17 Ekim Pazartesi
İkinci Çekmece'den yola çıkıp küçük bir tepeyi aştık, tekrar vadiye inip küçük bir yüksekliğe tırmandık. Orada, Türk padişahının maiyetinden yaklaşık yüz kişi bizi karşılamaya geldi. Ardından bize Konstantinopolis 1 şehrine kadar eşlik ettiler. Şehrin içinde iyi bir saat at sürdükten sonra konaklayacağımız yere 2 ulaştık ve Tanrı'nın adıyla bir süre orada kaldık.
…Salı günü Konstantinopolis'te Kervansaray 3 dedikleri konağımıza vardığımızda, arkamızdan evin 4 kapıları derhal kilitlendi ve kimsenin yanımıza gelmesine izin verilmedi. Sadece iki yiğit Türk yanımızda kaldı; biri Buchajdan Heyradin 5 adında iri yarı, yaşlı bir adam, diğeri ise Akuchen 6 adında çok iyi, nazik ve saygıdeğer genç bir adamdı. Padişah'ın kesin emri gereğince bizi çok büyük bir özenle korudular. Ayrıca birkaç hizmetkâr da, Padişah'ın nizamı uyarınca, uygun bir şekilde talep ettiğimiz tüm ihtiyaçlarımızı özenle getirmekle görevliydi. Öyle ki, kendi Alman yemeğimiz hariç hiçbir eksiğimiz olmadı.
Uzun köprüden Konstantinopolis'e kadar olan bölge ve daha ötesi Yunan 7 topraklarıdır. Bütün şehirlerde, pazarlarda ve köylerde pek çok Yunan 8 yaşamaktadır. Onlar hâlâ Hristiyan inançlarını, bayramlarını, kiliselerini, rahiplerini, nizamlarını ve kurallarını çok büyük bir özenle korumaktadırlar. Onlar da Türk sarığı 9 takarlar ama sadece mavi renklisini; ve gerçek Türklerden ayırt edilebilmeleri için saçlarını uzatırlar.
Hristiyan inançları yüzünden Türklerin elinden gerçekten büyük bir baskı ve eziyet çekmektedirler; zira onlar, ağır ve çetin bir hizmetkârlığa, günlük vergilere ve dayanılmaz haraçlara tabi tutulmuşlardır. Öyle ki, bunu bizzat duyduğum ve gördüğüm üzere, sık sık ve defalarca iç çekip gözlerini gökyüzüne dikerek Her Şeye Gücü Yeten Merhametli Tanrı'ya şikâyet edip kederli bir şekilde şöyle dediler: "Bunca acı çekmek zorunda kalışımız tamamen kendi suçumuzdur; bu yüzden bu kudurmuş ve tiran 10 köpeklerin, Türklerin boyunduruğu altına girdik." Onlara 'nasıl ve neden' diye sorduğumda bana şu cevabı verdiler:
"Türkler henüz sadece etrafımızdaki krallıkları, kasabaları, ülkeleri, bölgeleri ve şehirleri ele geçirip boyunduruk altına alırken; biz bunu açıkça görüp 'Bizim ülkemizin başına da aynısı gelecek' dediğimizde, efendilerimiz ve yöneticilerimiz bize 'Bundan bir şey çıkmaz, Türkler koca Yunanistan'ı 11 ele geçirmeden önce tüm dünyayı fethetmeleri gerekir' diyerek meseleyi hafife aldılar. Öyle ki o 12, o doymak bilmez açgözlülüğü ve boğazıyla sadece koca Yunanistan'ı veya dünyanın diğer iki kıtasını 13 değil, neredeyse Avrupa'nın da yarısını ele geçirdi. Bu yüzden, ey asil ve dindar adamlar! Durumu kendi lehinize iyi değerlendirin ve 'Türkler bize gelene kadar daha çok yeri alması gerekir' demeyin; zira biz de aynısını söylemiştik ama ne yazık ki o bize çok yaklaştı. Yöneticileriniz kendi aralarında iyi bir birlik sağlasınlar. Kardeşine karşı öfkesini kaldırması ve altında ezildiğimiz bu ağır yükü kendi lütfu ve merhametiyle hafifletip kolaylaştırması için Tanrı'ya dua edin. Çünkü zavallı ve sefil Hristiyanlık, bu kan emici tazının, yani Türklerin 14 hüküm sürmeye başlamasından bu yana öyle aşağılık, ağır ve utanç verici bir duruma düşürüldü ki; onlar için Hristiyanları katleden bir katil, hırsız, soyguncu veya boğazlayıcı olmak, bir Hristiyandan çok daha onurlu ve güzel bir şeydir."
An Erichtag den im Januarü/vonn Patriffa
An Erichtag den im Januarü vonn Patriffa nachdem waffer Maritza gezogenn etlichdörffer durchgezogenn kommengen Belloua aldadelibenn. - - Am Mitwochen denüJanuar von Beloua durch zwo Cliffura vnndnachmalsinn einaychitt holz kommen züeiner Toplitz genant Castanitza pana alda belißen. - - waffrügezogen wber einen langennpergin fähnee gen Samakouomarckt alda beliben. :
