Robert Louis Stevenson
📜 Hayatı ve Edebi Kişiliği
Robert Louis Stevenson, hayatı boyunca yatağa mahkum bir hasta ile dünyayı gezen bir maceraperest arasında gidip gelen, edebiyatın "büyük gezginidir". Ciğerleri iflas etmiş olsa da, ruhu okyanusları aşmıştır.
I. "Yorgan Ülkesi"nin Prensi
Stevenson, İskoçya'nın en ünlü "Deniz Feneri Mühendisleri" ailesine doğdu. Babası ve dedesi, İskoç kıyılarını aydınlatan o dev fenerleri yapan sert mühendislerdi. Ailesi onun da mühendis olmasını bekliyordu. Ancak Robert, doğuştan gelen ağır akciğer hastalıkları (tüberküloz) nedeniyle çocukluğunun büyük kısmını yatakta geçirdi. Dışarı çıkıp oynayamadığı için, yorganının kıvrımlarını dağlara ve vadilere benzeterek kendine oyuncak askerlerle bir "Yorgan Ülkesi" kurdu. Hayal gücü, bu hasta yatağında gelişti.
II. Kadife Ceketli İsyankar
Büyüdüğünde, babasının mühendislik hayallerini ve Edinburgh'un katı dini kurallarını reddetti. Hukuk okudu ama avukatlık yapmadı. Saçlarını uzattı, o dönem için skandal sayılan kadife ceketler giydi ve şehrin arka sokaklarındaki batakhanelerde, hırsızlar ve hayat kadınlarıyla vakit geçirdi. Bu dönemde, insan doğasının sadece "iyi aile çocuğu" olmaktan ibaret olmadığını, her insanın içinde karanlık bir tarafın yattığını keşfetti. Bu, ileride Jekyll ve Hyde'ın temeli olacaktı.
III. Aşk İçin Okyanusu Aşmak
Stevenson, Fransa'da tanıştığı kendisinden yaşça büyük, Amerikalı, evli ve çocuklu bir kadın olan Fanny Osbourne'a delicesine aşık oldu. Fanny, kocasından boşanmak için Amerika'ya döndüğünde, Stevenson da ailesinin tüm itirazlarına rağmen, parasız bir şekilde peşinden gitti. Hasta haliyle, göçmen gemilerinin en alt katında seyahat ederek Amerika'yı bir uçtan bir uca (New York'tan California'ya) geçti. Yolculuk sırasında neredeyse ölüyordu ama Fanny'ye ulaştı ve evlendiler. Fanny, onun sadece eşi değil, en sert eleştirmeni ve hemşiresi oldu.
IV. Bir Kabustan Doğan Şaheser
1886'da, Londra'da hasta yatağında ateşler içinde yanarken bir kâbus gördü. Çığlık atarak uyandığında, karısına "Neden uyandırdın? Harika bir korku hikayesi görüyordum" dedi. O ateş nöbetiyle, sadece 3 günde Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ın ilk taslağını yazdı. Karısı Fanny hikayeyi okudu ve "Bu sadece bir korku hikayesi olmuş, oysa sen bunun içindeki felsefeyi, insanın iki yüzlülüğünü anlatmalısın" diyerek taslağı eleştirdi. Stevenson, öfkeyle (veya ilhamla) taslağı şömineye atıp yaktı ve oturup hepsini baştan, daha derin bir şekilde yazdı. Kitap basıldığında yer yerinden oynadı; kiliselerde vaazlarda anlatıldı.
V. Samoa'da Bir Kabile Reisi: "Tusitala"
Sağlığı İngiltere'nin sisli havasını kaldıramaz hale gelince, Stevenson son bir maceraya atıldı. Bir gemi kiralayıp Güney Pasifik adalarına açıldı ve sonunda Samoa adasına yerleşti. Burada yerlilerle iç içe yaşadı, onların haklarını sömürgeci devletlere karşı savundu. Yerliler ona büyük saygı duyarak "Tusitala" (Hikaye Anlatıcısı) adını verdiler. 44 yaşında, bir akşam karısına mayonez yaparken (veya bir şarap şişesini açarken) aniden beyin kanaması geçirdi ve yere yığıldı. "Yüzüm tuhaf görünüyor mu?" son sözleri oldu. Samoalı yerliler, cenazesini omuzlarında taşıyarak adanın en yüksek dağına, okyanusu gören bir tepeye gömdüler. Mezar taşında kendi yazdığı şiir vardır: "Avcı, tepeden evine döndü; denizci, denizden evine döndü."
Kütüphanemizdeki Eserleri
Konular
Tüm konular ve yanıtlar herkese açıktır. Konu açmak veya yanıtlamak için giriş gerekir.
Henüz konu yok. İlk konuyu siz açın.
Konu aç
Konu açmak için giriş yapın.


