Ana Sayfa / Dünya Tarihi ve Ülkeler / Büyük Britanya Krallığı
Büyük Britanya Krallığı

Büyük Britanya Krallığı

Kingdom of Great Britain (Büyük Britanya Krallığı)
📅 1707 – 1801 ⏳ 94 Yıl
🚩 KURULUŞ:

Olay: Birlik Yasaları (Acts of Union). Tarih: 1 Mayıs 1707. Açıklama: Yüzyıllardır birbirleriyle savaşan İngiltere ve İskoçya'nın parlamentolarının karşılıklı oylamayla onayladığı antlaşmadır. İskoçya ekonomik iflastan kurtulmak için, İngiltere ise kuzey sınırını güvenceye almak ve İskoçların Fransızlarla ittifak yapmasını engellemek için tek bir devlet çatısı altında birleşmiştir.

📖 BÖLÜMLER (İçindekiler)

1. BÖLÜM:

BÜYÜK BRİTANYA’NIN DOĞUŞU, KRALİÇE ANNE VE İSPANYOL VERASET SAVAŞI (1707 – 1714)

Kraliçe Anne’in saltanatı (1702-1714), İngiltere’nin siyasi coğrafyasını ve Avrupa’daki konumunu kalıcı olarak değiştiren büyük bir diplomatik başarıya ve devasa bir Avrupa savaşına sahne olmuştur. 1707 yılı, sadece anayasal bir değişikliğin değil, modern Britanya kimliğinin de doğduğu yıldır.

1707 Birlik Yasası (Act of Union) ve “Büyük Britanya” 1603’te I. James’in tahta çıkmasından bu yana İngiltere ve İskoçya krallıkları tek bir taç altında (kişisel birlik) yönetiliyordu ancak her iki ülkenin hükümetleri, konseyleri ve parlamentoları ayrıydı. Kraliçe Anne’in en büyük özlemi, bu iki tacı resmen ve anayasal olarak birleştirmekti. Bu birleşme arzusu, hem siyasi hem de ekonomik zorunluluklardan kaynaklanıyordu. İngiltere, Fransa’nın veya sürgündeki Katolik Stuartların (“Jacobiteler”) İskoçya’yı bir arka kapı olarak kullanarak adayı işgal etmesinden çekiniyordu. İskoçya ise ciddi ekonomik sorunlar yaşıyor, İngiltere pazarının ve gelişmekte olan denizaşırı imparatorluğun sunduğu büyük ticari fırsatlardan yararlanmak istiyordu.

Hem Londra’da hem de Edinburgh’da şiddetli tartışmalar ve protestolar yaşansa da, rüşvet ve ikna taktiklerinin de yardımıyla birleşme sağlandı. 6 Mart 1707’de kabul edilen Birlik Yasası ile İskoç Parlamentosu feshedildi; İskoçların, Westminster’daki İngiliz Parlamentosu’nun Lortlar Kamarası’na 16, Avam Kamarası’na ise 45 üye göndermesi kararlaştırıldı. İskoçya kendi hukuk sistemini ve Presbiteryen kilisesini korumaya devam edecekti. Tek taç ve tek parlamento altında birleşen iki krallık artık yeni bir isimle, “Büyük Britanya” olarak anılmaya başlandı ve her iki ülkenin haçlarının (Aziz George ve Aziz Andrew) birleştirildiği yeni bir bayrak (Union Jack) tasarlandı.

İspanyol Veraset Savaşı ve Marlborough’nun Zaferleri Büyük Britanya’nın doğuşu, Avrupa’da tüm hızıyla devam eden devasa bir savaşın gölgesinde gerçekleşti. 1702’de patlak veren İspanyol Veraset Savaşı, İspanya Kralı II. Charles’ın çocuksuz ölümü ve muazzam İspanyol İmparatorluğu’nu (Güney Amerika, Belçika, Milano, Napoli vb.) Fransa Kralı XIV. Louis’nin torunu Anjou’lu Philip’e bırakmasıyla başlamıştı. Fransa ve İspanya’nın aynı hanedan altında birleşmesi, İngiltere ve Hollanda için devasa bir tehdit oluşturuyordu.

Müttefik ordularının başkomutanlığına atanan dahi İngiliz komutan Marlborough Dükü John Churchill, Fransa’ya karşı İngiliz askeri tarihinin en parlak zaferlerini kazandı. 1704’teki ünlü Blenheim Muharebesi’nde (ve ardından 1708 Oudenarde, 1709 Malplaquet muharebelerinde) Fransız ordularını ağır hezimetlere uğrattı. Bu savaşlar, İngiltere’yi ikinci sınıf bir Avrupa devletinden çıkarıp emperyal bir güç olma yoluna soktu.

Siyasi Kutuplaşma: Whigler ve Toryler Savaşın ağır maliyeti ve uzaması, Büyük Britanya’nın iç siyasetinde iki büyük parti arasındaki rekabeti zirveye taşıdı: Whigler ve Toryler. Başlangıçta savaşı güçlü şekilde destekleyen Whigler (tüccarlar ve bankacılar ağırlıklı), savaştan elde edilecek kazanımları maksimize etmek istiyor ve barışa karşı uzlaşmaz bir tutum sergiliyorlardı. Ancak savaş yorgunu olan halk ve Kraliçe Anne, Whiglerin bu uzlaşmazlığından ve Kraliçe’nin eski gözdesi Sarah Marlborough’nun (Marlborough Dükü’nün eşi) saraydaki baskıcı tutumundan bıkmıştı.

