Ana Sayfa / Esmer Kronik / Türk Kroniği / 2. Kitap / 6. Bölüm — Osmanlı Düğün Ritüelleri: Çeyiz, Kına ve Eğlence

2. Kitap

6. Bölüm — Osmanlı Düğün Ritüelleri: Çeyiz, Kına ve Eğlence

Mehir 1, Kına Gecesi Ritüeli ve Batılı Gözlemcinin Şaşkınlığı. Bugünkü Türklerin evlilik âdetleri bir tür pagan karnavalı veya şarlatanlık oyunu 2 gibidir. Bir erkeğin kadına karşı arzusu uyandığında, onu babasından ister. Baba kabul ederse, damadın gücüne göre Chebin 3 denilen bir miktar para talep eder. Hristiyanlarda kadınlar kocalarına çeyiz getirirken, Türklerde tam tersi işler; erkek, kızı evden çıkarmadan önce kadına mehir ödemek zorundadır. Baba, bu parayla kızının giysilerini ve süslerini alır. Düğün yaklaşınca gelinin annesi ve akrabaları kapı kapı dolaşarak duruma göre yüz veya iki yüz kadını düğüne davet eder. Damadın babası ise şekerlemeler ve Chena 4 denen baharat tozunu, üzeri işlemeli örtülerle kaplı gümüş tepsiler 5 içinde çocuklarla kız evine yollar. Erkek tarafı havai fişekler 6 patlatırken kadınlar kız evinde halılar ve minderler üzerinde toplanır. Gelin ortaya oturtulur, arp 7, viyola ve keman gibi çalgılarla gece yarısına kadar çalınıp söylenir. Gece yarısı gelin hamama götürülür. Orada kına 8 tozu sıcak suyla yoğrulup gelinin saçına, ellerine 9 ve dizlere kadar bacaklarına çiçek desenleri çizilerek sürülür. Bir saat sonra kuruyan kına yıkanır ve ciltte altından bile daha sarı/parlak bir iz bırakır. Şarkılar, türküler eşliğinde dans ederler ve horozlar öttüğünde "Caccialum, Caccialum" 10 diye bağırarak dağılırlar. Ertesi gün, damadın en yakın sağdıcı 11 gelini almaya gelir. Gelin kırmızı taftalarla örtülü bir ata bindirilir, çeyizleri katırlara yüklenir. Kadınlar, damadın ancak dişleriyle çözebileceği kadar sıkı düğümlenmiş kırmızı ipek çorapları gelinin bacaklarına geçirirler. Gelinin üzeri, dört gencin tuttuğu süslü bir gölgelikle örtülür. Damadın evine gelindiğinde, sağdıç damadı, Tengegola 12 adlı bir kadın da gelini soyar. Ancak Hristiyan ahlakına zıt olarak, Türkler bir kadınla yetinmez, çocuk yapamıyorsa eşini kovar ve başkasını alır; adeta hayvanlar ve paganlar 13 gibi yaşarlar.

Öldürmenin Haramlığı, Kabil'in Laneti ve Cehennemin İlk Konuğu. Sekizinci ve son İslami yasa, insanın elini bir başkasının kanına bulamasını 14 yasaklar. Kur'an'a göre 15 cinayet, Tanrı'nın en nefret ettiği günahtır. Dünyada işlenen bu ilk suç, sırf kurbanı Tanrı tarafından daha çok beğenildiği için, kıskançlıktan dolayı lanetli Kabil 16 tarafından kardeşi Habil'e 17 karşı işlenmiştir. Dünyayı insan kanıyla bulayan Kabil, kıyamet gününde cehenneme 18 giren ilk kişi olacaktır. Onun ardından yeryüzünde cinayet işleyen herkes gidecektir. Cinayet işlendiğinde maktulün kanı yerden göğe doğru çığlık atar ve Tanrı'nın adaletini talep eder. Hıristiyan yazar burada okuyucusuna şu soruyu sorar: "Türkler sadece doğaya uyarak cinayeti böyle büyük bir günah sayarken, Tanrı'nın iradesini bilen biz Hristiyanlar cinayetten ne kadar uzak durmalıyız?"