Ana Sayfa / Dünya Tarihi ve Ülkeler / İngiltere Cumhuriyeti
İngiltere Cumhuriyeti

İngiltere Cumhuriyeti

The Commonwealth of England
📅 1649 – 1660 ⏳ 11 Yıl
🚩 KURULUŞ:

Olay: Monarşinin İlgası (Abolition of the Monarchy). Tarih: 19 Mayıs 1649. Açıklama: 30 Ocak'ta I. Charles'ın boynunun vurulmasının ardından, Rump Parlamentosu'nun geçirdiği "İngiltere'yi bir Cumhuriyet ve Özgür Devlet ilan etme" yasasıyla (An Act declaring England to be a Commonwealth and Free-State) resmi ve hukuki kuruluş gerçekleşmiştir.

📖 BÖLÜMLER (İçindekiler)

1. BÖLÜM: CUMHURİYETİN İLANI VE İRLANDA-İSKOÇYA SEFERLERİ (1649-1651)

Monarşinin Yıkılışı ve Commonwealth’in Kuruluşu I. Charles’ın 30 Ocak 1649’da idam edilmesinden sadece birkaç saat sonra, Parlamentonun onayı olmadan birinin kral atanmasının vatana ihanet sayılacağı ilan edilmiştir. Radikal üyelerden oluşan “Rump” (Kalıntı) Parlamento; krallık makamının ve Lortlar Kamarası’nın gereksiz, külfetli ve halkın güvenliği için tehlikeli olduğu gerekçesiyle kaldırıldığını duyurmuştur. Monarşinin yerini, “Commonwealth” adıyla anılan yeni bir cumhuriyet rejimi almıştır. İngiltere tarihinde eşi görülmemiş bu yeni devlette yürütme organı olarak, Oliver Cromwell’in de en önemli üyelerinden biri olduğu 41 kişiden oluşan bir Devlet Konseyi kurulmuştur.

İrlanda’nın Fethi ve Drogheda Katliamı (1649-1650) Yeni cumhuriyet hükümeti içeride otoriteyi sağlamış olsa da, İrlanda’da durum oldukça farklı ve tehlikeliydi. Katolik İrlandalı isyancıların lideri Ormond Markisi, idam edilen I. Charles’ın kıtada sürgünde bulunan oğlu Prens Charles’ı İrlanda’ya davet etmiş ve onu kral olarak kabul edeceklerini bildirmişti. Bu büyük tehdit karşısında Oliver Cromwell başkomutan olarak atanmış ve 9.000 kişilik bir orduyla İrlanda’ya geçmiştir.

Cromwell, İrlanda’da on ay boyunca kalarak acımasız ve kanlı bir askeri sefer yürütmüştür. Özellikle 1649’daki Drogheda katliamı, o dönem için bile olağanüstü bir hunharlık eylemi olarak tarihe geçmiştir. Cromwell kendisine mukavemet eden her şehirde büyük kıyımlar yapmış, bu katliamları eleştirenlere ise “bunun gelecekte yaşanacak daha büyük katliamların önüne geçeceğini” söyleyerek kendini savunmuştur. Seferin sonunda binlerce İrlandalı Amerika’ya köle olarak gönderilmiş, Katoliklerin elindeki toprakların büyük bir kısmı müsadere edilerek Protestanlara dağıtılmış ve İrlanda toplumunda kalıcı, derin bir mezhepsel bölünme yaratılmıştır.

İskoçya Seferi ve Dunbar ile Worcester Muharebeleri (1650-1651) İngiltere’yi bekleyen bir diğer büyük tehdit kuzeydeydi. İskoçya Parlamentosu, tıpkı İrlandalılar gibi hareket ederek, maktul kralın oğlunu “II. Charles” unvanıyla kral ilan etmiştir. Bunun üzerine Cromwell, 12.000 kişilik bir orduyla hızla Edinburgh’a yürümüştür. Eylül 1650’de gerçekleşen Dunbar Muharebesi’nde, Cromwell çok başarılı bir yönetim sergileyerek 27.000 kişilik devasa İskoç ordusunu ağır bir bozguna uğratmış, binlerce İskoç askerini öldürmüş ve on bin kadarını Amerika’ya sürgüne göndermiştir.

