13 Eylül Salı

Kakanj'dan, yıllar önce oldukça büyük bir yerleşim yeri iken şimdi ancak on veya on iki evi kalmış olan Blachoua köyüne gittik. Bosna 1 nehrine varıp üzerinden geçtik. Murat Voyvoda yaklaşık 130 tam donanımlı ve gösterişli atlısıyla efendilerimizi karşılamaya geldi. Onları çok güzel ve saygın bir şekilde karşılayarak Khomalza adında küçük bir köye kadar eşlik etti; geceyi orada geçirdik. Yaklaşık bir buçuk saat sonra efendilerimiz, tüm hizmetkârlarıyla birlikte Bosna Krallığı'ndaki Hüsrev Paşa'nın 2 huzuruna çıkmak üzere yola koyuldular. Birkaç heybetli Türk atlısı onlara öncülük ediyordu. Paşa, bizim bulunduğumuz köyün biraz yukarısında, Glavogodina 3 adındaki başka bir köydeydi. Onun konakladığı karargâha yaklaştığımızda efendilerimiz atlarından indiler; altın, kadife ve ipek kumaşlar içinde, sarıklar ve altın sırmalı başlıklarla en gösterişli şekilde süslenip donatılmış olan Türk askerlerinin oluşturduğu iki uzun safın arasından yürüyerek geçtiler.

..Efendiler 4 ilk safı geçip, güzel yeşil yapraklardan yapılmış ve içinden küçük bir derenin aktığı otağa 5 geldiklerinde, Paşa'nın iki baş mabeyncisi başlarını eğerek ve açık ellerini kendi göğüslerine koyarak efendileri son derece saygıyla selamladılar. Efendiler de onlara aynı şekilde karşılık verdiler. Ardından içeriye, otağa girdiler. Orada, oldukça iri yarı ve şişman bir adam olan Paşa 6, büyük bir ihtişam içinde, yerde çimenlerin üzerine serilmiş güzel bir halının üzerinde oturuyordu. Efendileri büyük bir saygıyla ve çok güzel bir şekilde karşıladı, yanına oturmalarını buyurdu. Onlarla yaklaşık iki saat boyunca konuştular ve ardından tekrar konakladıkları yere döndüler.