"Çegemli Sandro Dayı", Abhazya'nın yüksek dağ köyü Çegem'de yaşayan, uzun ömürlü, efsanevi bir karakter olan Sandro Dayı'nın başından geçenleri konu alır. Ancak kitap, sadece Sandro'nun hayatı değil, Çegem köyünün ve Abhaz halkının tarihsel serüvenidir. Roman, kronolojik bir sıra izlemez; tıpkı yaşlı bir adamın anılarını anlatması gibi, bir olaydan diğerine, bir dönemden başkasına atlar.
Sandro, köyün en iyi dansçısı, en iyi "tamada"sı (sofra yöneticisi) ve en kurnaz adamıdır. Hayatta kalma içgüdüsü çok güçlüdür. Çarlık döneminde prenslerle arkadaşlık eder, Devrim sırasında Bolşeviklerle de Menşeviklerle de arasını iyi tutmaya çalışır. Stalin döneminde ise hem korkuyu hem de absürd bürokrasiyi yaşar. Kitabın en ünlü bölümlerinden biri, Sandro'nun Stalin'in huzurunda dans ettiği ve Stalin'in (kitapta "Koca Bıyıklı" olarak geçer) paranoyalarına tanık olduğu bölümdür.
Hikayeler boyunca Çegem köyü, bozulmamış ahlaki değerlerin, geleneklerin (misafirperverlik, kan davası, büyüklere saygı) son kalesi olarak sunulur. Ancak Sovyet modernleşmesi, kollektivizasyon ve ideolojik baskılar, bu kaleyi yavaş yavaş yıkar. Sandro, bu değişim karşısında bazen direnir, bazen uyum sağlar, bazen de sistemi kendi silahıyla vurarak dalga geçer.
Kitapta sadece siyasi olaylar değil; aşklar, kız kaçırmalar, kan davaları, yerel efsaneler, hayvan hırsızlıkları ve köy meclisi toplantıları da geniş yer tutar. Fazıl İskender, Sandro üzerinden totaliter rejimlerin tek tip insan yaratma çabasına karşı, insanın bireysel neşesini, kurnazlığını ve yaşama sevincini savunur. Roman, yitip giden "patriarkal" (ataerkil/geleneksel) dünyaya yakılmış hüzünlü ama neşeli bir ağıttır.