Yenilgiye rağmen Genç Charles, Ocak 1651’de Scone’da taç giymiş ve 11.000 kişilik bir orduyla İngiltere içlerine doğru umutsuz bir yürüyüşe geçmiştir. Ancak Cromwell’in ordusu, 1651 yılında Worcester Muharebesi’nde Charles’ın ordusunu durdurmakla kalmamış, ordunun neredeyse tamamını yok etmiş veya esir almıştır. Prens Charles savaş alanından kaçmış, meşhur bir meşe ağacında saklandıktan sonra kılık değiştirerek ancak iki ayda Fransa’ya sığınabilmiştir.

Cromwell’in bu ardışık zaferleri sonucunda İskoçya ilk kez fethedilmiş, İskoç Parlamentosu feshedilerek İngiliz yasalarının benimsenmesi yönünde adımlar atılmış ve İskoç soylularının gücü kırılmıştır. Böylece Britanya Adaları’nın tamamı, yeni kurulan Commonwealth (Cumhuriyet) rejiminin askeri diktası altında zorla birleştirilmiş oldu.

 

2. BÖLÜM: DIŞ POLİTİKA, DENİZCİLİK YASALARI VE HOLLANDA SAVAŞI (1651-1654)

Kolonilerin İtaat Altına Alınması (1651-1652) İskoçya ve İrlanda’daki isyanların ezici bir güçle bastırılmasının ardından Commonwealth (Cumhuriyet) yönetimi, dikkatini İngiltere’nin okyanus ötesindeki topraklarına çevirmiştir. Oliver Cromwell, idam edilen I. Charles’ın oğlu II. Charles’ı meşru kral olarak tanımakta ısrar eden Virginia, Maryland, Barbados, Bermuda ve Antigua gibi önemli kolonilerin bağlılığını kazanmak (ve Cumhuriyet rejimini buralara da dayatmak) için doğrudan güç kullanmak zorunda kalmıştır. Bu doğrultuda General George Ayscue komutasında okyanus ötesine gönderilen güçlü bir donanma, 1651-1652 yılları arasında sürdürdüğü operasyonlarla bu asi kolonilere boyun eğdirmiş ve İngiliz deniz aşırı topraklarını da Cumhuriyet’in merkezi otoritesine bağlamıştır.

1651 Denizcilik Yasası (Navigation Act) ve Hedefteki Hollanda İçeride kontrolü sağlayan İngiltere, yalnızca askeri değil, ticari ve ekonomik alanda da küresel bir imparatorluk olma yolunda en radikal adımlarından birini atmıştır. Parlamento, 1651 yılında tüm yabancı malların ithalatını yasaklamış ve ülkenin dünya denizlerindeki üstünlüğünü desteklemeyi hedefleyen ünlü Denizcilik Yasası’nı (Navigation Act) çıkarmıştır. Bu çok kritik yasa, İngiltere’ye yapılacak tüm ithal malların yalnızca İngiliz gemileriyle veya o malın asıl sahibi (üreticisi) olan ülkenin gemileriyle taşınmasını şart koşuyordu.

Bunun anlamı, uluslararası ticaretteki “aracı ülkelerin” tamamen devreden çıkarılmasıydı. Bu kanun İngiliz denizciliğinin, ticaret filosunun ve tersanelerinin gelişmesine muazzam bir katkıda bulunurken, o dönemde Avrupa’nın ve dünyanın deniz taşımacılığı tekelini elinde tutan Hollandalılara (Birleşik Hollanda Cumhuriyeti) ekonomik olarak çok ağır bir darbe indirmiştir.

