Ana Sayfa / Dünya Tarihi ve Ülkeler / Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı
Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı

Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı

United Kingdom of Great Britain and Ireland (Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı).
📅 1801 – 1922 ⏳ 121 Yıl
🚩 KURULUŞ:

Olay: 1800 İrlanda Birlik Yasası (Acts of Union 1800). Tarih: 1 Ocak 1801 (Yürürlüğe giriş tarihi). Açıklama: 1798'deki kanlı İrlanda İsyanı'nın ardından Londra, İrlanda'nın güvenilmez bir arka bahçe olduğuna karar verdi. İrlanda Parlamentosu üyelerine devasa rüşvetler ve unvanlar dağıtılarak kendi meclislerini lağvetmeleri sağlandı. İrlanda, hukuken Büyük Britanya'ya entegre edildi.

📖 BÖLÜMLER (İçindekiler)

1. BÖLÜM:

BİRLEŞİK KRALLIK’IN DOĞUŞU, NAPOLYON SAVAŞLARI VE 1832 REFORMU (1801 – 1837)

Birleşik Krallık’ın Doğuşu ve Napolyon Savaşları (1801-1815) İngiltere’nin 1798’de İrlanda’daki kanlı isyanı bastırmasının ardından, Başbakan Genç Pitt’in girişimiyle hazırlanan Birlik Yasası (Act of Union) 1 Ocak 1801’de yürürlüğe girdi. İrlanda Parlamentosu feshedilerek Westminster’a bağlandı ve yeni devletin adı “Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı” oldu. Pitt, bu birleşmeyi pekiştirmek için Katoliklere siyasi haklar (Katolik Özgürleşmesi) vermeyi planladıysa da, Kral III. George’un bunu şiddetle reddetmesi üzerine istifa etmek zorunda kaldı.

Birleşik Krallık’ın ilk yılları, Avrupa’yı kasıp kavuran Napolyon Savaşları ile geçti. Britanya orduları kara savaşlarında zorlanırken, asıl güç denizlerdeydi. 1805 yılında Amiral Horatio Nelson’un komutasındaki Britanya donanması, Trafalgar Muharebesi’nde Fransız-İspanyol birleşik filosunu adeta yok ederek Britanya’nın dünya denizlerindeki mutlak ve tartışılmaz hakimiyetini ilan etti. (Bu süreçte Britanya, Amerika Birleşik Devletleri ile deniz ticareti anlaşmazlıkları yüzünden 1812-1815 yılları arasında da bir savaş yaşamıştır). Napolyon’un Avrupa’daki hakimiyeti ise 1815 yılında Dük Wellington komutasındaki Britanya kara kuvvetlerinin Waterloo Muharebesi’nde kazandığı kesin zaferle son buldu ve Avrupa’da “Pax Britannica” (Britanya Barışı) adı verilen uzun bir dönem başladı.

Savaş Sonrası Krizler ve IV. George Dönemi (1815-1830) Savaşın bitimi refah değil, aksine derin bir ekonomik buhran, işsizlik ve sosyal huzursuzluk getirdi. Özellikle oy hakkının genişletilmesi ve parlamenter reform talep eden kitleler sokaklara döküldü. 1819’da Manchester’da reform talep eden devasa bir sivil kalabalığa süvarilerin kılıçlarla saldırmasıyla yaşanan ve tarihe Peterloo Katliamı olarak geçen olay, dönemin Tory (Muhafazakar) hükümetinin baskıcı ve tepkisel politikalarının zirvesi oldu.

1820 yılında, uzun süredir akıl hastası olan III. George’un ölümüyle tahta oğlu IV. George çıktı. Savurganlığı, Brighton’da yaptırdığı gösterişli yazlık pavyon ve lükse düşkünlüğüyle halkın nefretini kazanan kral, eşi Kraliçe Caroline’a uyguladığı kötü muamele (onu taç giyme töreninden zorla men etmesi) yüzünden monarşinin itibarını yerle bir etti. Ancak IV. George döneminin sonlarına doğru, 1829’da Dük Wellington’ın başbakanlığındaki Tory hükümeti, artan İrlanda baskılarına dayanamayarak Katolik Özgürlük Yasası’nı (Catholic Emancipation) geçirmek zorunda kaldı ve İrlandalı Katoliklere parlamentoya girme hakkı tanındı.

  1. William ve 1832 Büyük Reform Yasası IV. George’un 1830’da ölümüyle yerine, daha liberal eğilimli bir denizci olan kardeşi IV. William geçti. Bu dönemde Sanayi Devrimi kırsaldan kente devasa göçler yaratmış; Manchester, Birmingham, Leeds gibi büyük sanayi kentleri doğmuştu. Ancak bu devasa yeni şehirlerin parlamentoda tek bir milletvekili bile yokken, birkaç seçmeni olan “çürük ilçeler” (rotten boroughs) parlamentoya vekil gönderiyordu. Earl Grey önderliğindeki Whig (Liberal) hükümeti, bu adaletsizliği düzeltmek için meclise bir reform tasarısı sundu.

