Palata no. 6

Палата № 6 (2009)
Uyarlandığı eser

Altıncı Koğuş

Kitabı incele →
Altıncı Koğuş

Anton Çehov’un, yayınlandığında bizzat Lenin’i bile “kendimi o koğuşa kapatılmış gibi hissettim” diyerek dehşete düşüren eseri 6 Numaralı Koğuş, bir akıl hastanesi tasvirinden çok daha fazlasıdır; o, hapsolmuş bir aklın, kokuşmuş bir toplum düzeninin ve uyuşukluğun felsefi anatomisidir. Yönetmen Karen Shakhnazarov, 2009 yapımı uyarlamasında radikal bir karar alarak bu 19. yüzyıl metnini koparıp, 21. yüzyılın Rusya’sına, yıkık dökük, gerçek bir psikiyatri kliniğinin içine yerleştirir. Yarı belgesel (mockumentary) tarzında çekilen ve gerçek akıl hastalarının fona yerleştirildiği bu film, izleyiciyi estetik bir edebi kaçıştan mahrum bırakır; karşımızda steril bir kurgu değil, aklın iflasına dair terletici bir rapor durmaktadır.

Hikaye, taşradaki bir hastanenin başhekimi olan Doktor Ragin’in (Vladimir Ilyin), zamanla kendi hastalarından biri olan İvan Gromov (Aleksey Vertkov) ile kurduğu entelektüel bağ sonucunda “doktorluktan” “deliliğe” (veya tersine) geçişini anlatır. Doktor Ragin, etrafındaki rüşvet, pislik ve acı karşısında Stoik bir felsefeye sığınmıştır: Ona göre acı sadece zihinsel bir algıdır, insan bir hapishanede bile düşünerek özgürleşebilir; bu nedenle fiziksel koşulları düzeltmek için uğraşmak, eyleme geçmek anlamsızdır. O, dış dünyanın bayağılığından kitaplarına ve felsefi hiçliğine kaçar.

Ancak 6 numaralı koğuşta yatan eski memur İvan Gromov, Ragin’in bu konforlu felsefesini paramparça eden öfkeli bir zekadır. Gromov, adaletsizliğe isyan eden, acıyı derinden hisseden ve Ragin’in o “huzurlu eylemsizliğini” korkaklık ve tembellik olarak yüzüne vuran kişidir. İki adam arasında parmaklıklı pencerelerin önünde geçen felsefi diyaloglar, filmin zihinsel savaş alanıdır. Gromov, Ragin’e tarihin en sert entelektüel tokadını atar: “Sen hayatı sadece pencereden izledin doktor! Acı çekmediğin için felsefen yalan.” Shakhnazarov’un sarsıntılı kamerası, bu diyalogları adeta birer itiraf videosu gibi kaydederken, izleyicinin kimin deli, kimin bilge olduğu konusundaki pusulası parçalanır.

Filmin en sarsıcı sosyolojik alt metni ise sistemin işleyişinde gizlidir. Çevresindeki cahil, çıkarcı ve rüşvetçi “normal” insanlar (özellikle yerini almaya çalışan Doktor Hobotov), Ragin’in bir akıl hastasıyla felsefe konuşmasını bir delilik belirtisi olarak kodlar. Toplum; düşünen, sorgulayan ve statükonun dışına çıkan herkesi bir tehlike olarak görür ve onu hızla izole eder. Ragin’in, nihayetinde kendi yönettiği o korkunç 6 numaralı koğuşa, bekçi Nikita’nın yumrukları altında bir hasta olarak kapatılması, eylemsizliğin (Oblomovluk benzeri bir vazgeçişin) kaçınılmaz, acı sonudur.

Palata No. 6, Çehov’un kelimelerini modern dünyanın soğuk hastane koridorlarında yankılatırken, izleyiciye rahatsız edici bir teşhis bırakır. Eğer dışarıdaki “akıllı” dünya sadece yalanlardan, şiddetten ve kaba bir çıkarcılıktan ibaretse; dürüst, erdemli ve gerçekten düşünen bir insanın sığınabileceği tek yer, deli gömleklerinin giydirildiği 6 numaralı koğuş olabilir. Film, felsefi kibri ve eylemsizliği, gerçek acının (Nikita’nın o meşhur yumruğunun) şiddetiyle ezip geçen sarsıcı bir modern sinema deneyimidir.

FRAGMAN

OYUNCULAR

Konular

Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.

Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.

Konu aç

🎬 Tüm Filmler