Birinci İngiliz-Hollanda Savaşı (1652-1654) Denizcilik Yasası’nın Hollanda ticaret ve taşımacılık endüstrisine vurduğu bu ağır ekonomik darbe, her iki Protestan deniz gücünü kaçınılmaz olarak karşı karşıya getirmiş ve 1652-1654 yılları arasında şiddetli bir deniz savaşına yol açmıştır.

Savaşın ilk aşamalarında Hollandalılar, İngiliz donanması karşısında kesin ve İngilizler için oldukça moral bozucu zaferler kazanmışlardır. Hatta yetenekli Hollandalı Amiral Van Tromp, Manş Denizi’ni geçerek Thames Nehri’ne kadar girme cüretini göstermiş ve İngiltere’nin kalbi Londra için doğrudan bir tehdit oluşturmuştur. Fakat 1653 yılının kış aylarında hızla toparlanan ve donanmasını yeniden organize eden İngilizler, yürüttükleri başarılı karşı saldırılarla Hollanda donanmasını yenmeyi başarmış ve denizlerin yeni hakimi olma yolundaki iddialarını perçinlemişlerdir.

İspanya ile Küresel Mücadele, Portekiz İttifakı ve Jamaika’nın Fethi Cromwell döneminin dış politikası, İngiltere’yi sadece Avrupa’ya hapsolmaktan kurtarıp küresel bir güç haline getirecek önemli atılımlara sahne olmuştur. Dış politikada atılan stratejik adımlardan biri, 1580-1640 yılları arasında İspanya’nın işgali altında kalıp sonrasında bağımsızlığını yeniden kazanan Portekiz’le yakınlaşmak ve her iki ülkenin ortak düşmanı olan İspanya’ya karşı güçlü bir ittifak kurmak olmuştur. Aslında kökenleri Yüzyıl Savaşları’na kadar dayanan bu tarihi İngiliz-İspanyol rekabeti, Cromwell döneminde okyanus ötesine, Yeni Dünya’ya taşınmıştır.

Güney Amerika’daki ve Karayipler’deki zengin İspanyol sömürgeleriyle doğrudan ticaret yapabilmek amacıyla İngiltere, 1654-1658 yılları arasında İspanya ile amansız bir savaşa tutuşmuştur. Bu süreçte Fransa ile de başarılı bir ittifak kuran İngiltere, savaştan galip ayrılarak İspanya’dan çok istediği ticaret yapma hakkını elde etmiş ve küresel ticaret ağını genişletmiştir. Ayrıca bu savaş sırasında, İngiliz Amiral William Penn komutasındaki bir donanma, İspanyolların elindeki stratejik Jamaika Adası’nı ele geçirerek burayı kalıcı bir İngiliz kolonisine dönüştürmüş, Karayipler’de İngiltere’ye çok önemli bir sıçrama tahtası kazandırmıştır.

3. BÖLÜM: PARLAMENTONUN FESHİ VE HİMAYE (PROTEKTORA) DÖNEMİ (1653-1655)

İrlanda ve İskoçya’yı boyun eğdirip dışarıda Hollanda ile güç mücadelesine giren Oliver Cromwell, içeride ise Rump (Kalıntı) Parlamento ile giderek artan bir gerilim yaşıyordu. Yürütme ve yasama arasındaki bu kopuş, Cumhuriyet rejiminin şekil değiştirmesine neden olacaktı.