1710 yılında Kraliçe Anne, Whigleri görevden alıp parlamentoyu feshetti. Seçimlerde, izolasyonist ve barış yanlısı Toryler büyük bir zafer kazanarak Robert Harley ve Henry St. John (Bolingbroke) liderliğinde iktidara geldiler. Tory hükümeti, Marlborough Dükü’nü görevden aldı ve Fransızlarla gizli barış görüşmelerine başladı.

Utrecht Barışı ve Kraliçe Anne’in Ölümü Gizli görüşmeler sonucunda 1713 yılında imzalanan Utrecht Barış Antlaşması, Büyük Britanya için muazzam kazanımlar getirdi. Anjou’lu Philip İspanya tahtında kalsa da, İspanya ve Fransa taçlarının asla birleşemeyeceği garanti altına alındı. Büyük Britanya; İspanya’dan stratejik öneme sahip Cebelitarık ve Minorka’yı, Fransa’dan ise Kuzey Amerika’daki Yeni İskoçya (Nova Scotia), Hudson Körfezi ve Newfoundland’ı aldı. Ayrıca İngiltere, İspanyol kolonilerine köle sağlama tekeli olan Asiento hakkını elde etti. Bu antlaşma, Büyük Britanya’nın dünya denizlerindeki mutlak üstünlüğünün temellerini attı.

1714 yılının yaz aylarına gelindiğinde Kraliçe Anne’in sağlığı hızla kötüleşiyordu. Hayatta kalan hiçbir çocuğu olmayan Anne’in ölümü, Stuart hanedanının sonu anlamına geliyordu. 1701 tarihli Uzlaşma Yasası (Act of Settlement) gereği tahtın, Protestan Hannover hanedanına geçmesi gerekiyordu ancak hükümetteki radikal Toryler (Bolingbroke gibi), sürgündeki Katolik James Stuart’ı tahta getirmek için gizli planlar yapıyordu. Ancak Kraliçe Anne 1 Ağustos 1714’te öldüğünde, devlet konseyi ve ılımlılar hızlıca hareket ederek anayasaya sadık kaldılar ve tahtı Hannover hanedanına teslim ettiler.

 

2. BÖLÜM:

HANNOVER HANEDANI’NIN GELİŞİ VE İLK BAŞBAKAN ROBERT WALPOLE DÖNEMİ (1714 – 1739)

 

Kraliçe Anne’in 1714 yılında varis bırakmadan ölümü üzerine, 1701 tarihli Uzlaşma Yasası (Act of Settlement) gereğince taht Katolik Stuartlara değil, Protestan olan Hannover Hanedanı’na geçmiştir.

  1. George ve Kabine Sisteminin Doğuşu (1714-1727) Tahta çıktığında 55 yaşında olan Hannover Elektörü I. George, I. James’in anne tarafından torunuydu. Sade bir yaşam süren, ticaretle yakından ilgilenen ve iyi bir asker olan I. George’un İngiltere tarihi açısından en ilginç özelliği, hiç İngilizce konuşamamasıydı. Üstelik İngilizler hakkında çok az şey biliyor, onlara karşı özel bir sempati duymuyor ve vaktinin çoğunu Almanya’da geçirmeyi tercih ediyordu.

Kralın İngilizce bilmemesi ve sık sık Londra’dan ayrılması, ülke yönetiminde büyük bir değişime yol açtı. Hükümet toplantıları kıdemli bakanlar tarafından yönetilmeye başlandı ve bu durum, Kabine’ye (Bakanlar Kurulu) büyük bir bağımsızlık ve statü kazandırdı.

1715 Jacobite İsyanı ve Whig Hegemonyası I. George’un tahta çıkışı sırasında İngiltere’deki iki ana siyasi parti farklı tutumlar sergiledi. Tüccarların ve burjuvazinin desteklediği Whigler, yeni kralı destekleyerek (“Hannoveryalılar” olarak da anılmışlardır) önemli devlet kadrolarını ele geçirdiler. Dışlanan ve öfkelenen Torylerin bir kısmı ise sürgündeki Katolik James Stuart’ı (“Eski Düzmece”) destekleyerek Jacobite (Jakobit) isyanını başlattılar. 1715 yılında İskoçya’da patlak veren ve “15 İsyanı” olarak bilinen bu hareket, Argyll Dükü tarafından hızla bastırıldı ve James Stuart Fransa’ya kaçmak zorunda kaldı. Bu başarısız isyanın ardından Whiglerin 1714’te başlayan iktidarı, bazı küçük kesintiler dışında 1783’e kadar devam edecek büyük bir hegemonyaya dönüştü.

(South Sea Bubble) Güney Denizi Balonu Felaketi (1720) 1711 yılında kurulan Güney Deniz Şirketi (South Sea Company), İspanyol kolonileriyle ticaret yapma imtiyazı elde etmişti. Hükümet, geçmiş savaşlardan kalan devasa ulusal borcu (50 milyon sterlin) tasfiye etmek amacıyla bu şirkete muazzam bir tekel hakkı tanıdı. Bu hamle, İngiltere tarihinde görülmemiş bir hisse senedi spekülasyonuna yol açtı. Birkaç hafta içinde 100 sterlinlik bir hissenin değeri 1.000 sterline fırladı.