Torylerin çoğunlukta olduğu Lortlar Kamarası tasarıyı defalarca reddedince, ülke çapında şiddetli isyanlar patlak verdi; İngiltere adeta bir devrimin eşiğine geldi. Başbakan Grey, Kral IV. William’dan, tasarıyı geçirecek sayıda yeni (Liberal) lord atamasını talep etti. Kralın gönülsüz de olsa bu tehdidi savurması üzerine Lortlar Kamarası pes etti ve İngiliz demokrasi tarihinin en büyük dönüm noktalarından biri olan 1832 Büyük Reform Yasası kabul edildi. Bu yasayla çürük ilçelerin temsiliyeti iptal edildi, sanayi kentlerine vekillik hakkı verildi ve oy kullanma hakkı orta sınıfı kapsayacak şekilde genişletildi.

Sosyal Reformların Şafağı (1833-1837) 1832 Reformu ile yenilenen parlamento derhal köklü sosyal değişimlere imza attı. Whig hükümeti, yıllardır süren kölelik karşıtı kampanyaların neticesinde 1833’te Britanya İmparatorluğu’nun tamamında köleliği resmen yasakladı. Aynı dönemde, fabrikalarda 13 yaşından küçük çocukların çalıştırılmasını sınırlandıran ilk Fabrika Yasası çıkarıldı ve Charles Dickens’ın romanlarında sertçe eleştireceği, muhtaçları düşkünler evine (workhouse) hapseden 1834 Yeni Yoksullar Yasası kabul edildi. (Yine 1834 yılında tarihi Westminster Sarayı feci bir yangınla kül olmuş, yerine bugün bildiğimiz ihtişamlı neo-Gotik Parlamento Binası’nın yapımına başlanmıştır.)

 

2. BÖLÜM:

ERKEN VİCTORİA ÇAĞI, SANAYİ VE TOPLUMSAL HAREKETLER (1837 – 1868)

Kraliçe Victoria’nın Tahta Çıkışı ve Yeni Bir İmaj IV. William’ın 1837 yılında ölümüyle, İngiltere tahtına 18 yaşındaki yeğeni Kraliçe Victoria geçmiştir. Hannover krallığındaki veraset yasası (Sal yasası) kadınların tahta çıkmasına izin vermediğinden, Victoria’nın tahta çıkışıyla İngiltere ve Hannover arasındaki yüzyılı aşkın süredir devam eden kişisel birlik sona ermiş ve Hannover yeniden bağımsız hale gelmiştir.

Victoria, 1840 yılında kuzeni Saxe-Coburg-Gotha Prensi Albert ile evlenmiştir. Önceki kralların (özellikle IV. George’un) sefahat düşkünü, savurgan imajının aksine, Victoria ve Albert mutlu bir aile tablosu çizerek İngiliz monarşisinin zedelenen saygınlığını yeniden tesis etmişlerdir.

Sanayileşmenin Karanlık Yüzü ve İşçi Sınıfının Çilesi Genç kraliçe tahta çıktığında, bir önceki dönemde yapılan 1832 Reformu’nun işçilerin yaşam şartlarına hiçbir olumlu katkı yapmadığı gerçeğiyle yüzleşti. Nüfus hızla kırsaldan kentlere akarken, şehirlerin altyapısı bu yükü kaldıramıyordu. Manchester’ın “Küçük İrlanda” gibi gecekondu mahallelerinde 200 evde 4.000 kişi yaşıyor; dar, ışıksız ve çamurlu sokaklarda salgın hastalıklar kol geziyordu. Aşırı kalabalık ve yetersiz kanalizasyon sistemleri 1848, 1854 ve 1866 yıllarında binlerce insanın ölümüne yol açan büyük kolera salgınlarına neden oldu. İşçiler fabrikalarda son derece düşük ücretlerle günde 16 saate kadar çalıştırılıyor, çocuk ölümleri ise dehşet verici boyutlara ulaşıyordu.

Erken Dönem Sendikalar ve Çartist Hareket (1838 – 1848) Bu ağır sömürü düzenine karşı, zengin bir fabrikatör olmasına rağmen işçilerine kârdan pay dağıtan Robert Owen’ın öncülüğünde 1834’te Milli Sanayi Birliği kurularak erken dönem işçi örgütlenmelerinin (Sosyalistlerin) temeli atıldı.

Ancak döneme damgasını vuran asıl siyasi tepki, 1830’lar ve 1840’larda ortaya çıkan geniş çaplı protesto olan Çartizm (Chartism) hareketiydi. 1838’de “Halkın Şartı”nı (People’s Charter) yayımlayan Çartistler altı temel talepte bulunuyordu: Yetişkin erkekler için evrensel oy hakkı, gizli oy sistemi, her yıl parlamento seçimi yapılması, eşit nüfuslu seçim bölgeleri, milletvekili olabilmek için mülk sahibi olma şartının kaldırılması ve milletvekillerine maaş bağlanması. 1848 yılında Avrupa’nın pek çok monarşisi devrimlerle (1848 Devrimleri) yıkılırken, İngiltere’deki en büyük olay Londra’daki Kennington Common’da toplanan on binlerce Çartistin parlamentoya sunduğu devasa dilekçe yürüyüşü oldu. Parlamento bu dilekçeyi reddetse de, İngiliz siyasi kültürü sorunları devrimle değil, anayasal reformlarla çözme yeteneğini bir kez daha göstermişti.

Demiryolu Tutkusu, Fabrika Yasaları ve Büyük Sergi (1851) 1840’lı yıllar İngiltere’de inanılmaz bir “demiryolu tutkusu”na (railway mania) sahne oldu. Binlerce kilometrelik ray döşenerek ülkenin her köşesi günlük ulaşım ağına bağlandı ve büyük bir iç pazar entegrasyonu sağlandı. Artan toplumsal baskılar karşısında parlamento kayıtsız kalamadı; 1833, 1844, 1847, 1850 ve 1860’ta peş peşe çıkarılan “Fabrika Yasaları” ile çalışma koşulları ve özellikle çocuk ve kadınların çalışma saatleri kademeli olarak düzenlendi.

Britanya’nın ulaştığı bu muazzam ekonomik, teknolojik ve sınai güç, Prens Albert’in öncülüğünde 1851 yılında Londra Hyde Park’ta düzenlenen Büyük Sergi (Great Exhibition) ile tüm dünyaya ilan edildi. Bu sergi, Britanya’yı artık sadece kırsal bir güç değil, “dünyanın atölyesi” ve kendine güvenen sarsılmaz bir ticari imparatorluk olarak yüceltiyordu.

Küresel Krizler: İrlanda Kıtlığı ve Savaşlar Erken Victoria dönemi parlak görünse de derin krizler de yaşandı. 1845-1848 yılları arasında İrlanda’da yaşanan Büyük Kıtlık (Patates Kıtlığı), dönemin İngiliz hükümetinin yetersiz müdahaleleri nedeniyle tam bir demografik felakete dönüştü. Milyonlarca insan açlıktan öldü veya başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı.

Dış politikada ise İngiltere, ticari çıkarlarını ve Hindistan’daki egemenliğini korumak için saldırgan bir emperyalizm yürüttü. Birinci Afgan Savaşı (1839-1842), Çin pazarını zorla açmak için yapılan Birinci ve İkinci Afyon Savaşları (1840-1842, 1856-1860) bu dönemin başlıca çatışmalarıydı. Ayrıca, Rusya’nın Akdeniz’e inmesini ve güç dengesini bozmasını engellemek için İngiltere; Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu ile müttefik olarak Rusya’ya karşı 1853-1856 yılları arasında Kırım Savaşı’na girdi.

Entelektüel Kaynama ve Kültürel Dönüşüm Bu dönem, edebiyat ve fikir dünyasında da büyük bir değişime sahne oldu. Charles Dickens; Zor Zamanlar (1854) ve diğer romanlarında sanayileşmenin getirdiği faydacı ve acımasız zihniyeti, işçi sınıfının yoksulluğunu resmederek adeta halkın sesi oldu. John Stuart Mill’in Özgürlük Üzerine (1859) eseri, bireysel özgürlükler ile devlet otoritesi arasındaki sınırları çizen başyapıtlardan biri olurken; aynı yıl Charles Darwin’in yayımladığı Türlerin Kökeni (1859), geleneksel dini dogmalara bilimsel bir meydan okuma getirerek tüm dünyada sarsıcı bir etki yarattı.

 

3. BÖLÜM:

GLADSTONE VE DİSRAELİ DÜELLOSU, EMPERYALİZMİN ZİRVESİ (1868 – 1901)

İki Dev Zıt Karakter: Gladstone ve Disraeli 1868 yılından itibaren Britanya siyaseti, birbirine tamamen zıt iki dev ismin amansız düellosuna sahne olmuştur: William Ewart Gladstone (Liberal Parti) ve Benjamin Disraeli (Muhafazakar Parti/Tory).

Yahudi kökenli (sonradan Anglikan vaftizli) başarılı bir romancı olan Disraeli, fırsatçı, vizyoner ve cazibeli bir karaktere sahipti. Kraliçe Victoria’nın büyük takdirini kazanmış, kraliçeye yönelik iltifatlarıyla onun kalbini fethetmişti. Buna karşılık Gladstone, İncil ve klasiklerle yoğrulmuş, ahlaki üstünlük taslayan, sert ve ilkeli bir karakterdi. Victoria, Gladstone için “benimle sanki ben kamuya açık bir toplantıymışım gibi konuşuyor” diyerek ondan hiç hoşlanmadığını belli ediyordu.

Liberallerin Altın Çağı ve İç Reformlar (1868-1874) Disraeli’nin Muhafazakarları, işçi sınıfına oy hakkı getiren 1867 Reformu’nu çıkarmalarına rağmen 1868 seçimlerinde yenilmiş ve iktidar Liberal Gladstone’a geçmiştir. Gladstone’un ilk başbakanlık dönemi köklü reformlara sahne oldu. 1870 Eğitim Yasası ile kilise okullarının yetersiz kaldığı yerlerde laik eğitim veren okullar (board schools) kurularak eğitim tabana yayıldı. 1871’de Sendikalar Kongresi’nin tanınmasıyla sendikalar yasal hale geldi. 1872’de çıkarılan bir yasayla seçimlerde gizli oy kullanımına geçildi ve kamu hizmetlerine alımlarda adam kayırmacılık yerine sınav sistemi getirildi.

Disraeli, “Jingoizm” ve Emperyalizmin Zirvesi (1874-1880) 1874 seçimlerinde Disraeli yönetimindeki Muhafazakarlar (Toryler) iktidarı devraldı. Disraeli, içeride halkın sağlığı, eğitimi ve çalışma koşullarını iyileştiren önemli sosyal reformlar yaparken asıl farkını dış politikada gösterdi. 1875 yılında, Mısır hidivinden Süveyş Kanalı Şirketi’nin hisselerinin neredeyse yarısını satın alarak Britanya’nın Doğu’ya (özellikle Hindistan’a) giden hayati yolunu güvence altına aldı. 1876’da Kraliçe Victoria’yı “Hindistan İmparatoriçesi” ilan ederek imparatorluk gururunu okşadı.

Disraeli, Rusya’nın Akdeniz’e inmesini engellemek için Osmanlı İmparatorluğu’nu destekliyor ve gerekirse savaşa girmekten çekinmeyeceğini belirtiyordu. Bu dönemde Britanya kamuoyunda “Jingoizm” (şovenist milliyetçilik) olarak bilinen saldırgan bir vatanseverlik dalgası yükseldi. Gladstone ise buna 1879’daki meşhur Midlothian kampanyasıyla karşılık vererek Disraeli’yi “Bulgarlara karşı Türk gaddarlığını kışkırtmakla” ve bencil bir dış politika gütmekle suçladı. Bu modern kitle kampanyası sayesinde Gladstone 1880’de tekrar iktidara geldi; Disraeli ise bir yıl sonra öldü.

İrlanda Özerklik Krizi (Home Rule) ve Liberal Bölünme 1880’lerde Britanya siyasetini kilitleyen en büyük mesele İrlanda oldu. Büyük Patates Kıtlığı ve göçlerle nüfusu yarı yarıya eriyen İrlanda’da, İngiliz toprak sahiplerine ve İngiliz yönetimine karşı devasa bir öfke birikmişti. Charles Stewart Parnell liderliğindeki İrlanda Parlamenter Partisi, Avam Kamarası’nda bir güç dengesi oluşturarak İrlanda için özerklik (Home Rule) talep etmeye başladı.

Gladstone, İrlanda’yı yatıştırmayı misyon edinerek 1886’da İrlanda Özerklik Yasa Tasarısı’nı (Home Rule) Avam Kamarası’na sundu. Ancak bu tasarı, imparatorluğun parçalanacağını düşünen kendi partisi içindeki Liberal emperyalistleri çileden çıkardı. Joseph Chamberlain önderliğindeki bir grup “Liberal Birlikçi” (Liberal Unionist) ayrılarak Muhafazakarlarla ittifak yaptı ve Gladstone’un hükümetini düşürdü. Bu bölünme, Muhafazakarların (Lord Salisbury önderliğinde) uzun yıllar sürecek iktidarının önünü açtı. Gladstone, 1892’de 82 yaşındayken son kez başbakan olup tasarıyı tekrar geçirmeyi denediyse de bu kez Lordlar Kamarası tarafından ezici bir oy farkıyla (419’a karşı 41) reddedildi.

İşçi Sınıfının Siyasete Girmesi ve Yeni Emperyal Krizler 1884 yılında çıkarılan Üçüncü Reform Yasası, oy hakkını madencileri, fabrika çalışanlarını ve tarım işçilerini de kapsayacak şekilde genişleterek seçmen sayısını beş milyonun üzerine çıkardı. Bu genişleme, örgütlü bir “Sol” siyasetin doğuşunu hızlandırdı. 1884’te Sidney ve Beatrice Webb tarafından “Fabian Derneği” (Fabian Society) kurularak entelektüel sosyalizmin temelleri atıldı. 1893 yılında İskoç madenci Keir Hardie önderliğinde kurulan Bağımsız İşçi Partisi (ILP), İngiliz işçi sınıfının siyasi arenadaki ilk kalıcı bağımsız temsilcisi oldu.

Bu sırada dışarıda da sarsıntılar yaşanıyordu. Mısır’daki milliyetçi ayaklanmalara müdahale eden Britanya, 1882’de Mısır’ı fiilen işgal etmişti. Ancak Sudan’daki Mehdi isyanını bastırmak için gönderilen ünlü General Charles Gordon’un 1885’te Hartum’da öldürülmesi Britanya kamuoyunda büyük bir şok yarattı ve faturası Gladstone’a kesildi. Yüzyılın sonuna doğru, Güney Afrika’daki zengin altın madenlerini ele geçirmek ve kıtadaki hakimiyetini pekiştirmek isteyen Britanya, Hollanda asıllı Boerlerle İkinci Boer Savaşı’na (1899-1902) girdi. Britanya bu savaşı ancak toplama kampları kurmak ve çok ağır bedeller ödemek pahasına, dünya kamuoyunun tepkisini çekerek kazanabildi.

1901 yılına gelindiğinde, 64 yıl boyunca tahtta kalan ve bir çağa adını veren Kraliçe Victoria, 82 yaşında hayatını kaybetti. Victoria’nın ölümü, Britanya’nın rakipsiz ekonomik ve emperyal üstünlüğünün de sonunun yaklaşmakta olduğunun habercisiydi.

 

4. BÖLÜM:

EDWARDLAR DÖNEMİ, LİBERAL REFORMLAR VE KRİZLER (1901 – 1914)

VII. Edward, Emperyal İhtişam ve Değişen Dengeler (1901-1910) Kraliçe Victoria’nın 1901’de ölümüyle tahta 59 yaşındaki oğlu VII. Edward geçmiştir. Annesinin uzun ve kasvetli dulluk döneminin aksine Edward; dışa dönük, Avrupa’yı gezen, monarşiye kıtasal bir hava ve modern bir zarafet getiren bir kral olmuştur. Dönemin başlangıcı imparatorluğun zirvesi gibi görünüyordu; nitekim 1903’te Hindistan Genel Valisi Lord Curzon, Delhi’de eşi görülmemiş bir emperyal şov düzenleyerek Britanya’nın gücünü tüm dünyaya sergilemişti.

Ancak bu ihtişamın ardında Britanya’nın rakipsiz üstünlüğü sarsılmaktaydı. Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri, sanayide ve askeri teknolojide (özellikle Almanya’nın hızla büyüyen donanmasıyla) Britanya’yı tehdit etmeye başlamıştı. Bu küresel rekabet ortamında Kral VII. Edward’ın da kişisel diplomatik becerilerinin yardımıyla Britanya, geleneksel “şahane infiratçılık” politikasını terk ederek 1904’te Fransa ile “Entente Cordiale” (Dostluk Antlaşması) imzalamış ve 1907’de bu ittifaka Rusya’yı da katarak Almanya’ya karşı bir denge kurmaya çalışmıştır,.

1906 Liberal Zaferi ve İşçi Partisi’nin Doğuşu Artan dış rekabet içeride Muhafazakar (Tory) Partiyi bölmüştü. Sömürgeler Bakanı Joseph Chamberlain, İngiliz sanayisini korumak için gümrük duvarları (himayecilik) getirilmesini savunurken, serbest ticareti savunanlar ona karşı çıktı. Gıda fiyatlarının artacağından korkan seçmenler bu politikalara sırt çevirince, 1906 genel seçimlerinde Liberal Parti, Henry Campbell-Bannerman liderliğinde 400 sandalye kazanarak tarihi bir zafer elde etti,. Bu seçimin en önemli sonuçlarından biri de, parlamentoya 29 üye sokan ve İngiliz solunun geleceğini şekillendirecek olan İşçi Partisi’nin (Labour Party) resmi olarak tarih sahnesine çıkmasıydı.

“Halkın Bütçesi” ve Refah Devletinin Temelleri 1908’de Başbakanlık koltuğuna H. H. Asquith oturdu. Onun kabinesindeki iki dinamik isim, Maliye Bakanı David Lloyd George ve Ticaret Bakanı Winston Churchill, modern refah devletinin temellerini atacak radikal reformlara giriştiler,. 1906 tarihli Ticari Anlaşmazlıklar Yasası ile sendikalar güvence altına alınmış, 1911 tarihli Ulusal Sosyal Sigorta Yasası ile işsizlik ve sağlık sigortası gibi kavramlar ilk kez hayat bulmuştu.

Ancak hem bu sosyal reformları hem de Almanya ile girilen deniz silahlanması yarışını (Dreadnought savaş gemileri inşası) finanse etmek devasa bir bütçe gerektiriyordu. Maliye Bakanı Lloyd George, 1909 yılında **”Halkın Bütçesi”**ni hazırlayarak zenginlerden, büyük toprak sahiplerinden ve lüks tüketimden yüksek oranlarda vergi almayı teklif etti,.

Büyük Anayasal Kriz ve 1911 Parlamento Yasası Lloyd George’un “dükleri yenmek” diyerek savunduğu bu radikal bütçe, Avam Kamarası’nda kabul edilmesine rağmen, aristokratların elindeki (Muhafazakar ağırlıklı) Lordlar Kamarası tarafından benzeri görülmemiş bir şekilde veto edildi. Bu durum İngiltere’de devasa bir anayasal krize yol açtı.

Başbakan Asquith 1910’da iki kez seçime gitmek zorunda kaldı. VII. Edward’ın ölümünün ardından 1910’da tahta geçen yeni kral V. George (1910-1936), krizin çözülmesi için gerekirse Lordlar Kamarası’ndaki muhalefeti kıracak sayıda yeni (Liberal) lord atayacağına dair söz verince Lordlar Kamarası geri adım atmak zorunda kaldı. Bu sürecin sonunda çıkarılan 1911 Parlamento Yasası, Lordlar Kamarası’nın veto yetkisini elinden alarak Avam Kamarası’nın üstünlüğünü kesin olarak tescilledi,.