Rump (Kalıntı) Parlamentonun Feshi (Nisan 1653) Başlangıçta Parlamento’yu öne çıkaran bir yönetim anlayışı vadeden Cromwell ve ordunun ileri gelenleri, bu uyumu ancak Parlamento kendi istediklerini yaptığı sürece sürdürebildiler. Dört yaşına basmış olan Rump Parlamento ile Cromwell arasındaki ilişkiler zamanla tamamen bozuldu. Nihayetinde 20 Nisan 1653 tarihinde Cromwell, yanına askerlerini alarak Avam Kamarası’na girdi. Bir süre meclisteki konuşmaları dinledikten sonra, İngiltere parlamento tarihinde duyulmuş en ölçüsüz ve sert sözlerle vekillere saldırdı: “Sizi çıkarcı orospular… Bütün ülkeye karşı tahammül edilmez iğrenç bir hale geldiniz. Tanrı’nın sizinle işi bitti… Sizin gevezeliklerinize bir son veriyorum”. Cromwell, meclisteki süslü tören asasının yalnızca bir “biblo” olduğunu söyleyerek askerlerine ona el koymalarını emretti ve tüm vekilleri evlerine yollayarak Rump Parlamento’yu zorla dağıttı.

Barebones (Küçük) Parlamentosu (Temmuz – Aralık 1653) Cromwell meclisi dağıttıktan sonra kendi gücünün gerçekliğiyle yüzleşmek zorundaydı; ortada ne bir kral ne de bir parlamento kalmıştı. Halkın seçtiği üyeler yerine, kendi elitlerinden oluşan yeni bir parlamento oluşturmaya karar verdi. Yerel “Independent” (Bağımsız) cemaatlerden seçilmiş bu “ilahi” meclise, dindar bir vaiz ve üye olan Övgüye-Değer Barbon’un (Praise-God Barebone) adına izafeten Barebones Parlamentosu veya Küçük Parlamento adı verildi.

Cromwell, bu yeni meclis üyelerine hitaben, “Aslında sizler Tanrı tarafından onun adına yönetmek için çağrıldınız” diyerek misyonlarını kutsadı. Ancak bu radikal dindar meclisin devletin hemen hemen tüm kurumlarını lağvetmeye kalkışması, düzeni sağlamaya çalışan Cromwell’i rahatsız etti ve Aralık 1653’te bu meclisi de derhal dağıtmak zorunda kaldı.

Hükümet Belgesi (Instrument of Government) ve Protektora (Aralık 1653) Küçük Parlamento’nun feshinin ardından, hukukçu General John Lambert tarafından kaleme alınan, İngiltere tarihinin ilk ve tek yazılı anayasası olan Yönetim Enstrümanı (Instrument of Government / Hükümet Belgesi) 12 Aralık 1653’te kabul edildi.

Bu anayasayla birlikte cumhuriyetin yapısı değişti ve Himaye (Protektora) dönemi resmen başladı. Yeni düzende:

  • Kral unvanı reddedildi; bunun yerine tüm yetkiler Oliver Cromwell’e verildi ve o, “Ekselansları Lord Protector” (Koruyucu) unvanını aldı. Cromwell bu görevi, “biraz monarşi gücü çok etkili olacaktır” düşüncesiyle kabul etmişti.
  • Yeni anayasa birleşik bir krallık yapısı kurdu; İrlanda ve İskoçya’nın her birinin İngiltere Parlamentosu’na 30’ar üye göndermesi karara bağlandı.
  • Lord Protector’a yönetimde yardımcı olmak üzere yirmi bir üyeden oluşan bir Devlet Konseyi kuruldu.
  • Düzeni ve rejimi korumak amacıyla 30.000 kişilik daimi bir ordu tesis edildi.
  • İç barışı sağlamak adına; ahlaksız ve sapkın olmadıkları sürece bütün dini mezheplere hoşgörüyle yaklaşılması ilkesi kabul edildi.

Böylece İngiltere, yazılı bir anayasa altında askeri güce ve Lord Protector’un şahsına dayalı yeni bir düzene geçmiş oldu. Cromwell döneminde adaletin tesisi konusunda çok hassas davranılmış, dış politikada da Fransa’nın kuzey doğusundaki Dunkirk kasabası ve Jamaika adası İspanyollardan alınarak devletin küresel prestiji artırılmıştır. Ancak, Lord Protector’un kendi hoşgörüsüyle ülkede yeşermekte olan radikalizme karşı duyduğu endişe, onu ilerleyen dönemlerde seçilmiş parlamentoları sürekli olarak dağıtmaya ve ülkeyi doğrudan askeri komutanlarla (Tümgeneraller) yönetmeye itecekti.