Ancak Eylül 1720’de bu “balon” patladı. Çoğu Londra’da olmak üzere binlerce yatırımcı iflas etti, ekonomi çöktü. Durum o kadar kontrolden çıktı ki, meclis lobisinde İsyan Yasası (Riot Act) okunmak zorunda kaldı. Hazineden sorumlu bakanlar hapse atıldı ve ülkeyi büyük bir siyasi/ekonomik kaos sardı.

İlk Başbakan: Robert Walpole (1721-1742) Güney Denizi felaketinin yarattığı bu enkazı kaldırmak üzere, Whiglerin liderlerinden Robert Walpole göreve çağrıldı. 1721’de yönetimi fiilen eline alan Walpole, İngiltere tarihinde “Başbakan” (Prime Minister) sıfatıyla anılan ilk kişi olmuş ve Whitehall’un hemen dışındaki 10 Downing Street’te (bugün de başbakanlık konutu olan bina) ikamet eden ilk lider unvanını almıştır.

Walpole, 127 kilo ağırlığında, hayatı hızlı yaşayan ve dış maceralara (savaşlara) şiddetle karşı çıkan bir isimdi. Onun temel politikası, savaşlardan kaçınarak ticareti geliştirmek ve ulusal borçları bir amortisman fonuyla eritmeye çalışmaktı. Nitekim uyguladığı bu istikrar politikası “Walpole’un Barışı” olarak adlandırıldı ve ülke için altın bir çağ olarak değerlendirildi. Döneminde İngiliz felsefesi (Locke, Berkeley), hiciv edebiyatı (Defoe, Swift, Pope) parladı ve halk arasındaki cin (içki) tüketimi salgınını önlemek için 1736 Cin Yasası çıkarıldı. Ayrıca dinde uyuşuk Anglikanizme karşı John Wesley önderliğinde Metodist hareket filizlendi.

  1. George Dönemi ve Walpole’un Zor Yılları (1727-1739) I. George 1727’de Almanya’da hastalanarak ölünce yerine oğlu II. George geçti. Babasının aksine İngilizceyi akıcı konuşan ve askeriyeyi (savaşmayı) seven bir kraldı. Başlangıçta Walpole’u görevden almak istemişse de, çok zeki bir kadın olan eşi Kraliçe Caroline’ın Walpole ile olan yakın dostluğu ve Walpole’un kraliyet bütçesini cömertçe ayarlaması sayesinde başbakan koltuğunda kalmayı başardı. II. George, Walpole’un otoritesi karşısında “Bu ülkede başbakanlar kraldır, burada ben hiçbir şeyim” diyerek sitem etmekten kendini alamamıştır.

Walpole’un barış politikası 1734’te zirveye ulaştı; Kraliçe’ye övünerek “Madam, bu yıl Avrupa’da elli bin adam katledildi, ama bir tek İngiliz ölmedi” diyordu. Ancak 1730’ların sonlarına gelindiğinde bu barışçıl politika tüccarların tepkisini çekmeye başladı. İspanyol korsanlarının İngiliz gemilerine zarar vermesi üzerine, William Pitt gibi genç ve ateşli parlamenterler savaş çığlıkları atmaya başladı. Kaptan Robert Jenkins’in kulağının İspanyollar tarafından kesildiğini iddia etmesiyle alevlenen kriz, Walpole’un tüm çabalarına ve “Şimdi çanları çalıyorlar ama kısa süre içinde üzüntüden ellerini ovuşturacaklardır” uyarılarına rağmen, 1739’da İspanya’ya karşı savaş ilanıyla sonuçlandı (Jenkins’in Kulağının Savaşı). Bu savaş, Walpole döneminin sonunun başlangıcı oldu.

 

3. BÖLÜM:

KÜRESEL ÇATIŞMALAR, JACOBİTE İSYANI VE BRİTANYA İMPARATORLUĞU’NUN YÜKSELİŞİ (1739 – 1763)

Büyük Britanya’nın 18. yüzyılın ortalarındaki tarihi, Avrupa’daki güç dengelerinin sarsıldığı, deniz aşırı sömürgeler için kıyasıya bir mücadelenin verildiği ve Britanya’nın dünyanın en büyük emperyal gücü olarak ortaya çıktığı bir dönemdir.

Avusturya Veraset Savaşı ve II. George’un Sahaya İnmesi (1739-1748) 1739 yılında İspanya ile patlak veren Jenkins’in Kulağı Savaşı, kısa süre sonra Avrupa’yı saran çok daha büyük bir çatışmanın, Avusturya Veraset Savaşı’nın (1740-1748) bir parçası haline gelmiştir. Kutsal Roma İmparatoru VI. Charles’ın ölümü üzerine kızı Maria Theresa’nın tahta çıkışına itiraz eden Fransa, İspanya ve Prusya’ya karşı; Büyük Britanya ve Hollanda, Avusturya’nın yanında savaşa girmiştir. Başbakan Robert Walpole, ülkeyi bu yoğun savaştan uzak tutmaya çalışsa da baskılara dayanamayarak 1742’de istifa etmek zorunda kalmıştır.

Bu savaş, Britanya monarşisi açısından tarihi bir an barındırır. Askeri bir geçmişe sahip olan ve savaşı seven Kral II. George, 1743 yılındaki Dettingen Muharebesi’nde ordusunun başında bizzat savaşmış ve attan düşmesine rağmen kılıcıyla düşmana saldırarak İngiliz tarihinde ordusuna savaş meydanında bizzat komuta eden son hükümdar olmuştur. 1748 Aix-la-Chapelle Antlaşması ile savaş sona ermiş, Maria Theresa’nın tahtı onaylanmış olsa da taraflar birbirlerinden aldıkları yerleri geri vermiş ve bu barış, yaklaşan daha büyük bir fırtınanın sadece bir molası olmuştur.

1745 Jacobite İsyanı (The ’45) ve Culloden Katliamı Büyük Britanya, Kıta Avrupası’nda savaşırken, içeride hanedanlığını tehdit eden ölümcül bir krizle yüzleşmiştir. Fransa Kralı XV. Louis’nin desteğini alan, “Güzel Prens Charlie” (Bonnie Prince Charlie) olarak bilinen Charles Edward Stuart, dedesi II. James’in tahtını geri almak için İskoçya’da yeni bir Jacobite İsyanı başlatmıştır.

Dağlı (Highlander) klanların desteğini alarak Prestonpans ve Falkirk muharebelerini kazanan Prens Charlie, ordusuyla İngiltere içlerine, Derby’ye kadar ilerlemiştir. Ancak beklediği Fransız ve İngiliz desteğini bulamayınca İskoçya’ya geri çekilmek zorunda kalmıştır. 1746 yılının Nisan ayında Culloden Muharebesi’nde, II. George’un oğlu Cumberland Dükü William komutasındaki Britanya ordusu, Jacobite kuvvetlerini kesin ve acımasız bir hezimete uğratmıştır. Büyük Britanya topraklarında yapılan bu son muharebe, Stuart Hanedanı’nın taht iddialarını sonsuza dek bitirmiştir. Cumberland Dükü’ne acımasızlığından dolayı “Kasap” lakabı takılırken; İskoç klan hakları ortadan kaldırılmış, geleneksel ekose (tartan) kumaşların giyilmesi yasaklanmış ve isyancı liderler idam edilmiştir.

Diplomatik Devrim ve Yedi Yıl Savaşı (1756-1763) Aix-la-Chapelle Antlaşması’nın tatmin etmediği devletler, 1756’da Avrupa diplomasisinde büyük bir devrim yaratmıştır. 250 yıllık iki düşman olan Fransa ve Avusturya müttefik olurken, Büyük Britanya da Prusya (Büyük Friedrich) ile ittifak kurmuştur. Çatışmanın asıl kıvılcımı ise Amerika’da Ohio Nehri vadisinde Fransızlar ve İngilizler arasındaki sınır gerilimleriyle atılmış ve Yedi Yıl Savaşı (1756-1763) başlamıştır.

Savaşın ilk yılları Britanya için felaketle geçmiş; 1755’te Kuzey Amerika’da alınan yenilgileri, 1756’da stratejik Minorka adasının Fransa’ya kaybedilmesi izlemiştir. Bu kriz ortamında, kitleleri etkileme gücüne sahip vizyoner bir devlet adamı olan William Pitt (Büyük Pitt), Hariciye Nazırı olarak savaşın iplerini eline almıştır.

Büyük Pitt’in Stratejisi ve Küresel Zafer (1759) Pitt’in stratejisi çok netti: Kıta Avrupası’ndaki savaşı Prusya’yı finanse ederek sürdürmek, Britanya’nın asıl gücü olan donanmayı kullanarak Fransız sömürgelerini küresel çapta ele geçirmek. Bu strateji 1759 “Mucizeler Yılı”nda (Annus Mirabilis) meyvelerini vermiştir. Avrupa’da Minden’de, denizlerde ise Lagos ve Quiberon Körfezi’nde Fransız donanması yok edilerek Britanya’nın denizlerdeki mutlak üstünlüğü ilan edilmiştir. En kritik zafer ise Kuzey Amerika’da kazanılmış; General James Wolfe komutasındaki İngiliz ordusu Quebec’i ele geçirerek Kanada’yı Britanya İmparatorluğu’na katmıştır.

Eş zamanlı olarak Doğu Hint Adaları’nda da Britanya üstünlüğü kuruluyordu. Doğu Hindistan Şirketi adına hareket eden Robert Clive, 1757 Plassey ve 1760 Wandiwash muharebelerinde Fransız destekli yerel güçleri ezerek Hindistan’ın kapılarını Britanya sömürgeciliğine ardına kadar açmıştır.

III. George ve Paris Antlaşması (1763) Kazanılan bu muazzam küresel zaferlerin ortasında, 1760 yılında II. George ölmüş ve yerine torunu III. George (1760-1820) geçmiştir. İngiltere’de doğan ilk Brunswick hanedanı üyesi olan III. George, Whiglerden ziyade Torylere yakın duruyor ve Pitt’in savaş politikalarından hoşlanmıyordu. Savaşın bitirilmesini isteyen kralın ve Torylerin baskısıyla Pitt istifa etmiş, taraflar 10 Şubat 1763’te Paris Antlaşması’nı imzalamışlardır.

Bu antlaşma ile Büyük Britanya; tüm Kanada’yı, Mississippi Nehri’nin doğusunu ve Florida’yı sınırlarına katarak Kuzey Amerika’da Fransa’yı tamamen kıtadan atmış ve Hindistan’da kesin bir hakimiyet kurmuştur. Ancak dünyanın en büyük deniz ve sömürge imparatorluğunun kurulduğu bu şanlı zaferin bedeli çok ağır olmuş; İngiltere’nin ulusal borcu iki kattan fazla artmış ve yıllık gelirin yarısı borç faizlerine gitmeye başlamıştır.

 

4. BÖLÜM:

III. GEORGE DÖNEMİ, AMERİKAN BAĞIMSIZLIK SAVAŞI VE İMPARATORLUKTA KIRILMALAR (1760 – 1783)

III. George’un Tahta Çıkışı ve Yeni Siyasi Düzen 1760 yılında II. George’un ölümüyle tahta geçen torunu III. George (1760-1820), İngiltere’de doğan ilk Brunswick (Hannover) hanedanı üyesiydi. Önceki kralların aksine Whig partisinden ziyade Torylere yakın duruyor ve halkın desteğini alarak kraliyet otoritesini yeniden tesis etmeye çalışıyordu. III. George, eski özel hocası Bute Earlü ve Rockingham Markisi ile yönetici bir klik oluşturarak iktidarı kendi etrafında şekillendirmeye çabaladı. Yedi Yıl Savaşı’nın mimarı olan ve halk tarafından desteklenen William Pitt’ten (Yaşlı Pitt) nefret eden kral, savaşın bitirilmesini isteyerek onun istifasına giden süreci hazırlamıştı.

Kolonilerle Gerilim: Vergiler ve İsyanın Ayak Sesleri Yedi Yıl Savaşı’nda Fransızlara karşı İngiliz subaylarının komutasında savaşan Amerikan kolonileri, büyük bir tecrübe ve özgüven kazanmış; kuzeyden ve batıdan gelen Fransız ve İspanyol tehlikesinden de kurtulmuşlardı. Koloniler ulusal meclislere sahip özerk bir yapıda olsalar da, Yaşlı Pitt döneminden itibaren özerkliklerinin kısıtlanması ve parlamentoda temsil hakkı verilmemesi büyük bir hoşnutsuzluk yaratmıştı.

Savaşın yarattığı devasa ulusal borcu kapatmak amacıyla III. George ve Başbakan Lord North, kolonilere yeni vergiler (Damga Resmi Yasası, çay, kağıt ve tahıl vergileri) dayatmakta ısrarcı oldular. “Temsiliyet olmadan vergi olmaz” sloganıyla yükselen tepkiler, Mart 1770’te Boston’da Amerikalıların İngiliz askerlerine kartopu atarak başlattığı protestonun askerlerin ateş açarak beş kişiyi öldürmesiyle sonuçlanması üzerine (Boston Katliamı) zirveye tırmandı. 1773’te Doğu Hindistan Şirketi’nin elindeki çayları Amerika’ya gümrüksüz (ancak kolonilerdeki çay vergisini koruyarak) satmasına izin verilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Mohawk Kızılderilileri kılığına giren bir grup Bostonlu, İngiliz gemilerine çıkarak çayları denize döktü ve bu olay tarihe Boston Çay Partisi olarak geçti. Buna karşılık İngiltere, Boston limanını ticarete kapattı ve şehri cezalandırmak için 1774 Massachusetts Tüzüğü’nü çıkardı.

Bağımsızlık Savaşı ve 4 Temmuz 1776 Bildirgesi Artan baskılar üzerine koloni liderleri 1774’te Philadelphia’da toplanarak Kral III. George’dan yaptırımların ve askerlerin geri çekilmesini talep ettiler. Londra’nın bu talepleri reddetmesi ve Nisan 1775’te İngiliz ordusunun Concord’a saldırarak “minutemen” adı verilen yerel milislerle çatışmaya girmesiyle Amerikan Bağımsızlık Savaşı resmen başladı. Lexington ve Bunker Hill’de şiddetli çatışmalar yaşandı.

Uzlaşma umutlarının tükenmesiyle, Thomas Jefferson tarafından hazırlanan meşhur Bağımsızlık Bildirgesi 4 Temmuz 1776’da kongrede kabul edildi. Bildirge, tüm insanların eşit yaratıldığını ilan ediyor ve III. George’u “bir korkağın kalbiyle bir psikopatın ruhuna” sahip bir tiran olmakla suçlayarak özgür insanları yönetmeye ehil olmadığını duyuruyordu.

Savaşın Küreselleşmesi, Yorktown Hezimeti ve Bağımsızlık Savaşın ilk yıllarında İngiltere, Alman paralı askerlerini de (Hessian) kullanarak isyancılarla mücadele etti. Ancak 17 Ekim 1777’de İngiliz ordusunun Saratoga’da ağır bir yenilgi alarak 6.000 kişilik birliğiyle teslim olması savaşın kaderini değiştirdi. Bu hezimet, İngiltere’den çekinen Fransa’yı cesaretlendirdi ve Fransızlar 6 Şubat 1778’de Amerika ile resmi bir ittifak antlaşması imzalayarak savaşa dahil oldu. Ardından 1779’da İspanya (Cebelitarık’ı kuşatarak) ve 1780’de Hollanda’nın da İngiltere’ye karşı ittifaka katılmasıyla savaş küresel bir boyuta taşındı.

Fransız donanmasının desteğiyle güçlenen Amerikalı isyancıların komutanı George Washington, 1781’de Chesapeake Körfezi’ndeki Yorktown Muharebesi’nde İngiliz Generali Cornwallis’i kuşatarak teslim olmaya mecbur bıraktı. Bu haber Londra’ya ulaştığında Başbakan Lord North “Aman Tanrım, her şey bitti!” diyerek yıkılmıştı. Nihayetinde 3 Eylül 1783’te imzalanan Versay (Paris) Antlaşması ile Büyük Britanya, on üç Amerikan kolonisinin bağımsızlığını resmen kabul etmek zorunda kaldı.

İç Krizler, Gordon Ayaklanmaları ve Hindistan’daki Genişleme Amerika’nın kaybı ve artan ulusal borç, Kral III. George’un otoritesini ciddi şekilde sarsarken İngiltere içinde de büyük çatlaklar yarattı. Savaşın en hararetli dönemi olan 1780’de, İrlanda’daki yoksulluğu hafifletmek için Katoliklere yönelik mütevazı bir iyileştirme kararı, Londra’da Gordon Ayaklanmaları adı verilen devasa bir Katolik karşıtı isyanı tetikledi. Yaklaşık 60.000 kişinin katıldığı ve günlerce süren taşkınlıklarda 200’den fazla insan hayatını kaybetti.

Britanya batıdaki en önemli mücevherini kaybederken, doğudaki imparatorluk yürüyüşünü sürdürmekteydi. 1774’te Hindistan Genel Valisi olan Warren Hastings, Doğu Hindistan Şirketi’nin bölgedeki topraklarını genişleterek Meysur Devleti’nin saldırılarını savuşturdu. Ancak ardı arkası kesilmeyen savaşların maliyeti ve yerli halka yönelik haksız uygulamalar nedeniyle büyük tepki toplayan Hastings, 1785’te istifa etmek zorunda kaldı.

Yorktown yenilgisinin ardından Lord North’un düşmesiyle yıkılan eski siyasi düzenin yerine, Kral III. George çareyi Yaşlı Pitt’in henüz 24 yaşındaki dahi oğlu Genç William Pitt‘i 1783 yılında başbakanlığa getirmekte buldu. Genç Pitt, devasa borçlarla ve kaybedilmiş bir kıtayla devraldığı Britanya İmparatorluğu’nu Sanayi Devrimi’nin ve yeni küresel ticaretin dinamikleriyle yeniden inşa etmeye başlayacaktı.

 

5. BÖLÜM:

ENDÜSTRİ DEVRİMİ, FRANSIZ İHTİLALİ’NİN ETKİLERİ VE İRLANDA İLE BİRLEŞME (1783 – 1801)

Amerikan kolonilerinin kaybından sonra Başbakan Genç William Pitt idaresindeki Büyük Britanya, devasa borç yüküne rağmen Sanayi Devrimi’nin dinamikleriyle hızla toparlanmış ve yeni bir küresel imparatorluk inşa etmeye başlamıştır. Bu dönem, hem içeride ekonomik bir mucizeye hem de dışarıda Fransız İhtilali’nin yarattığı varoluşsal tehditlere sahne olmuştur.

Endüstri Devrimi ve Sosyo-Ekonomik Dönüşüm 18. yüzyılın son çeyreği, İngiltere’de el emeğinden makineleşmeye ve fabrika sistemine geçilen Endüstri (Sanayi) Devrimi’nin şafağıdır. Bu devrimin en önemli itici gücü, enerji kaynağı olarak ormanların tükenmesi üzerine kömürün devreye girmesiydi; nitekim demiri eritmek için kömür kullanımı 1740’lardan itibaren demir sanayisini yeniden canlandırmıştı.

Teknolojik buluşlar birbirini izledi. 1764’te James Hargreaves’in icat ettiği ve kızının adını verdiği çoklu eğirme makinesi “Spinning Jenny”, dokuma işçilerinden çok daha hızlı üretim yapabiliyordu. 1771’de ilk dokuma fabrikası kuruldu. Ancak döneme asıl damgasını vuran buluş, 1769-1784 yılları arasında İskoç mühendis James Watt’ın buhar makinesini geliştirmesiydi. Üretimi su gücüne bağımlı olmaktan kurtaran ve enerjiyi taşınabilir hale getiren bu icat sayesinde fabrikalar hızla çoğaldı, kasabalar büyüdü ve İngiltere’nin fakir kuzey bölgeleri zenginleşerek kalabalıklaştı.

Bu ekonomik patlamanın ağır sosyal bedelleri de oldu. Fabrika sisteminin büyümesiyle işgücüne duyulan devasa ihtiyaç, kadınların ve çocukların yaygın olarak ve ağır şartlarda istihdam edilmesine, özellikle çocuk yaşamının büyük zarar görmesine yol açtı. Kırsalda ise “çit çevirme” (enclosure) hareketiyle toprakların büyük çiftliklere dönüşmesi, orta sınıf köylüleri yerlerinden ederek şehirlere veya Amerika’ya göç etmeye mecbur bıraktı.

Fransız İhtilali, Savaşlar ve İç Baskılar Büyük Britanya endüstrileşirken, Kıta Avrupası 1789 Fransız İhtilali ile sarsıldı. 1792’de Fransa’da cumhuriyetin ilanı ve kralın idamı, monarşiyle yönetilen tüm Avrupa saraylarında büyük bir korku yarattı. Başlangıçta Başbakan William Pitt, İngiltere’nin mali ve ekonomik sorunlarını çözmeye odaklanmak için Kıta’daki bu çatışmalardan uzak durmayı (klasik Tory politikası) tercih etti. Ancak 1793’te Fransa’nın İngiltere için kırmızı çizgi olan Belçika’yı (Flandre bölgesi) ele geçirmesi ve Amerikan İhtilali’nin intikamını alma düşüncesi, Büyük Britanya’nın 1 Şubat 1793’te Fransa’ya resmen savaş ilan etmesiyle sonuçlandı.

İçeride ise ihtilal fikirlerinin İngiliz halkına sıçramasından korkan Başbakan Pitt, son derece baskıcı bir rejim kurdu. Muhaliflerce “Pitt’in Terörü” olarak adlandırılan bu dönemde, Habeas Corpus (yargısız tutuklama yasağı) askıya alındı, isyana teşvik edici toplantılar yasaklandı ve vatana ihanet kapsamı genişletildi. Uzayan savaşın devasa maliyetini karşılamak için, Büyük Britanya tarihinde ilk kez gelir vergisi uygulandı,. Bu zorlu savaş yıllarında İngiliz donanmasının üstünlüğü, Amiral Horatio Nelson’un 1798’de Nil (Abukir) Muharebesi’nde Fransız donanmasını yok etmesi gibi görkemli zaferlerle perçinlendi.

1798 İrlanda İsyanı ve Birleşik Krallık’ın Doğuşu Dışarıdaki savaşın en büyük yansıması İngiltere’nin Kelt sınırında, İrlanda’da yaşandı. Nüfusu hızla artan ve İngiltere tarafından bir sömürge gibi yönetilen İrlanda’da, İngiliz Protestan sistemine karşı büyük bir öfke birikmişti,. 1791’de Theobald Wolfe Tone ve Lord Edward Fitzgerald gibi Fransız Devrimi’nden etkilenen Protestan liderlerin öncülüğünde kurulan Birleşik İrlandalılar Derneği (United Irishmen), Katolikleri ve Ulster Presbiteryenlerini tek çatı altında toplayarak İrlanda Parlamentosu’na her inançtan insanın girmesini sağlamayı hedefledi.

Fransa’nın da desteğini alan bu radikal hareket, 1798’de büyük bir isyan başlattı. Ancak İngiliz hükümeti sıkıyönetim ilan ederek isyanı kanlı bir şekilde bastırdı; Fitzgerald vurularak öldürüldü, Wolfe Tone ise idam edilmeden önce intihar etti,.

Bu tehlikeli isyanın ardından Başbakan William Pitt, İrlanda’nın İngiltere’ye anayasal olarak tamamen bağlanması gerektiğine karar verdi. 1800 yılında hem Londra hem de Dublin parlamentolarında kabul edilen Birlik Yasası (Act of Union) ile İrlanda Parlamentosu feshedildi ve İrlanda’nın Westminster’a 100 milletvekili ve 32 lord göndermesi kararlaştırıldı,. İrlanda ve İngiltere kiliseleri de birleştirildi.

1 Ocak 1801 tarihinde yürürlüğe giren bu yasa ile 1707’de kurulan Büyük Britanya Krallığı’nın adı “Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı” olarak değişti ve yeni bir devlet yapısı doğdu. Pitt, bu birleşmeyi sağlamlaştırabilmek için İrlandalı Katoliklere seçilme ve oy hakkı (Katolik Özgürleşmesi / Emancipation) verilmesini planlamıştı. Ancak Kral III. George bu hakkı onaylamayı kesin bir dille reddedince, Başbakan Pitt 1801 yılında istifa etmek zorunda kaldı.

 

İDARECİLER

MONARKLAR (KRAL VE KRALİÇELER)

  • Kraliçe Anne (1702 – 1714)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: Ö. 1 Ağustos 1714.
    • Yönetim Tarihi: 1702’de İngiltere Kraliçesi olarak tahta çıktı; 1707 Birlik Yasası ile Büyük Britanya’nın ilk hükümdarı oldu.
    • Dönemin Olayı: Saltanatı, İngiltere ve İskoçya’nın resmen birleşmesine (1707) sahne oldu. Ayrıca Fransa’nın genişlemesini durduran İspanyol Veraset Savaşı ve Marlborough Dükü’nün tarihi Blenheim zaferi bu dönemde gerçekleşti. Dönem, Cebelitarık ve Kuzey Amerika’da İngiltere’ye muazzam topraklar kazandıran Utrecht Antlaşması (1713) ile taçlanmıştır. Ölümüyle Stuart hanedanı sona ermiştir.
  • I. George (1714 – 1727)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: D. 1659 (Tahta çıktığında 55 yaşındaydı) – Ö. 1727.
    • Yönetim Tarihi: 1714 – 1727.
    • Dönemin Olayı: Tahtı Uzlaşma Yasası gereği devralan ilk Alman kökenli (Hannover) kraldır. İngilizce bilmemesi ve zamanının çoğunu Almanya’da geçirmesi, İngiliz Kabine (Bakanlar Kurulu) sisteminin bağımsız bir güç kazanmasına ve Başbakanlık kurumunun doğmasına yol açmıştır. 1715’teki ilk büyük Jacobite isyanı ve binlerce kişiyi iflasa sürükleyen 1720 Güney Denizi Balonu (South Sea Bubble) ekonomik krizi onun döneminde yaşanmıştır.
  • II. George (1727 – 1760)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: Ö. 1760.
    • Yönetim Tarihi: 1727 – 1760.
    • Dönemin Olayı: Askeriyeye oldukça meraklı bir kraldı. 1743 Dettingen Muharebesi’nde savaş alanında ordusuna bizzat komuta ederek, ordusunun başında bizzat savaşan son İngiliz monarkı unvanını almıştır. 1745’teki Prens Charlie önderliğindeki Jacobite İsyanı’nın Culloden’de kesin olarak ezilmesi ve küresel bir imparatorluğun önünü açan Yedi Yıl Savaşı’nın (1756-1763) başlaması bu döneme rastlar.
  • III. George (1760 – 1820)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: D. 1738 – Ö. 1820.
    • Yönetim Tarihi: 1760 – 1820 (Büyük Britanya Krallığı’nın 1801’de Birleşik Krallık’a dönüştüğü süreci de kapsar).
    • Dönemin Olayı: Saltanatının başlarında Paris Antlaşması (1763) ile İngiltere’nin dünyanın en büyük gücüne dönüşmesini görmüş; ancak sonrasında alınan yanlış siyasi kararlar ve konulan vergiler yüzünden Amerikan Bağımsızlık Savaşı çıkmış ve devasa Amerikan kolonileri kaybedilmiştir. Ayrıca 1780’deki Katolik karşıtı devasa Gordon Ayaklanmaları ve sonrasında Fransız İhtilali’nin İngiltere üzerindeki sarsıcı etkileri ile 1801’de İrlanda ile İngiltere’yi birleştiren Birlik Yasası (Act of Union) onun döneminde gerçekleşmiştir.

DÖNEME DAMGA VURAN BAŞBAKANLAR

Bu dönemde modern anlamda “Başbakan” (Prime Minister) kurumu doğmuş ve ülkenin fiili idaresi monarktan çok başbakanların eline geçmiştir.

  • Robert Walpole
    • Yönetim Tarihi: 1721 – 1742.
    • Dönemin Olayı: İngiltere tarihinin ilk başbakanı olarak kabul edilir ve Whitehall’daki ünlü 10 Downing Street’e yerleşen ilk siyasetçidir. Güney Denizi krizini toparlamış, sanatı ve ticareti teşvik ettiği “Walpole’un Barışı” adı verilen parlak bir ekonomik iyileşme dönemi yaşatmıştır. Ancak artan savaş çığlıklarına direnemeyip İspanya’ya savaş ilan edilince 1742’de görevi bırakmak zorunda kalmıştır.
  • William Pitt (Yaşlı/Büyük Pitt)
    • Yönetim Tarihi: 1756’dan itibaren Yedi Yıl Savaşı sırasındaki fiili devlet yöneticisi (resmi olarak Hariciye Nazırı).
    • Dönemin Olayı: Yedi Yıl Savaşı’nda tüm stratejiyi değiştirerek İngiliz donanmasına küresel boyutta saldırma emri vermiş, 1759’da Kanada ve Hindistan’ın İngiliz İmparatorluğu’na katılmasını sağlayan “Mucizeler Yılı” zaferlerinin doğrudan mimarı olmuştur. III. George’un baskılarıyla 1761’de istifa etmiştir.
  • Lord North
    • Yönetim Tarihi: 1770 – 1782.
    • Dönemin Olayı: III. George’un sadık müttefiki olarak, Amerika’daki kolonilere çay ve damga vergisi dayatılması gibi radikal kararların ardındaki isimdir. Boston Çay Partisi (1773) ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı boyunca hükümeti yönetmiş, 1781 Yorktown Hezimeti haberi gelince “Aman Tanrım, her şey bitti!” diyerek 1782’de istifa etmiştir.
  • William Pitt (Genç Pitt)
    • Doğum/Ölüm Tarihi: D. 1759 – Ö. 1806.
    • Yönetim Tarihi: 1783 – 1801 (İlk dönemi).
    • Dönemin Olayı: Sadece 24 yaşında başbakan olmuştur. Amerikan kolonilerinin kaybından sonra harap durumdaki ekonomiyi Sanayi Devrimi’nin verimiyle ayağa kaldırmıştır. Fransız İhtilali’nin İngiltere’ye sıçramaması için “Pitt’in Terörü” adı verilen aşırı baskıcı bir rejim kurmuş, savaşları finanse etmek için İngiltere tarihinde ilk defa Gelir Vergisi’ni ihdas etmiştir. Ayrıca İrlanda Parlamentosunu feshedip 1801’de Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı’nın kurulmasını (Birlik Yasası) sağlayan devlet adamıdır.

 

🏁 YIKILIŞ:

Olay: İrlanda Birlik Yasası (Acts of Union 1800). Tarih: 1 Ocak 1801. Açıklama: İrlanda'da 1798'de çıkan ve Fransız Devrimi'nden ilham alan büyük isyanın bastırılmasının ardından, Londra hükümeti İrlanda Parlamentosu'nu lağvetme kararı almıştır. İrlanda'nın doğrudan Westminster'a bağlanmasıyla Büyük Britanya Krallığı sona ermiş, yeni bir anayasal formata geçilmiştir.

🗺️ Dünya Tarihi