktan yaptığı heykelciklerle sanatsal yönünü ortaya koyar. Ancak o da köyde mutsuzluğunu dile getirir ve burada yaptığı hiçbir şeyin değmeyeceğini düşünür. Noel gecesi kilisede, Don Trajella'nın vaaz vermeye çalışırken yaşadığı komik olay, köylülerin ruhani liderleriyle olan ilişkilerini de gözler önüne serer. Postanedeki Don Cosimino ise, mektupları sansürden geçmeden önce Levi'ye ve diğer sürgünlere gizlice vererek, küçük ama anlamlı bir direniş ve nezaket örneği sergiler.

   Roman, Güney İtalya'nın tarihsel arka planına da değinir. Köylülerin dördüncü milli savaşı olarak görülen eşkıyalık, umutsuz bir direniş biçimi olarak sunulur. Devletin zorbalığına karşı bir tepki olan eşkıyalık, aslında zafer umudu taşımayan bir yıkım arzusudur. Levi, 1860'lardaki eşkıyalardan biri olan doksan yaşındaki bir ihtiyarla tanışma fırsatını kaçırdığı için üzüntü duysa da, Grassano'da başka bir eski eşkıyayla karşılaşır. Bu yaşlı adam, gençliğinde ağabeyiyle bir jandarmayı öldürdüğünü ve kadın kılığına girerek yedi ay saklandığını anlatır; bu hikaye, köylülerin devletle olan çatışmalı ve trajik geçmişini yansıtır.

   "İsa Bu Köye Uğramadı", faşizm karşıtı duruşun bir sonucu olarak sürgüne gönderilen bir aydının gözünden, yoksul ve unutulmuş bir toplumun portresini çizer. Kitap, köylülerin saflığını, yoksunluğunu ve yabancıya karşı önyargısını anlatırken, bu sorunların coğrafyayla sınırlı olmadığını, evrensel deneyimler olduğunu vurgular. Levi'nin kendi yaşantısından yola çıkarak anlattıkları, o zamandan bu yana pek çok şeyin değişmediğini düşündüren, zaman ötesi bir eserdir.

Kalem

Yazar

Carlo Levi Carlo Levi 1902 — 1975

Konular

Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.

Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.

Konu aç