 

 

4. BÖLÜM: TÜMGENERALLERİN YÖNETİMİ VE PÜRİTEN DÜZEN (1655-1658)

Tümgenerallerin Askeri Diktatörlüğü (1655-1657) Oliver Cromwell’in 1653’te Protektora (Himaye) rejimini kurmasının ardından ülkedeki siyasi ve toplumsal çalkantılar tam olarak durulmamıştır. Kralcıların isyan planları ve içerideki huzursuzluklar karşısında Cromwell, General Lambert ve Desborough’un tavsiyesiyle 1655 yılının Haziran ayında İngiltere’yi 11 askeri bölgeye ayırmış ve fiili bir askeri diktatörlük kurmuştur. Bu bölgelerin her birinin başına, asayişi tesis etmek ve isyanları önlemekle görevli, emrinde 500 seçilmiş süvariden oluşan bir birlik bulunan Tümgeneraller atanmıştır.

Bu katı askeri kontrol sisteminin devasa maliyetini karşılamak amacıyla, Cromwell önde gelen kralcıların mal varlıklarına yüzde 10’luk ek bir vergi koymuştur. Tümgenerallerin yerel düzeydeki bu mutlak denetimi, devrimin İngiltere’nin her köşesindeki topluluklara kişisel özgürlük yerine ağır bir baskı ve zulüm getirmesine neden olmuştur.

Katı Püriten Ahlakı ve Sosyal Düzen Bu dönemde askeri yönetim, yalnızca siyasi bir kontrol aracı değil, aynı zamanda derin bir ahlaki ve toplumsal mühendislik projesi olarak işlemiştir. Kendi Püriten inancını merkeze alan Cromwell, günlük yaşama ağır yasaklar getirmiş, tümgenerallere bu ahlaki düzeni zorla dayatma görevi vermiştir. Zina suçuna idam cezası getirilmiş, tiyatro gösterileri ve oyunlar yasaklanmış, taverna ile genelevler kapatılmış, hatta küfür ve sarhoşluk bile cezalandırılmıştır. İskambil oynamak günah sayılmış; kralcıların gizlice bir araya gelip isyan planladıkları horoz dövüşleri ve at yarışları gibi halk eğlencelerine tamamen son verilmiştir. Ülkede son derece yoğun bir sansür ortamı hakim olmuştur.

Bununla birlikte, radikal Püriten zihniyete sahip olan Yeni Model Ordu, Katolik veya yüksek Anglikan unsurları öne çıkaran kiliselere yönelik büyük bir ikonoklazm (put kırıcılık) hareketine girişmiştir. Ordunun gittiği yerlerde kiliselerin vitrayları kırılmış, ahşap oymaları ve heykelleri parçalanmış, geleneksel kilise ritüelleri yasaklanmıştır. Cromwell ayrıca monarşinin sembollerini silmek amacıyla kralların taç giyme törenlerinde kullandıkları tarihi taç, asa, yüzük ve bilezik gibi eşyaların da parçalanmasını emretmiştir. İngiliz halkı, ulusal hazinelerin bu şekilde yok edilmesinden büyük bir rahatsızlık duymuştur.

“Neredeyse Kral” Cromwell ve Artan Korkular (1657-1658) 1657 yılına gelindiğinde, radikalizmin dizginlenmesini isteyen bir grup avukat ve parlamento üyesi, anayasayı yeniden yazarak Cromwell’e iki kamaralı bir parlamentoya karşı sorumlu bir monark olmasını teklif eden “Mütevazı Bir Rica ve Tavsiye” belgesini sunmuşlardır. Ordunun muhalefeti sebebiyle kral unvanını reddeden Cromwell, yine de monarşik sembolleri benimsemekten geri durmamıştır. İtirafçı Edward’ın tahtına oturmayı, erguvani bir kraliyet cüppesi giymeyi ve kendisine “Ekselansları Lord Protector” olarak hitap edilmesini kabul ederek, krallık makamını fiilen, ama isimsiz olarak üstlenmiştir.

Ancak hem kralcılar hem de bu otoriter gidişattan rahatsız olan sadık cumhuriyetçiler nezdinde giderek artan düşmanlık, Cromwell’in hayatının son dönemini büyük bir korku ve paranoya içinde geçirmesine sebep olmuştur. Sürekli bir suikasta uğrama korkusuyla yaşayan Lord Protector, kıyafetlerinin altına zırh giymiş ve asla aynı odada üç geceden fazla uyuyamamıştır. İngiltere’ye benzeri görülmemiş bir askeri ve ahlaki disiplin dayatan, modern Avrupa’da Bonapart’a kadar bir eşi daha görülmeyecek olan bu kudretli lider, hükümeti dokuz yıl boyunca elinde tuttuktan sonra 1658 yılında 60 yaşındayken hastalanarak ölmüştür.

 

5. BÖLÜM: CROMWELL’İN ÖLÜMÜ, ÇÖKÜŞ VE RESTORASYON (1658-1660)

İngiltere tarihinin gördüğü en kudretli ve tartışmalı figürlerden biri olan Oliver Cromwell’in son yılları, kurduğu rejimin getirdiği sürekli tedirginlik ve paranoya içinde geçmiştir.

Cromwell’in Ölümü ve Richard Cromwell’in Başarısızlığı (1658-1659) İngiltere’yi katı bir Püriten ahlakıyla ve askeri bir diktatörlükle yöneten Lord Protector Oliver Cromwell, hayatının son dönemlerini sürekli bir suikast korkusuyla geçirmiş, kıyafetlerinin altına zırh giymiş ve aynı odada üç geceden fazla uyuyamamıştır. Nihayetinde 1658 yılında, 60 yaşındayken hastalanarak ölmüştür.

Cromwell’in ölümü üzerine, Nisan 1659’da oğlu Richard Cromwell Koruyucu (Lord Protector) ilan edilmiştir. Ancak babasının olağanüstü enerjisinden, askeri ve siyasi dehasından yoksun olan Richard, ne bir asker ne de bir devlet adamıydı. Ordunun ve siyasetin üzerinde otorite kuramayan Richard, sadece sekiz-dokuz ay görevde kalabilmiş ve Mayıs 1659’da Rump Parlamento’nun yeniden toplanıp protektoralık makamına son vermesiyle istifa etmek zorunda kalmıştır. Richard’ın devrilmesiyle İngiltere, birbiriyle anlaşamayan ordu subaylarının oluşturduğu bir “selamet komitesi”nin insafına terk edilmiş ve anarşiye sürüklenmiştir.

General Monck’un Müdahalesi (1660) Cumhuriyetin içine düştüğü bu otorite boşluğunda sahneye çıkan kişi, Cromwell’in İskoçya’daki yetenekli valisi ve komutanı General George Monck olmuştur. Monck, emrindeki 10.000 kişilik disiplinli orduyla 2 Ocak 1660’ta güneye, İngiltere’ye doğru yürüyüşe geçmiştir. 1660 yılının Şubat ayında Londra’ya ulaşan Monck, diktatörlüğü ele geçirmek yerine sağduyulu bir siyaset izlemiştir. Ülkenin ve parlamentonun havasını yoklayan Monck, anayasal ilerlemenin ve istikrarın yegâne temelinin monarşinin restorasyonu (yeniden tesisi) olduğuna kanaat getirmiştir.

Bu doğrultuda Monck, 1640’taki Uzun Parlamento’nun hayatta kalan tüm üyelerinin yeniden toplanmasını emretmiş ve onlardan kralın dönüşünü görüşecek yeni bir “Konvansiyon” oluşturarak kendilerini feshetmelerini istemiştir. Halkın askeri diktatörlükten ne denli bıktığının en büyük kanıtı, krala en sert muhalefeti yapan Presbiteryenlerin bile 11 yıllık ağır askeri yönetim baskısı altında yavaş yavaş kralcı olmalarıydı.

Breda Deklarasyonu ve Monarşinin Dönüşü (1660) Monck’un elçileri, Hollanda’da sürgünde bulunan II. Charles (I. Charles’ın oğlu) ve onun yetenekli danışmanı Edward Hyde ile görüşmelere başlamışlardır. Bu görüşmeler neticesinde 1660 yılında meşhur Breda Deklarasyonu yayınlanmıştır. Bu deklarasyon ile II. Charles; İç Savaş’a katılanlara genel bir af vadediyor, hassas vicdanlılar için dini hoşgörü sözü veriyor, ordunun ödenmemiş maaşlarının ödeneceğini taahhüt ediyor ve en önemlisi Parlamentonun üstünlüğünü ve otoritesini onaylıyordu.

Anlaşmanın sağlanmasının ardından, dönemin saygın komutanlarından eski kurt Fairfax, Charles’a refakat etmek üzere Lahey’e gönderilmiştir. II. Charles, 25 Mayıs 1660’ta Dover’da karaya çıkmış ve İngiliz halkının büyük sevgi gösterileri arasında Londra’ya ilerlemiştir. 29 Mayıs’ta, 30 yaşındaki Genç Charles, 20.000 askerin eşliğinde Londra’ya girmiş ve Parlamento tarafından resmen kral ilan edilmiştir. İlginçtir ki, bu geçiş töreninde Cromwell’in efsanevi “Ironsides” askerleri bile krala şeref kıtası olarak eşlik etmiştir.

Restorasyonun Kanlı İntikamı ve Mirası İngiltere Cumhuriyeti (Commonwealth) yıkılıp Stuart hanedanı tahta geri dönmüş olsa da, İngiltere artık 1640 öncesindeki ülke değildi. Mutlakiyetçilik kesin olarak yenilmiş, Parlamentonun kalıcılığı anayasal bir gerçeklik olarak tesis edilmişti.

Bununla birlikte, Restorasyon dönemi başlarında Breda Deklarasyonu’nun getirdiği genel af, kralın babasını idama mahkûm eden “Kral Katilleri”ni (Regicides) kapsamadı. 1661’de toplanan ve “Cavalier Parlamentosu” olarak bilinen meclis ile II. Charles; Oliver Cromwell, damadı Henry Ireton, mahkeme başkanı John Bradshaw ve ünlü Amiral Blake gibi Cumhuriyetin önde gelen isimlerinin cesetlerini mezarlarından çıkarttırmış ve bu cesetleri darağacında asarak korkunç bir intikam almıştır.

Sonuç: 1649’da I. Charles’ın idamıyla başlayan ve büyük umutlarla kurulan İngiltere Cumhuriyeti; Oliver Cromwell’in dehası ve otoritesiyle ayakta kalmış, ancak onun ölümünün ardından askeri elitlerin çekişmesiyle hızla çökmüştür. 1660 yılındaki Restorasyon ile monarşi geri gelmiş, fakat bu süreç İngiltere’ye kalıcı bir Parlamento egemenliği ve modern anayasal düzenin temellerini miras bırakmıştır.

 

