Sonette an Orpheus, Rilke'nin İsviçre'de on yıldır bitirmeye çalıştığı görkemli ve karanlık Duino Ağıtları ile boğuşurken, aniden, adeta bir vahiy iniyormuşçasına araya giren ve sadece birkaç gün içinde dökülen 55 sonelik devasa bir döngüdür. Eser, Wera Ouckama Knoop adlı, çocukluğunda Rilke'nin oyun arkadaşının kızı olan, dans etmeyi çok seven ama henüz 19 yaşındayken lösemiden hayatını kaybeden bir genç kızın anısına "bir mezar anıtı" (Grab-Mal) olarak adanmıştır. Ancak eser bir ağıt değildir; Wera'nın ölümü, Rilke'nin yaşam ve ölüm algısını birleştiren o büyük Orfik felsefenin sadece bir ateşleyicisidir.
Birinci Kısım, doğrudan Orpheus'un doğasıyla başlar. Orpheus çalar ve ağaçlar onu dinlemek için köklerinden sökülüp yürür. Bu, sanattır; sanat doğayı dönüştürür, içselleştirir. Rilke'nin evreninde Orpheus sadece bir şair değildir; o, "Çift Taraflı Evren"in (Doppelbereich) tek hakimidir. Çünkü Orpheus hem yaşayanların dünyasında şarkı söyler hem de yeraltına (ölüler diyarına) inip oradaki sessizliği de deneyimlemiştir. Rilke'nin temel felsefesi budur: Hayat ve ölüm iki ayrı şey değildir. Biz insanlar, sadece aydınlık tarafı (yaşamı) görerek evreni eksik algılarız. Orpheus ise meyveleri hem ağacın dalındayken (yaşam) hem de toprağın altındaki köklerde (ölüm) bilir. Ölüm, varoluşun düşmanı değil, bizi "görünürlükten kurtarıp içselliğe (görünmezliğe) ulaştıran" asli süreçtir. Genç Wera'nın hastalığı nedeniyle dans edemez hale gelmesi ve ölümü, bu bölümde bir yok oluş olarak değil, müziğin ve hareketin "görünmez bir titreşime" dönüşmesi olarak işlenir.
İkinci Kısım ise daha geniş, daha modern ve daha tedirgin edici temalara açılır. Rilke, 20. yüzyılın hızını, makineleşmesini ve teknolojisini hedefe koyar. Makine (Die Maschine), insanın doğayla kurduğu organik ve ruhani bağı yok eden, sadece işleve ve hıza odaklanan, yaşamın o yavaş dönüşümünü (Verwandlung) tehdit eden bir canavardır. Rilke'ye göre insan, bu mekanik yok oluşa karşı ancak nefes alarak, şarkı söyleyerek ve "dönüşmeyi kabul ederek" karşı koyabilir. Varlık durağan değildir; sürekli bir akış ve değişim içindedir. Eğer bir şey katılaşıp sabit kalmak isterse, kırılır ve ölür. Rilke "Dönüşümü arzula!" (Wolle die Wandlung) diyerek okuru ateşin (yok oluşun ve yeniden doğuşun) içine atlamaya çağırır.
Koleksiyonun sonu, yaşamın tüm acılarına, ölümün ağırlığına ve zamanın hızına rağmen mutlak bir onaylama (evet deme) manifestosudur. Orpheus'un şarkısı, acıyı da güzelliği de aynı potada eritir. Eser, okura dünyanın sadece tüketilmek için var olan katı nesnelerden ibaret olmadığını, her şeyin zihnimizde görünmez bir müziğe dönüşmek için beklediğini anlatan felsefi bir vasiyettir.

