Ana Sayfa / Esmer Kronik / Türk Kroniği / 2. Kitap / 37. Bölüm — Sultan Yemeği, Yatak Hazırlığı

2. Kitap

37. Bölüm — Sultan Yemeği, Yatak Hazırlığı

Yukarıda kendilerinden Chilergi 1 yani Aşçılar/Çeşniciler olarak bahsedilen on beş genç kalfa iki masa 2 kurarlar. Birine, içinde İmparator'un ekmeği bulunan ekmek sepetini koyarlar; diğerine ise gümüş ve altından yapılmış pek çok kap/kase yerleştirirler. Bu kaseler çok çeşitli harika içeceklerle; yani Giulep 3, ayarlanmış şeker şerbetleri ve benzeri içeceklerle doludur. Bunların yanında, başka küçük tepsiler ve kâseler içinde nane, menekşe ve benzeri ot ve meyvelerden, şekerle kendi tarzlarında yapılmış pek çok baharatlı tatlı ve şekerleme 4 bulunur. Tüm bunları Türk'ün 5 yemek yiyeceği odasına taşırlar. Getirdiklerini öncelikle, bunları onlardan teslim alacak olan Hadımlara 6 tattırmak zorundadırlar, ardından muhafaza etmeleri için onlara teslim ederler. Daha sonra Ceſignir Baſcia 7 elinde bir asayla mutfağa gider; orada yemekleri taşımakla görevli tüm Ceſignirleri 8 bulur. Her birinin elinde altından veya gümüşten bir kapakla örtülmüş, porselenden yapılmış büyük bir kâse veya sahan bulunur; bunların içi yemekle doldurulur ve her biri ahşap bir kaşık taşır. Aşçılar tüm bu yemekleri 9 önceden onlara tattırmak 10 zorundadırlar. Sonra kendi Mareşallerini veya Ceſignir Baſciayı takip ederek yemeklerle birlikte Türk'ün yemek yiyeceği odaya kadar giderler. Yemekler hazır olduğunda Türk yere oturur, bacaklarını son derece zarif ve edepli bir şekilde çaprazlama 11 bağlar. Üç içoğlanı uzun bir masa örtüsü sererler, bir diğer ince örtüyü de dizlerinin üzerine örterler. Ceſignir Baſcia onun önünde diz çöker ve ona sofrada hizmet eder. Sonra Çeşnigirler sırayla gelir ve Ceſignir Baſcia'ya kendi sahanlarını uzatırlar, ellerinde sadece içine çeşni 12 atacakları kapağı tutarlar. Tüm bunlar olup bittikten sonra Ceſignir Baſcia, masa örtüsünün üzerine deriden yapılmış, fıçı kapağına benzeyen yuvarlak bir şey serer; yemekleri bunun üzerine koyar. Bu Şam işi deriden yapılmış bir eşyadır ve sanki ahşaptan yapılmış, sertleştirilmiş ve düzeltilmiş bir tahta gibidir, adına Soffra 13 denir. Getirilen tüm yemekleri bu derinin üzerine yerleştirir ve Türk'ün hoşuna gideni alıp yiyebilmesi için durmadan döndürür. Türk'ün yemesi için bu yemeklerden iki bıçakla parçalar kesip ona uzatır; gerçi Türkiye'de önden kesmek 14 pek adet değildir, zira onlar tüm yemeklerini küçük parçalara kesilmiş halde pişirirler 15. Türk bir şey içmek istediğinde, o üç gençten biri bunu ona Hint cevizinden 16 yapılmış, altınla kaplanmış, altlığı büyüyen yeniay şeklinde olan ve her iki tarafı güzel zümrütlerle bezenmiş bir kasede sunar. Türk İmparatoru her zaman tek başına yer ve yemek sırasında bahsedilen o görevliler dışında hiç kimse odasına giremez. Etrafta altın ve gümüşten yapılmış tüm o takımlar bulunmasına rağmen onlardan yemez; onları sadece yabancı Ambaſciatorlar 17 ve delegeler için kullanır 18. Günde iki kez; sabah erken ve akşamları yer, ancak kışın sadece iki kez yer 19. Yemekten sonra bir süre soytarıların/güreşçilerin nasıl şakalaştığını 20 izler ve ardından dinlenmeye çekilir.

Türk İmparatoru'nun uyuma veya dinlenme zamanı ve saati yaklaştığında, Kämmerer'leri/İçoğlanları 21 Türk'ün uyumayı adet edindiği odaya girerler. Bu odada veya dairesinde, gün boyunca yapılmış/kurulmuş hiçbir yatak görülmez; sadece odanın köşelerinde veya kenarlarında kırmızı 22 kadifeden üç küçük şilte/matara 23 durur; bunlardan ikisi pamuk, diğeri tüyle doldurulmuştur. Bunların yanında kırmızı ipekten iki güzel yorgan ve aynı şekilde üç baş yastığı veya minderi konmuştur; bunların kenarlarından yeşil püsküller sarkar ve üzerlerinde altın düğmeler dikilidir. Bu şilteleri yere sererler; önce zeminin/döşemenin üzerine bazı hasırlar 24 koyarlar. Bunların üzerine halı 25 ve kilimleri 26 sererler; sonra pamuklu olan şilteyi 27, ardından tüylü olanı, son olarak da diğer ikisinden biraz daha ince olan pamuk dolgulu üçüncü şilteyi sererler. Bu üçü üst üste konduğunda yaklaşık normal bir arşın 28 yüksekliğine ulaşır; bunun üzerine temiz keten çarşaflar ve değerli yorganlar sererler. Son olarak da baş yastıklarını ve minderleri koyarlar. Yatağı duvarlardan biraz uzağa, etrafından dolaşılabilinecek şekilde kurarlar. Yatağın dört köşesine, her birine veya yanına, üzerinde beyaz mumdan yapılmış dört büyük mum bulunan gümüşten büyük ve yüksek bir şamdan yerleştirirler. Yatağın üzerine de, ipekten ve özellikle bu iş için yapılmış kordonlar ve iplerle gerilmiş, parlak ve saf altın sırmayla örülmüş güzel bir gölgelik veya örtü 29 çekerler ki bu tüm yatağı kaplar. Her şey böylece hazırlandığında, mumları veya meşaleleri yakarlar ve İmparator'a dönmek için oradan ayrılırlar. İmparator odaya girdiğinde, onu gömleği kalana dek soyarlar ve gömleğinin üzerine kolları dirseklerine kadar dar olan temiz beyaz bir giysi giydirirler; sonra onu uyumaya bırakıp oradan ayrılırlar. Bir yastığı omuzlarının/koltuk altlarının arasına, diğer ikisini ise başının altına koyarlar; uyumak için döndüğü taraftaki iki mumu söndürürler. Ve bunu o on beş İçoğlanı sırayla yapmak zorundadır; padişah uyuduğu sürece gece boyunca etrafında daima beşer beşer nöbet beklerler. Bu Büyük İmparator'un sarayı ve tuttuğu maiyeti hakkında şimdilik bu kadarı yeterli. Şimdi Sırada: