A. İç Savaş ve Siyasi Genetik (Fianna Fáil ve Fine Gael): Modern İrlanda, İngilizlere karşı kazanılan zaferle değil, hemen ardından kendi aralarında patlak veren İrlanda İç Savaşı (1922-1923) ile şekillenmiştir. Antlaşmayı imzalayarak adanın bölünmesini (Kuzey İrlanda’nın İngiltere’de kalmasını) ve Krala yemin etmeyi pragmatik bir zorunluluk olarak kabul edenler (Michael Collins önderliğinde) ile tam ve bölünmez bir cumhuriyet isteyenler (Eamon de Valera önderliğinde) birbirlerini katlettiler. Modern İrlanda’da sağ-sol ayrımı yoktur; son 100 yıldır ülkeyi yöneten iki devasa merkez sağ parti, kökenlerini bu iç savaştan alır. Fine Gael, antlaşmayı kabul edenlerin devamıdır; Fianna Fáil ise antlaşmayı reddedenlerin kurduğu partidir. Siyasi genetik sınıf mücadelesine değil, bu tarihsel antlaşmaya dayanır.
B. Coğrafi ve Beşeri Unsurlar (Zümrüt Ada ve Demografik Mucize): İrlanda (Éire), Kuzey Atlantik’te, Gulf Stream sıcak su akıntısının etkisiyle kışları ılıman, yazları serin ve yıl boyu yüksek yağış alan bir iklime sahiptir. Bu kesintisiz yağışlar, adaya “Zümrüt Ada” (Emerald Isle) unvanını kazandıran uçsuz bucaksız çayırları yaratmıştır. Ülkeyi ortadan ikiye bölen Shannon Nehri, en önemli coğrafi bariyer ve su yoludur. Demografik olarak İrlanda, Avrupa’nın en sıra dışı grafiğine sahiptir. 1845 Büyük Kıtlığı’nda 8 milyon olan nüfus, göçler ve ölümlerle 20. yüzyılın ortalarında 2.8 milyona kadar düşmüş, adeta demografik bir tükeniş yaşanmıştır. Ancak bugün nüfus 5 milyonu aşmış durumdadır. İki asır boyunca dünyaya “göçmen ihraç eden” bu ada, güçlü ekonomisi sayesinde bugün Doğu Avrupa’dan, Asya’dan ve Latin Amerika’dan yoğun göç alan, çok kültürlü ve Avrupa’nın en genç nüfus oranına sahip ülkelerinden biri haline gelmiştir.
C. Kuzey İrlanda Sorunu (The Troubles) ve İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA): Modern İrlanda Cumhuriyeti’nin sınırları 26 kontlukta bitse de, anayasası uzun yıllar adanın kuzeyindeki İngiliz kontrolündeki 6 kontluk (Ulster) üzerinde de hak iddia etmiştir. 1968’den 1998’e kadar süren “The Troubles” dönemi, Kuzey İrlanda’daki Katoliklerin (Milliyetçiler/Cumhuriyetçiler) İngiliz yönetimine ve ayrımcılığa karşı silahlı mücadelesiyle geçmiştir. İrlanda Cumhuriyeti, güneydeki IRA (Geçici İrlanda Cumhuriyet Ordusu) unsurlarına çoğu zaman el altından göz yummuş, Dublin sık sık terörün ve diplomatik krizlerin gölgesinde kalmıştır. Bu kanlı dönem, 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Antlaşması (Good Friday Agreement) ile sona ermiş; İrlanda Cumhuriyeti anayasasını değiştirerek Kuzey üzerindeki toprak talebinden vazgeçmiş ve barış tesis edilmiştir.
D. Ekonomik Mutasyon: “Kelt Kaplanı” (Celtic Tiger) ve Vergi Cenneti: 1980’lerde Avrupa’nın en fakir ülkelerinden biri olan, gençlerinin işsizlikten Amerika’ya kaçtığı İrlanda, 1990’ların ortasında “Kelt Kaplanı” adı verilen bir ekonomik mucize yarattı. Bu mucizenin sırrı ağır sanayi değil, agresif bir vergi politikası ve nitelikli İngilizce konuşan iş gücüydü. Kurumlar vergisini %12.5 gibi Avrupa’nın en düşük seviyesine çeken İrlanda hükümeti; Apple, Google, Meta (Facebook), Pfizer, Intel ve Microsoft gibi küresel Amerikan teknoloji ve ilaç devlerinin Avrupa merkezlerini Dublin’e çekmeyi başardı. 2008 Küresel Finans Krizi’nde emlak balonunun patlamasıyla bankacılık sistemi çökse ve IMF’den kurtarma paketi almak zorunda kalsalar da, teknoloji sektörünün varlığı sayesinde hızla toparlandılar. Bugün İrlanda, kişi başına düşen milli gelirde (GDP per capita) dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Ancak bu devasa makroekonomik zenginlik, uluslararası şirketlerin muhasebe kayıtlarından (Leprechaun economics) kaynaklandığı için sıradan halkın alım gücüne aynı oranda yansımamakta, özellikle başkentte devasa bir kira ve barınma krizi yaratmaktadır.

