Suhodol Köyü, asil ama artık yoksullaşmış ve ruhsal bir çöküşe sürüklenmiş Hruşçov ailesinin hikayesidir. Roman, ailenin mülkü olan Suhodol (Kuru Vadi) malikanesinin ve burada yaşayan insanların geçmişteki ihtişamlı ama karanlık günlerine bir geri dönüştür.
Anlatıcı, çocukluk hatıraları ve halası Tonya ile beslemesi Natalya’nın anlattıkları üzerinden, bir soylu sınıfının adım adım yok oluşunu resmeder. Ancak bu yok oluş sadece ekonomik bir iflas değildir; karakterlerin ruhlarında taşıdıkları delilik, batıl inançlar, şiddet ve karşılıksız aşklarla örülü manevi bir dağılmadır.
Kitabın merkezinde yer alan figürlerden biri olan Natalya, efendilerine duyduğu garip sadakat ve yaşadığı trajik aşk hikayesiyle Rus köylüsünün o dönemki kaderini simgeler. Tonya ise malikanenin içinde hayallerle gerçeklik arasında sıkışıp kalmış, geçmişin gölgeleriyle yaşayan trajik bir soylu figürüdür. Bunin; malikanenin tozlu odalarını, kurumuş bahçelerini ve bozkırın uğultusunu öyle bir dille anlatır ki, okuyucu sadece bir hikaye okumaz, aynı zamanda ölüme mahkum bir dönemin yasını tutar.
"Köy" kitabında dışarıdan bir gözle köylüyü anlatan Bunin, "Suhodol"da içeriye, malikanenin içine girer ve efendi-uşak ilişkisindeki o tuhaf, kopmaz ve bazen hastalıklı bağı inceler.

