40. Bölüm — Tekrar Bölümü Girişi
Değerli Okuyucu, bu bölümde, birinci kitapta yukarıda bahsedilen ve Zitzimi'nin 1 kaçarken kardeşi Bayezid'e yazdığı kehanetin nasıl doğrulandığı ve gerçek olduğu ele alınacaktır. Her ne kadar burada, bu son kısımda 2 anlatılacak olan şeylerin pek çoğu birinci kitapta zaten zikredilmiş olsa da, dikkatli okuyucu bunların gereksiz bir gevezelik ve lüzumsuz bir zahmet/tekrar olduğunu düşünmemelidir. Zira bunu yapmamın özel nedenleri ve sebepleri vardır, bu yüzden dışarıda bırakılmamalıydı. Çncelikle, bu kitabı İtalyanca yazan Cenevizlinin 3 bizzat Türkiye'de görüp tecrübe ettiği şeyleri kısaltmak ve eksiltmek bana uygun düşmezdi. Zira Bayezid'in oğulları arasındaki tüm bu olaylar onun zamanında yaşanmıştır. Dahası, iyiliksever okuyucu bu sayede hakikatin temelini kavrayabilir ve görebilir: Hikâyeler ve tarihler, bazı ayrıntılar ve koşullar 4 açısından değişiklik gösterse de, genel olarak 5 birbirleriyle ne kadar güzel örtüşmektedir. Zira iki kişinin, her ikisi de bizzat orada bulunmuş olsa bile, aynı şeyi birebir aynı şekilde anlatması mümkün değildir. Bu durum tüm tarih yazarlarında görülür; biri bir olayı diğerinden farklı anlatır ve yazar, ancak ana olayın gerçekleşme biçimi her ikisinin de bahsettiği şekilde aynıdır.
Nitekim, çoğu zaman iki kişinin bir olayda veya savaşta bulunduğunu ve her şeyi gördüklerini, ancak birinin diğeriyle aynı olayı farklı bir şekilde anlattığını ve rapor ettiğini görürüz; fakat buna rağmen asıl ana meselede tamamen hemfikirdirler. Aynı şey burada da, baba Bayezid ile oğlu Selim 6 arasındaki savaş gibi pek çok noktada ve ayrıntıda görülecektir. Aynı şekilde oğul Corcuth'un 7 taç giyme töreni ve babanın elçisi Achomat'ın 8 burunlarının ve kulaklarının kesilmesi olayında da; her ne kadar bunlar ana hikayeden bir şey eksiltmese de böyledir. Bu nedenle iyiliksever okuyucu bunu gereksiz bir gevezelik ve lüzumsuz bir tekrar olarak görmesin, bilakis bir hikayenin diğerini açıkladığı ve bizzat izah ettiği bir açıklama 9 yazısı olarak kabul etsin.
Aslında ben bu son bölümü, tüm bu şeylerin de ele alındığı birinci kitabın içine dahil edebilir, böylece tarihlerin ve olayların düzenli bir şekilde yan yana durmasını sağlayabilir ve gereksiz tekrarlara yer vermeyebilirdim. Ancak bundan ona ait olanı alıp diğerine vermek, bundan çıkarıp ötekine eklemek istemedim. Zira Türk İmparatorlarının tarihlerinin birinci kitabını yazan Spanier 10, bunu Türklerden bahseden çeşitli tarih yazarlarından derlemiştir. Fakat bu yazar 11, yazdıklarını bizzat kendi gözleriyle görmüş, kulaklarıyla duymuş ve işin içinde tecrübe etmiştir. Bu yüzden, asıl olayın yanında o dönemde yaşanan bazı koşulları ve ayrıntıları biraz farklı tasvir etmektedir. İyiliksever okuyucuya, bu son bölümün girişinde işte bunları hatırlatmak istedim.
Orijinal metin bu bölüm için henüz eklenmedi.