Kadın Hakları, İşçi Eylemleri ve İrlanda Çıkmazı Edward dönemi ve 1910’ların başı sadece parlamentoda değil sokaklarda da kaynıyordu:

  • Süfrajetler (Suffragettes): Emmeline Pankhurst’ün önderliğindeki militan kadın hakları savunucuları, kadınlara oy hakkı verilmesi için meclisi basmak, açlık grevleri yapmak gibi radikal eylemlere giriştiler. Hatta 1913’te Emily Davison, davası uğruna kendini kralın atının önüne atarak hayatını kaybetti,.
  • İşçi Eylemleri: 1911’de denizciler, liman işçileri ve demiryolu işçilerinin başlattığı devasa grev dalgaları ülkeyi felç etme noktasına getirdi.
  • İrlanda’nın Eşiğindeki İç Savaş: 1910 seçimlerinden sonra Liberal hükümetin meclisteki çoğunluğu İrlandalı vekillere bağlı hale gelmişti. Bunun karşılığı olarak İrlanda’ya özerklik (Home Rule) verecek yasa 1912’de gündeme geldi,. Ancak İrlanda’nın kuzeyindeki Protestan Ulster bölgesi, Sir Edward Carson liderliğinde silahlanarak özerkliğe isyan etti (Ulster Gönüllüleri). Hatta İngiliz ordusundaki bazı subaylar Ulster’e müdahale etmeyi reddederek istifa ettiler (Curragh Olayı).

1914 yılına gelindiğinde İrlanda bir iç savaşın eşiğindeydi ve özerklik yasası meclisten geçmesine rağmen uygulanması askıya alınmak zorunda kaldı. Ancak Britanya’nın ve İrlanda’nın kaderini değiştirecek çok daha büyük bir fırtına koptu: Ağustos 1914’te Avrupa’da patlak veren Birinci Dünya Savaşı.

 

5. BÖLÜM:

  1. DÜNYA SAVAŞI, İRLANDA’NIN BÖLÜNMESİ VE DÖNEMİN SONU (1914 – 1922)

Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı’nın son yıllarını kapsayan bu dönem; milyonlarca insanın hayatına mal olan küresel bir savaşın, toplumsal cinsiyet ve sınıf yapılarındaki sarsıcı değişimlerin ve İrlanda’nın kanlı bir şekilde adadan kopuşunun yaşandığı büyük bir kırılma evresidir.

  1. Dünya Savaşı’nın Patlak Vermesi ve Britanya’nın Savaşa Girişi (1914) 28 Haziran 1914’te Avusturya tahtının veliahdı Arşidük Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi olan Gavrilo Princip tarafından öldürülmesi, Avrupa’da zincirleme bir ittifaklar savaşını tetikledi,. Almanya’nın Schlieffen Planı doğrultusunda, tarafsızlığı 1839 Londra Antlaşması ile garanti altına alınmış olan Belçika’yı 4 Ağustos’ta işgal etmesi, Britanya’nın Almanya’ya savaş ilan etmesinin temel gerekçesi oldu,. Aslında Britanya’nın asıl endişesi, Manş Denizi limanlarını kontrol edecek ve Britanya’nın ticaretini engelleyecek hegemonyacı bir Alman deniz ve kara gücünün ortaya çıkmasıydı. Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey bu tarihi kırılmayı, “Avrupa’nın her yerinde ışıklar sönüyor; onların yeniden yandığını görmeye ömrümüz yetmeyecek” sözleriyle ifade etmişti.

Siper Savaşları, Çanakkale Cephesi ve Topyekûn Savaş (1914-1918) Savaş, Batı Cephesi’nde kısa sürede dikenli teller, makineli tüfek yuvaları, çamur ve zehirli gazın egemen olduğu, ilerlemenin neredeyse durduğu kanlı bir siper savaşına dönüştü,. Britanya, Avrupa dışındaki müttefiklerine ve Osmanlı İmparatorluğu’na karşı da cepheler açtı. Bunların en önemlilerinden biri, Donanma Bakanı Winston Churchill’in öncülüğünde 1915’te başlatılan Çanakkale (Gelibolu) harekâtıydı. Britanya, Avustralya ve Yeni Zelanda (Anzak) birliklerinin katıldığı bu çıkarma, Türkler tarafından durduruldu ve dokuz ayın sonunda küçük düşürücü bir çekilmeyle sonuçlanarak Churchill’in istifasına yol açtı.

Savaşın uzaması, Britanya’yı “topyekûn savaş” konseptine geçmeye zorladı. 1914’teki Ülke Savunma Yasası (Defence of the Realm Act) ile hükümetin yetkileri muazzam ölçüde artırıldı; demiryolları, kömür ocakları ve un değirmenleri devlet denetimine alındı, yiyecek maddeleri karneye bağlandı. Britanya tarihinde ilk kez zorunlu askerlik getirildi ve silahlı kuvvetlerin mevcudu 4,5 milyona ulaştı,. Cephe gerisinde ise beş milyon kadın ulaşım, tarım ve savaş gereçleri üretimi gibi alanlarda çalışmaya başlayarak işgücüne devasa bir katılım sağladı.

1917’de Rusya’da patlak veren devrimler Rus ordusunu çökertip Almanya’yı rahatlatsa da, aynı yıl Amerika Birleşik Devletleri’nin savaşa girmesi müttefikler lehine dengeyi değiştirdi. 1918 baharındaki son Alman taarruzlarının durdurulmasının ardından müttefikler savaşı kazandı. Savaşın Britanya’ya bedeli çok ağır oldu: 700.000’den fazla asker hayatını kaybetti ve ulusal borç 40 milyon sterlinden 360 milyon sterline fırladı. 1919 Versailles Antlaşması’nda Başbakan Lloyd George’un ve iktisatçı J.M. Keynes’in ılımlı davranma uyarılarına rağmen, Almanya son derece ağır ve küçük düşürücü tazminatlara mahkûm edildi; bu durum ilerideki felaketlerin tohumlarını ekecekti.

Paskalya Ayaklanması ve İrlanda’nın Bağımsızlık Savaşı (1916-1921) Savaş sırasında İrlanda’daki milliyetçiler, İngiltere’nin dikkatinin dağılmasını fırsat bilerek harekete geçtiler. 1916’daki Paskalya Ayaklanması’nda bir grup asi Dublin’deki Büyük Postane’yi ele geçirip cumhuriyet ilan etti. Britanya güçlerinin ağır bombardımanı ve isyan liderlerinin idam edilmesiyle bastırılan bu isyan, İrlanda milliyetçiliğini geri dönülmez biçimde alevlendirdi,.

1918 seçimlerinde İrlandalı milliyetçi parti Sinn Féin, İrlanda’daki sandalyelerin büyük çoğunluğunu kazandı ancak Westminster’a gitmeyi reddederek Dublin’de kendi parlamentolarını (Dáil Éireann) kurdular,. Michael Collins’in önderliğindeki İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA), Britanya polisine ve I. Dünya Savaşı gazilerinden oluşan “Black and Tans” adlı paramiliter İngiliz kuvvetlerine karşı acımasız bir gerilla savaşı başlattı.

Bölünme: İrlanda Özgür Devleti ve Kuzey İrlanda (1921-1922) Artan şiddet olayları ve terörizm sarmalı karşısında çaresiz kalan Britanya hükümeti, 1920 İrlanda Hükümeti Yasası ve 1921’de Lloyd George’un yürüttüğü müzakereler sonucunda geri adım atmak zorunda kaldı,. Varılan antlaşma ile İrlanda’nın 32 ilçesinden 26’sını kapsayan güney ve batı bölgeleri “Bağımsız İrlanda Devleti” (İrlanda Özgür Devleti) adıyla özerkliğini kazandı,,. Ancak Protestanların çoğunlukta olduğu kuzeydeki 6 ilçeden oluşan Ulster bölgesi “Kuzey İrlanda” adıyla Büyük Britanya’nın bir parçası olmaya devam etti,,. Bu durum, 1801’de kurulan Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı devrinin resmen kapanması ve devletin bugünkü şekli olan “Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı”na dönüşmesi anlamına geliyordu.

Sosyo-Politik Dönüşüm (1918-1922) Dönemin sonu, Britanya iç siyasetinde de devrim niteliğinde değişimlere sahne oldu. Savaşın yarattığı toplumsal bütünleşme ve kadınların savaş çabasına katkıları sonucunda, 1918 yılında 21 yaşın üzerindeki tüm erkeklere ve 30 yaşın üzerindeki kadınlara oy hakkı tanındı,. Bu, seçmen sayısını devasa ölçüde artırarak Britanya’yı tam bir demokrasi yoluna soktu. Siyasi yelpazede ise Liberal Parti (Asquith ve Lloyd George arasındaki çekişmelerle) bölünerek erirken, yerini ana muhalefet gücü ve geleceğin iktidar adayı olarak İşçi Partisi (Labour Party) almaya başladı,.

 

İDARECİLER

 

MONARKLAR (KRAL VE KRALİÇELER)

  • III. George (1801 – 1820) (Birleşik Krallık Dönemi)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: D. 1738 – Ö. 1820.
    • Yönetim Tarihi: 1760 – 1820 (1801’de İrlanda’nın katılımıyla Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı’nın ilk kralı oldu).
    • Dönemin Olayı: 1801 Birlik Yasası ile İrlanda’yı krallığa bağlaması ve ardından Avrupa’yı sarsan Napolyon Savaşları döneme damga vurmuştur. Amiral Nelson’un Trafalgar (1805) ve Dük Wellington’ın Waterloo (1815) zaferleri bu dönemde kazanılmıştır. Hayatının son yıllarında akıl sağlığını yitirdiği için krallığı oğlu (Naiplik dönemi) idare etmiştir.
  • IV. George (1820 – 1830)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: Ö. 1830.
    • Yönetim Tarihi: 1820 – 1830.
    • Dönemin Olayı: Lükse ve savurganlığa düşkünlüğü, eşi Kraliçe Caroline’e uyguladığı kötü muamele sebebiyle halkın büyük tepkisini çekmiştir. Savaş sonrası ekonomik buhran ve 1819’daki meşhur Peterloo Katliamı’nın yarattığı toplumsal krizler dönemine rastlar. Saltanatının sonlarında 1829 Katolik Özgürlük Yasası kabul edilmiştir.
  • IV. William (1830 – 1837)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: Ö. 1837.
    • Yönetim Tarihi: 1830 – 1837.
    • Dönemin Olayı: İngiltere’de demokrasinin en büyük adımlarından biri olan 1832 Büyük Reform Yasası (Great Reform Act), Lortlar Kamarası’nın direnişine rağmen onun döneminde, yeni liberal lordlar atama tehdidiyle geçirilmiştir. İmparatorluk çapında köleliğin resmen yasaklanması (1833) da bu döneme aittir.
  • Kraliçe Victoria (1837 – 1901)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: D. 1819 – Ö. 1901.
    • Yönetim Tarihi: 1837 – 1901.
    • Dönemin Olayı: 64 yıl süren ve İngiltere’nin “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk” olduğu Victoria Çağı’na adını vermiştir. Çartist hareketler, Büyük İrlanda Kıtlığı (Patates Kıtlığı), 1851 Büyük Londra Sergisi ve 1876’da Hindistan İmparatoriçesi ilan edilmesi bu dönemin en öne çıkan başlıklarıdır.
  • VII. Edward (1901 – 1910)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: D. 1841 – Ö. 1910.
    • Yönetim Tarihi: 1901 – 1910.
    • Dönemin Olayı: Annesinin (Victoria) uzun ve kasvetli döneminden sonra monarşiye modern bir zarafet ve dışa dönüklük getirmiş; 1904’te Fransa ile Entente Cordiale (Dostluk Antlaşması) imzalayarak İngiltere’nin geleneksel izolasyon politikasını terk etmesini ve Almanya’ya karşı denge kurmasını sağlamıştır.
  • V. George (1910 – 1936) (Bu bağlamda 1922’ye kadar olan süreç)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: D. 1865 – Ö. 1936.
    • Yönetim Tarihi: 1910 – 1936.
    • Dönemin Olayı: Lortlar Kamarası’nın veto yetkisini elinden alan 1911 Parlamento Yasası, yıkıcı I. Dünya Savaşı (1914-1918) ve İrlanda’da patlak veren bağımsızlık savaşı sonucunda adanın bölünerek 1922’de İrlanda Özgür Devleti’nin kurulması onun döneminin en önemli olaylarıdır.

