Roman, James Joyce’un edebi alter-egosu olarak kabul edilen Stephen Dedalus’un çocukluğundan gençliğine, Dublin’in dar sokaklarından bir sanatçı olarak kendi bağımsızlığını ilan edişine kadar geçen sancılı süreci konu alır. Hikâye, bir çocuğun henüz dünyayı sadece duyularıyla algıladığı bir dille başlar ve Stephen büyüdükçe dil de onunla birlikte karmaşıklaşır, zenginleşir ve felsefi bir derinlik kazanır.
Stephen, 19. yüzyıl sonu İrlanda’sının baskıcı atmosferinde büyümektedir. Bir yanda Katolik Kilisesi’nin sarsılmaz disiplini ve günah korkusu, diğer yanda İrlanda’nın bağımsızlık mücadelesinin yarattığı siyasi gerilimler ve parçalanmış bir aile yapısı vardır. Stephen, bu "ağlar" arasında kendi kimliğini bulmaya çalışırken, önce dini bir huşu içinde kurtuluşu arar; ancak kısa süre sonra kilisenin dogmaları ile ruhundaki yaratıcı özgürlük arasındaki uçurumu fark eder.
Kitap, Stephen’ın zihinsel uyanışını beş ana bölüm üzerinden işler. Her bölüm, onun olgunlaşma evrelerinden birini temsil eder: Çocukluktaki korkular ve okul yılları, ergenlikteki bedensel uyanış, yoğun bir tövbe ve dindarlık dönemi ve nihayetinde estetik bir kuram geliştirerek tüm bağlarından kopma süreci. Stephen’ın bir plajda gördüğü genç bir kızın hayaliyle sanatın çağrısını iliklerinde hissetmesi, onun için bir dönüm noktası olur. Artık o ne ailesinin istediği dindar bir genç ne de vatanı için kendini feda edecek bir politikacıdır; o, ruhunun kanatlarını çırparak üzerinden aşmaya çalıştığı milliyet, dil ve din ağlarından kurtulup özgür bir sanatçı olma yolunu seçmiştir.