İDARECİLER

1. Oliver Cromwell

  • Doğum / Ölüm Tarihi: ~1598 – 1658 (Kaynaklarda 1658 yılında 60 yaşında hastalıktan öldüğü belirtilmektedir).
  • Yönetim Tarihi: 1649 – 1653 (Devlet Konseyi’nin en etkili üyesi ve ordunun fiili lideri/başkomutanı), Aralık 1653 – Eylül 1658 (“Ekselansları Lord Protector” / Koruyucu unvanıyla tek adam).
  • Dönemin Olayı:
    • Cumhuriyetin ilanı sonrasında, İrlanda’da büyük kıyımlara yol açan seferi (Drogheda Katliamı) ve İskoçya’yı Dunbar (1650) ve Worcester (1651) muharebelerinde ezerek Britanya Adaları’nın tümünü askeri güçle itaat altına alması.
    • 1651’de Denizcilik Yasası’nı (Navigation Act) ilan ederek Hollanda’ya karşı ticaret savaşlarını başlatması ve deniz aşırı kolonilere boyun eğdirmesi.
    • Nisan 1653’te anlaşamadığı Rump (Kalıntı) Parlamento’yu askerleriyle basıp zorla dağıtması ve ardından 12 Aralık 1653’te İngiltere tarihindeki tek yazılı anayasa olan “Hükümet Belgesi” (Instrument of Government) ile Himaye rejimini kurması.
    • 1655’te ülkeyi 11 askeri bölgeye bölüp başlarına Tümgeneraller atayarak tiyatroları kapatması, iskambil oynamayı, horoz dövüşlerini, tavernaları ve küfürü yasaklayan son derece katı Püriten bir ahlak diktatörlüğü inşa etmesi.
  1. Richard Cromwell
  • Doğum / Ölüm Tarihi: Kaynaklarda doğum veya ölüm yılı yer almamaktadır; babası Oliver Cromwell’in ölümü üzerine idareyi devralmıştır.
  • Yönetim Tarihi: Eylül 1658 – Mayıs 1659.
  • Dönemin Olayı: Babasının olağanüstü enerjisine, askeri dehasına ve devlet adamlığı niteliklerine sahip olmadığı için ne siyaset ne de ordu üzerinde otorite kurabilmesi. Sadece sekiz-dokuz ay görevde kalabilen Richard, ordunun baskısıyla Rump Parlamento’nun yeniden toplanması sonucu istifa etmek zorunda kalmış, bu gelişme ülkeyi ordu subaylarının güdümündeki bir “selamet komitesi” (committee of safety) insafına ve kısa süreli bir anarşiye sürüklemiştir.
  1. General George Monck (Geçiş Dönemi Fiili İdarecisi)
  • Doğum / Ölüm Tarihi: Kaynaklarda doğum veya ölüm yılı detaylandırılmamıştır.
  • Yönetim Tarihi: Ocak 1660 – Mayıs 1660 (Kralın dönüşüne kadar otorite boşluğunu dolduran askeri lider).
  • Dönemin Olayı: Cromwell’in İskoçya’daki yetenekli valisi olan Monck’un, cumhuriyetin çöküşü üzerine 10.000 kişilik disiplinli ordusuyla güneye yürüyüp 1660 yılı başında Londra’da düzeni sağlaması. Kendi diktatörlüğünü kurmak yerine sağduyulu davranarak, 1640 Uzun Parlamentosu’nun üyelerini toplamış ve kralın dönüşünü planlamak üzere bir “Konvansiyon” hazırlamıştır. Breda Deklarasyonu’nun yayınlanmasını koordine ederek, sürgündeki II. Charles’ın Mayıs 1660’ta barışçıl bir şekilde İngiltere tahtına geçmesini (Restorasyon) ve Cumhuriyet devrinin sonlanmasını sağlamıştır.

 

🏁 YIKILIŞ:

Olay: İngiliz Restorasyonu (The Restoration). Tarih: 29 Mayıs 1660. Açıklama: İskoçya'daki İngiliz ordusu komutanı General George Monck, Londra'daki siyasi kaosu bitirmek için ordusuyla güneye yürümüş, Rump Parlamentosu'nu serbest seçimlere zorlamıştır. Kurulan yeni parlamento (Convention Parliament), idam edilen kralın oğlu II. Charles'ı sürgünde bulunduğu Hollanda'dan tahtı devralması için çağırmıştır. II. Charles'ın Londra'ya girişiyle cumhuriyet dönemi hukuken tamamen silinmiştir.

🗺️ Dünya Tarihi