Soneler, 1609 yılında yayımlandığında dönemin edebiyat çevrelerinde büyük bir şaşkınlık yaratmıştır; zira bu şiirler, dönemin alışılagelmiş zarif, iffetli ve ulvi saray şiiri geleneğinin tam zıttıdır. Eser, temel olarak iki farklı kişiye duyulan iki farklı aşkın anatomisini çıkarır ve bu ikili yapı üzerinden insanın ruhsal bölünmüşlüğünü anlatır.
Birinci bölüm (1-126. soneler), "Genç Adam" (Fair Youth) olarak adlandırılan, yazarın büyük bir hayranlık, sevgi ve aynı zamanda sosyal bir eziklik duyduğu aristokrat bir erkeğe yazılmıştır. (Bu kişinin kimliği hala edebiyat tarihinin en büyük sırlarından biridir; Southhampton veya Pembroke Kontu olabileceği düşünülür). İlk 17 sone tamamen pragmatiktir; şair bu genç ve güzel adama acilen evlenip çocuk yapması için yalvarır. Çünkü doğadaki en büyük düşman "Zaman"dır ve Zaman bu kusursuz güzelliği çürütüp yok edecektir; güzelliğin devredileceği tek yol üremektir. Ancak 18. soneden itibaren şair stratejisini değiştirir: Güzelliği çocuk yaparak değil, kendi yazdığı bu şiirlerle ölümsüzleştireceğini ilan eder. Bu bölümde şairin kendi yaşlılığı, Genç Adam'ın onu aldatması ve başka şairlerin (Rakip Şair) Genç Adam'a yanaşması üzerine yaşanan kıskançlık krizleri derin bir psikolojik analizle verilir.
İkinci bölüm (127-152. soneler), İngiliz edebiyatının en devrimci metinlerini barındıran "Esmer Kadın" (Dark Lady) dizisidir. Petrarca geleneğinde aşık olunan kadınlar sarışın, mavi gözlü, ahlaklı ve melek gibidir. Ancak Shakespeare'in Esmer Kadın'ı; koyu tenli, siyah gözlü, şairi aldatan, ahlaksız, yalan söyleyen, ancak şairin cinsel ve zihinsel olarak kopamadığı karanlık bir figürdür. Şair, bu kadına duyduğu fiziksel arzunun (şehvetin) kendi mantığını ve ahlakını nasıl yok ettiğini, bu aşktan nasıl iğrendiğini ama yine de ona boyun eğdiğini kusursuz bir otopsiyle anlatır. Hatta durum o kadar karmaşıklaşır ki, Esmer Kadın ile Genç Adam şairin arkasından bir ilişki yaşar ve şair hem en sevdiği erkeği hem de arzuladığı kadını aynı ihanet üçgeninde kaybeder.
Kitabın asıl kahramanı ise ne Genç Adam ne de Esmer Kadın'dır; asıl kahraman (daha doğrusu asıl düşman) "Zaman"ın ta kendisidir (Time the Devourer). Shakespeare, krallıkların çöktüğünü, mermer anıtların yıkıldığını, en güzel bedenin sonunda toprak olacağını sürekli tekrarlar. Ancak eserin final felsefesi şudur: Zaman fiziksel olan her şeyi yok edecek olsa da, kağıt üzerindeki siyah mürekkep (sanat), zamanın tırpanından kurtulacak tek şeydir.

