Hikaye, artık yaşlanmış ve emekli olmuş Arthur Kipps'in, bir Noel arifesinde ailesiyle şömine başında otururken, çocukların hayalet hikayeleri anlatmasını istemesiyle başlar. Bu istek, Arthur'un zihninde gömülü kalmış korkunç bir anıyı tetikler. Arthur, o gece odadan çıkar ve yıllardır kimseye anlatamadığı, ruhunu kemiren o "gerçek" hayalet hikayesini kağıda dökmeye karar verir.
Gençliğinde hırslı bir avukat olan Arthur Kipps, patronu tarafından Londra'dan İngiltere'nin kuzeyindeki izole bir kasaba olan Crythin Gifford'a gönderilir. Görevi, kısa süre önce ölen yaşlı ve münzevi dul Alice Drablow'un vasiyet işlemlerini halletmek ve Eel Marsh Evi'ndeki (Yılanbalığı Bataklığı Evi) evrakları düzenlemektir. Arthur, kasabaya vardığında yerel halkın Alice Drablow ve evi hakkında konuşmaktan kaçındığını, herkesin üzerinde bir tedirginlik olduğunu fark eder.
Mrs. Drablow'un cenazesinde Arthur, kilisenin arka sıralarında, baştan aşağı siyahlar giymiş, yüzü hastalıklı derecede solgun ve kederden çökmüş bir kadın görür. Başta bu kadının Drablow'un bir akrabası olduğunu düşünür ancak kasabalıların bu kadını gördüklerinde verdikleri dehşet dolu tepkiler onu şüphelendirir.
İşlerini halletmek için Eel Marsh Evi'ne giden Arthur, evin konumundan büyülenir ama aynı zamanda ürperir. Ev, sadece "Dokuz Canlı Geçit" (Nine Lives Causeway) adı verilen bir yolla karaya bağlıdır ve bu yol, gelgit yükseldiğinde sular altında kalarak evi dünyadan tamamen izole etmektedir. Arthur, gelgitin yükseldiği saatlerde evde mahsur kalır. Bu yalnızlıkta, bataklığın üzerindeki sislerin içinden gelen korkunç sesler duyar: Bir at arabasının çılgınca sürülmesi, bir çarpışma sesi, bir atın ve küçük bir çocuğun bataklığa gömülürken attığı yürek parçalayıcı çığlıklar... Ancak ortada ne araba vardır ne de çocuk.
Arthur, kasabanın zenginlerinden Samuel Daily'nin yardımıyla ve yanına aldığı "Spider" adlı küçük bir köpekle eve tekrar gider. Evin içinde kilitli bir odanın (çocuk odası) kapısının kendiliğinden açıldığını, içerideki oyuncakların sanki az önce oynanmış gibi hareket ettiğini görür. Siyahlı Kadın, evin içinde ve bataklıkta Arthur'a görünmeye devam eder. Arthur sonunda korkunç gerçeği öğrenir: Bu kadın, evlilik dışı bir çocuk doğurduğu için çocuğu elinden alınan ve kız kardeşi (Mrs. Drablow) tarafından evlat edinilen Jennet Humfrye'dır. Çocuğu, bataklıkta boğularak ölmüştür ve Jennet, ölümünden sonra intikam yemini etmiştir. Siyahlı Kadın ne zaman birine görünse, kasabada bir çocuk ölmektedir. Arthur, bu laneti çözdüğünü ve evden kurtulduğunu sanır ancak hikayenin sonunda Siyahlı Kadın'ın intikamının bitmediğini, kendi hayatının en mutlu anında en büyük trajediyi yaşatarak ona son bir ders verdiğini acı bir şekilde öğrenir.

