Piry Valtasara, ili Noch so Stalinym

Пиры Валтасара, или Ночь со Сталиным (1989)
YÖNETMEN: Yuri Kara SENARİST: Fazıl İskender
Uyarlandığı eser

Çegemli Sandro Dayı

Kitabı incele →
Çegemli Sandro Dayı

Fazil İskender’in efsanevi eseri Çegemli Sandro’nun bir bölümünden uyarlanan ve Yuri Kara tarafından 1989’da, Sovyetler Birliği’nin çöküş arifesinde çekilen Piry Valtasara (Belşazzar’ın Ziyafetleri), diktatörlüğün sadece siyasi değil, ruhsal ve varoluşsal bir karanlık olduğunu anlatan sarsıcı bir sinematografik otopsidir. Film, adını Babil’in düşüşünden önceki o meşhur, kibrin zirvesi olan efsanevi ziyafetten alır. Tıpkı Belşazzar’ın sofrasında duvarda beliren ölümcül yazı gibi, bu filmdeki ziyafette de görünmez bir ölüm fermanı havada asılıdır. Ancak bu fermanı Tanrı değil, bizzat masanın başındaki Josef Stalin yazmaktadır.

Yıl 1935’tir. Abhazya’da gece yarısı verilen bir ziyafete, Kafkasların en iyi dansçısı Sandro (Aleksandr Feklistov) katılır. Masa; Stalin, Beria, Voroşilov ve Kalinin gibi Sovyet tarihinin en acımasız ve güçlü figürleriyle doludur. Film boyunca fiziksel bir şiddet görmeyiz; ancak Yuri Kara, ziyafet masasını o kadar klostrofobik, o kadar tekinsiz bir psikolojik işkence odasına çevirir ki, izleyici tıpkı Sandro gibi nefes almakta zorlanır. Stalin (Aleksey Petrenko’nun dondurucu ve karizmatik performansı), masadaki herkesin kaderini bir kadeh kaldırışıyla belirleyen, kendisi gülmeden kimsenin gülemediği, öngörülemez bir yarı-tanrıdır. Onun “babacan” tavırlarının altındaki o soğuk, sosyopatik zeka, korkunun en saf halini üretir.

Anlatının ontolojik ve dramatik kırılması, Sandro’nun Stalin’i izlerken dehşet verici bir gerçeği fark etmesiyle yaşanır: Sandro, bu mutlak liderin, çocukluğunda bir vapuru soyan kanlı haydutla aynı kişi olduğunu hatırlar. Sandro’nun beynini kemiren soru, Stalin’in de onu hatırlayıp hatırlamadığıdır. Tiranın geçmişini (yani onun kirli, insani sırrını) bilmek, mutlak iktidar karşısında hayatta kalma şansını sıfıra indiren bir lanettir. Sanatçı (Sandro), celladının gözlerinin içine bakarak ve sadece terleyerek yeteneğini sergilemek zorundadır. Dansı bir sanat eylemi değil, bir hayatta kalma refleksidir.

Valentin Gaft’ın hayat verdiği Lavrenti Beria karakteri ise diktatörün yılanıdır. O, Stalin’in bitirmediği cümleleri anlayan, dalkavukluğun ve ihanetin vücut bulmuş halidir. Film, bu Sovyet “elitlerinin” aslında ne kadar zavallı, haysiyetsiz ve kendi canlarının derdine düşmüş birer piyon olduğunu acımasızca ifşa eder. 1935 yılı, tarihte 1937’deki meşhur Büyük Temizlik’in (Great Purge) arifesidir. Seyirci, o masada yiyip içen, gülen, birbirine yaltaklanan yerel parti liderlerinin birçoğunun bir iki yıl içinde bizzat o masadaki adamlar tarafından kurşuna dizileceğini bilmektedir. Bu tarihsel ironi, filmi grotesk bir komediden çıkarıp kapkaranlık bir trajediye dönüştürür.

Piry Valtasara, kan dökmeden korkutmayı başaran, insan onurunun korku karşısındaki o kaçınılmaz çöküşünü belgeleyen, totalitarizmin sadece bedeni değil, ruhu da nasıl yozlaştırdığını gösteren eşsiz bir psikolojik ve politik başyapıttır. Ziyafet salonu, yavaş yavaş kapanan tarihi bir mezardan farksızdır.

OYUNCULAR

Konular

Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.

Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.

Konu aç

🎬 Tüm Filmler