DÖNEME DAMGA VURAN BAŞBAKANLAR

  • Liverpool Kontu (Robert Jenkinson)
    • Yönetim Tarihi: 1812 – 1827.
    • Dönemin Olayı: Napolyon Savaşları’nın zaferle bitirilmesini ve 1815 Viyana Kongresi sonrası Avrupa düzenini koordine etmiştir. Ancak içeride aşırı muhafazakar politikalar izlemiş, Peterloo Katliamı (1819) gibi halk hareketlerini sert bir şekilde bastırarak baskıcı bir rejim uygulamıştır.
  • Earl Grey (Charles Grey)
    • Yönetim Tarihi: 1830 – 1834.
    • Dönemin Olayı: Whig (Liberal) hükümetinin lideri olarak, çürük seçim bölgelerini kaldırıp sanayi kentlerine temsil hakkı veren ünlü 1832 Büyük Reform Yasası’nın mimarıdır.
  • William Ewart Gladstone
    • Yönetim Tarihi: 1868-1874, 1880-1885, 1886 ve 1892-1894 (Dört kez).
    • Dönemin Olayı: Muhafazakar Disraeli’nin en büyük rakibi olan Liberal liderdir. 1870 Eğitim Yasası, 1872 gizli oy yasası gibi köklü iç reformlara imza atmış; ilerleyen yaşlarında İrlanda’ya özerklik (Home Rule) verebilmek için büyük çaba harcamış ancak partisini bölmek pahasına da olsa bunu başaramamıştır.
  • Benjamin Disraeli
    • Yönetim Tarihi: 1868 ve 1874-1880.
    • Dönemin Olayı: Gladstone’un zıttı olarak emperyalizme ve dış politikaya ağırlık vermiş; 1875’te Süveyş Kanalı hisselerini satın almış ve Kraliçe Victoria’yı Hindistan İmparatoriçesi ilan ettirmiştir. İngiliz “Jingoizmi” (şoven milliyetçilik) onun döneminde şahlanmıştır.
  • H. H. Asquith
    • Yönetim Tarihi: 1908 – 1916.
    • Dönemin Olayı: Liberal Parti’nin altın çağında modern refah devletinin temellerini atan sosyal sigorta yasalarını ve 1909 “Halkın Bütçesi”ni geçirmiştir. Lortlar Kamarası’nın bütçeyi reddetmesi üzerine çıkan anayasal krizi 1911 Parlamento Yasası ile çözmüştür. I. Dünya Savaşı’nın ilk iki yılında ülkeyi yönetmiştir.
  • David Lloyd George
    • Yönetim Tarihi: 1916 – 1922.
    • Dönemin Olayı: Asquith döneminin Maliye Bakanı olarak sosyal reformların asıl mimarıydı. 1916’da başbakanlığa geçerek I. Dünya Savaşı’nda Britanya’yı zafere taşımış; 1919 Versailles Antlaşması müzakerelerini yürütmüş ve 1921 Anglo-İrlanda Antlaşması ile İrlanda’nın bağımsızlığını ve bölünmesini onaylamak zorunda kalmıştır.

 

🏁 YIKILIŞ:

Olay: İngiliz-İrlanda Antlaşması (Anglo-Irish Treaty). Tarih: 6 Aralık 1921 (İmza), 6 Aralık 1922 (Yürürlüğe giriş). Açıklama: 1919-1921 İrlanda Bağımsızlık Savaşı sonucunda imparatorluk havlu attı. İrlanda'nın güneyindeki 26 kontluk Irish Free State adıyla bağımsız bir dominyon olarak birlikten ayrıldı. Bu kopuş, 1801'de kurulan yapının sonunu getirdi.

🗺️ Dünya Tarihi